Ben bu beter sigarayı bırakalı epey bir zaman oldu. İyi ki bırakmışım. Keşkelerim de var tabi, keşke hiç içmeseymişiz, ama oldu bir kere. Bir çoklarınız gibi bende arkadaş kurbanı oldum meşhur o cümleyle ''Yak yahu bir taneden bir şey olmaz.'' Oluyormuş işte bir taneyle...


Bizim Halil ile uzun yıllara dayanan arkadaşlığımız var. Bir türlü ona şu sigara meretini bıraktıramadım. Bir ara geçici olarak bıraksa da üç beş gün sonra yeniden başlıyor. ''Oğlum bırak şunu tekeli mi zengin edeceksin zaten Tekel de bizim değil yabancılara satıldı.'' diyorum, ama dediğimle kalıyorum. Ne yapmalı, ne etmeli de bunu sigaradan soğutup hayata tekrar kazandırmalı?


En sonunda kafamdan buldum. İddiaya gireceğiz. Birazda dolduracağım. Bakalım sonunda ne olacak? Döndüm Halil'e ''Oğlum sen bu sigarayı bırak sana bir takım elbise.'' Birden gözleri parlar gibi oldu. ''Tamam bırakalım da birader bir takım elbise kesmez başka başka neler vereceksin?'' Düşüneyim bakayım ''Ulan sana bir haftalık da deniz kenarı tatili ısmarlayacağım.'' gözlerinin parlaklığı iki katına çıktı bu sefer... O da ''Tamam ama caymak yok bırakırsam.'' tabi tabi diyerek konuyu bağladık...


Bir müddet geçtikten sonra, baktım günde üç paket sigara içen Halil sigarayı azaltmış bir pakete düşürmüş. Bende bayağı bayağı umutlanmaya başladım arkadaşım için. Kendi kendime ''Üç paketten bir pakete düştüyse bu kerata yakında da bırakma yoluna gidebilir.'' dedim... Genelde bir paket içen çoktur, ama üç pakette çok fazla be kardeşim neredeyse intihar etmenin başka bir çeşidi...


Yine bir aradayız döndüm ''Bak kardeşim bu can, bu dalak böbrek, akciğerler Allah'ın sana emaneti yarın Allah'ın huzuruna böyle mi çıkacaksın? Ben sana bunları temiz bir şekilde vermiştim sen hor kullanmışsın derse Allah ne diyeceksin?'' diye damardan girdim konuya... O an farkındayım kafasında şimşekler çakmıştır mutlaka. Kimin olsa çakar yani. Bir bıraksa zaten kendi de anlayacak ne kadar iyi bir şey yaptığını...


Sonra benimde kafamda başka şimşekler çaktı, aklıma bir fikir geldi. Hemen çaktırmadan hanımı Ayten Bacımı aradım. Hanımı da onun sigarasından çok mustarip kendisi içmediği için. Telefonda izah ettim '' Bak bacım senin yardımın ile buna bıraktıracağız sigarayı sen şimdi bir daha seni ne yanaktan ne de dudaktan öpmeyeceğim yatağıma da filanda  almayacağım bu sigarayı bırakmadan, diyeceksin ve buna Allah nasip ederse bıraktıracağız bu mereti.''


Planlamayı yaptık ve tıkır tıkır işlemeye başladı baktım bu iki üç gün sonra oflaya puflaya burnundan soluya soluya geldi bende hiç bir şeyden haberim yokmuş gibi ''Ne oldu birader derdin ne bir sıkıntın var galiba?'' dedim... Başladı anlatmaya kurtlarını dökmeye ''Ya sorma benim hanım sigarayı bırakmazsan yanıma yaklaşma diyor. Ben o kadar kötü mü kokuyorum? Bu gidişle bırakacağım galiba.'' Evet, plan tıkır tıkır işlemeye başlamıştı...


Nihayet mutlu son. Bir kaç gün sonra cebinden çakmağı da çıkartarak bana verdi ve ''Bu iş tamam birader üç gündür ağzıma sürmedim. Hazırla bakalım bana vadettiğin ödülleri.'' Gerçekten sevinmiştim. Ben de ''Tamam birader ödüller  hazır yeter ki sen bir daha başlama bu zıkkıma. Tabi tatil işi yaza şimdi olmaz o zaman bakarız.'' Arkadaşımın yüzüne de renk gelmişti üç dört günde. Biraz da iştahı açılmış ama, onu da halleder. Yazın da Mudanya da kayınçonun evinde bir hafta ağırlarız geçer gider. Tatil dedik de hangi deniz olduğunu söylemedik. Eeee, en ucuz Marmara, Akdeniz'i Ege'yi bir kalem geç, ne yapalım bizim gücümüzde ona yetiyor...