Od Almak Ateş Almaya Gelmek Şiirlerde Od Ateş
Osmanlıca Yazılışı od – اود
Od kelimesi Türkçe kökenlidir. Eski Türkçedeki “Öt” kelimesi günümüze ulaşırken od şekline dönüşmüştür. Bu kelimenin kullanıldığı ilk yazılı kaynak “ōt "ateş" anlamı ile Orhun Yazıtlarıdır. (735) [1]
Eski devrilerde ateş yakmak günümüzdeki kadar kolay olmadığından od yakmak, od taşımak veya komşuların komşulardan ateş od istemesi eski devrin hayatından oldukça önemliydi. Benzin, ispirto, kibrit, gibi kolay tutuşan nesnelerin olmadığı devrilerde ateş yakmak bir hayli zor bir işti. Eski devrin insanları ateş yakmak için çakmak taşına çelik vurarak, sert cisimleri bir birine sürterek kıvılcım çıkartırlar, talaş, çıra, kav parçaları, yonga gibi çabuk tutuşabilecek maddeleri üfleye üfleye ateşi yakarlardı.
Sonuçta ateş yakmak hayli meşakkatli bir işti ve eski devrilerde en çabuk tutuşacak şeyler ise kavdı. Kavlar, ağaçların tiftiklenmiş, hallerinden, çeviz ağaçlarının tiftiklenmiş ve kurutulmuş parçalarından, güneşte kurutulmuş, çaputlardan patlayıcı bir madde olan gühercileye batırılan ve kurutulan fitillerden yapılırdı.[2] Bu nedenle komşuda bir ateş varsa ondan ateş alıp gelmek daha kolay bir yoldu. Ancak ateş almak için gidilen kumaş, bez, kav vb çabuk söneceğinden ateşi alan çarçabuk evine dönmeliydi. İşte bu nedenle, “ od almaya gelmek, ateş almaya gelmek” deyimi çıkmıştı.
Eski devrin hayatında od, ocak, duman ve ateş oldukça önemli olduğundan bunlarla ilgili pek çok atasözü ve deyim ortaya çıkmış, od, ocak, duman, tütmek gibi sözcükler masallarda, destanlarda, türkülerde, edebi eserlerde ve şiirlerde oldukça sık yer almıştır. Ocağın yanması, dumanın tütmesi, huzurun, dirliğin ve saadetin işareti olarak görülmüş, ocağın yanması geniş manası ile mutluluk ve özgürlük işareti kabul edilmiştir. Ocağın yanması, bacanın tütmesi saadet alameti iken tersi durumlarda felaketi ifade eder. Ocağın batsın, ocağı sönmek, ocağı kör kalmak, ocağına incir ağacı dikmek, Ocağına darı ekmek, ocağını yakmak ( hem olumlu, hem olumsuz manada), ocak başında toplanmak, ocağını yeşertmek “ne od var ne ocak” gibi deyimler bunlardan bazılarıdır.
Kısaca edebi eserlerde od, ateş, ocak, yanmak, duman, tütün çok değişik şekillerde ve çok sık karşımıza çıkar. “ İt üren yere mi gidek, tütün tüten yere mi gidek ? “
Kim bana söğer ise
sHer dem dua kılam ana
Ocağıma kastedenin
Hak yandırsın ocağını Yunus Emre
Gönül kasrına geldikçe hayalin bir dem eğlenmez
Sanasın kim od almaya gelir bu kulbe-i gamdan
Necati
Āteş·i ġamdan yanubdur pākdür cismüm benüm
Bil ki şol bir āh·ı āteş-nākdür cismüm benüm Necati Bey
Âteş-i ‘ışkuñla başda dûd-ı âhum var benüm
Bir kızıl börk ile bir perr-i siyâhum var benüm Benli Hasan- Ahi -Dilsiz Danişment
Âteş-i hasretle bağrım der kebâb-ender-kebâb
Merhamet hengâmıdır ey mug kücâ câm-ı şarâb Nigârî ( Seyyid Mir Hamza -
Âşıkuñ sînesi âteş-kede-i cânı mıdur
Mahzen-i genc-i mahabbet dil-i vîrânı mıdur BEYÂNÎ - Enfî Ahmed Efendi
Kankı cânda od varını âh bilür
Başda ne yazılmışın ol şâh bilür Kadı Burhaneddin
Abı ateş haki baddan yaratdı
Bahsan nece şirin cannar gocalır Elesker ( Aşık Elesker)
Hey ağalar bir od düştü bağrıma
Bir ah çeksem derya dağı yandırır
Garip bülbül konar gül budağına
Bülbülün feryadı dağı yandırır Karacaoğlan
Bir od düştü ciğerimin başına
Imıl ımıl yanar söndüremedim
Bir bir ölmeyinen beyler biter mi
Koşana da yüce beyler koşana Kırşehir Türküleri
KAYNAKÇA
[1]https://www.etimolojiturkce.com/kelime/od
[2] A. Talat Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB, 1996, S. 388
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!