Her gün onun üstüne basıyordum, sadece ben basmakla da kalmıyor, bazı zaman iki üç kişi birden komşularla beraber bastığımızda oluyordu, ama o kadar sakin, o kadar munis, o kadar sabırlıydı ki gıkı bile çıkmıyordu. Hoş çıksa bile ne yapabilirdi ki bize? ''Adım Hıdır elimden gelen budur'' misali yaşamaya çalışıyordu.


Bazı zaman çok çalışmaktan yoruluyor ve devre dışı kalıyordu, işte o zaman bizim işimizde çok zora giriyordu, içinden çıkılmaz bir hal alıyordu. Onun yokluğu sinirlerimizi ve kaslarımızı bayağı bir geriyordu. Çalışırken teşekkür etmiyorduk da acaba ona mı bozuluyordu, diye de hep düşünmüşümdür? Hoş teşekkür etsek bile o teşekkürümüzü anlayacak kapasitede değildi ki... Buradan da anlayışı kıt diye bir yargıya varmayın sakın.


Kesinlikle zeka geriliği diye bir şey yoktu, çünkü zeka diye bir şey yoktu onda. Olmayan bir şeyinde geriliği olmaz haliyle, tıpkı bazı insanlarda da olduğu gibi... Komut verince çalışıyor, vermeyince de duruyordu. Sanki bizim emir erimiz gibiydi... Kesinlikle izin diye bir kavram yoktu onun için. Ancak apartmanda insan sayısı azaldığı zaman biraz daha az çalışıyordu haliyle, o zamanda mutlu oluyordu ve de dinleniyordu kendi halinde...


Onunla karşılaşınca herkes aynaya bakıyordu. Hiç bakmam ben aynalara, hatta aynalara küsmüşüm diyenler bile gayrı ihtiyarı aynaya bakmadan duramazdı. Evet, o bizim bilmem kaç yıllık asansörümüzdü, emektarımızdı, mutlaka her gün bir kaç kere üstüne bindiğimiz, indiğimiz güzel bir makineydi... Sevgi Kelebeğiydi o bizim için. Öyle ya yoksa dokuz katlı merdivenleri nasıl iner çıkardık?


Bazı zaman zibidi çocuklar ziyadesiyle inip çıkıp lüzumsuz yere yoruyorlardı onu, ama o yine de o çocuklara gıkını mıkını çıkartmıyor, yine de onları bağrına basıyordu bir şekilde... Kısacık bir yolculukta olsa aynı asansörde insan selamlaşıyor, hal hatır derken bir de bakmışsınız evinize gelmişsiniz. İçeride sizi bekleyenlere varsa hasret ve özlemle asansöre de bir teşekkürü borç bilip ediyorsunuz. Kim icat ettiyse atasına rahmet diyeceğiniz geliyor...


Sizin oturduğunuz apartmanlarda da eğer ki bir asansör varsa onunla iyi geçinmeye bakın hele de üst katlardan birinde filan oturuyorsanız. Asansöre bindiğiniz zamanda hemen cebinizden tarağınızı çıkartmayın canım, sonra da aynalar çatlar matlar, Allah muhafaza bir yerlerinize batar cam parçaları... En güzeli Asansör Terapi yapın aynanın karşısında. Geçin aynanın karşısında konuşun kendinizle, zaten kendiniz kendinize cevap veriyorsunuz, o da matrak oluyor bayağı... Hem ne demiş atalarımız '' Merdivenin zulmü varsa sevenin asansörü var (Ama para verirseniz.)'' Hangi atamız demiş diye de soracak olursanız orası meçhul, biri yumurtlamış işte...