İkinci tür biz diyen söylem ve bilgi aktarım durumları
içindeki "gökle yeri genişletecek olan biziz" lafzı yine ilkinden
anlam zimmi meşruiyetiyle "tarımcı mülk sahibi monarşin (El) yapı ile
çoban (EL) yapı ittifaklı köleci büyümenin ve genişlemenin lafzıydı. Mülk
sahibi Eller birleşiminin lafzıydı.
İlk ön ittifaklı yapıların totem mesleği kodlu birleşen
hafızası unutulmuştu. Ama o dönemden kalan yerin yani Sümer’in ve göğün yani Akad’ın
bileşmesi ve genişlemesi söylemi; şimdiki monarşi söylemli meşrulaşmalara hem
sentez çevrimli tekrarın, hem geri beslenilmenin hafıza kaynağı olacaktı.
Geçmişteki inşaya dek geri beslenmeye meşruiyetini veren yer
gök kaynaklı lafzındaki yer ve gök söylemi; şimdiki toprak olan dünya olan ve
dünyanın çevresini sarmakla bulutlu, yıldızlı gök söylemi olma karşısında
mistik bir gizeme büründü. Bu gizem El 'in kendi kendisini tarif gücüne dönüşmüştü.
Kolektif hareket veya kolektif alan sağlatan, yakınlaşan,
anı ve ortak yaşam üzerinde yakın kılan, yakınsama ortaya koyan bir alan
hareketidir.
Monarşin oligarşin alan ya da monarşin, oligarşin hareket
kimini mülk sahibi yapıp çoğunluğu mülksüz kılmanın bağ hareketi ekseninde
sağlatma, yakınlaştırma içinde olmakla; anı ve birlikte yaşamayı din, iman
üzerinde gütme ile oluşan bir mülkiyet yakınlaştırması (uzlaşmazlık olmakla
ıraksatma) olmaktadır.
Monarşin yapı özel mülkiyete geçiş ve inşa dönemiydi. Kapasite
olarak toplumsal işleyişi bilen toplumsal işleyişi tanıyan yetenekti. Ama fiili
olarak küçük olmak, hâkim olmak, ihsas olup kökleşip yerleşmeleri için de geçici
olarak adeta tekil totem mesleği gibi bir hüviyete bürünmek zorundaydı.
Yine “O ve Biz” söylemine dönersek O olan monarşiler
birleşmesi şimdinin oligarşi gücünü ifade eden biz söylemiydi. Birleşen monarşilerin sentez gücü yeryüzüne
doğru genişleyen yayılan bir büyümeydi.
Geçmiş içinde üreten bir totem meslekle bileşmelerin lafzı
olan “biz” söylemi, gök ve yer gruplarının bileşmesiydi. Geri beslenme yasası;
geçmişe ait ortak yaşama ve ortak anıya hitap eden tekrarlarını yapar.
Geçmişin ortak hafızası içinde olmakla geri bağlanım yasası
gereği tekrarlanmasıyla her biri bir totem mesleği olan yer-gök kavramları da
şimdinin ortak yaşam ve anısı içinde yıldızlı sema ve gökyüzünün ifadesiydi.
Totem meslekli birleşme ve büyümeler, birleşim merkezlerinden çevresine doğru yani
yeryüzüne doğru bir yayılma bir genişlemeydiler.
Ön ittifaklı sürecin yer ve gök grupları sentezinden oluşan
büyüme, genişleme, yayılmayı gerçekleyen yer gök grup bağıntılı bileşimin BİZ
gücüydü.
Oysa köleci sistem içinde yer kavramı ile üreten totem grup
değil yeryüzü, dünya anlaşılıyordu. Ve gök lafzı ile de bulutu, yıldızı olan
şimdiki gök söylemi anlaşılıyordu.
Şimdiki bulutlu, yıldızlı gökyüzü ve uzayın “gök” diye anlam
edildiği köleci süreç içinde, geri bağlanım yasası doğrultusunda, ilahi döneme
göre söylenmiş olan “yeri ve göğü genişletecek olan biziz” tekrar söylemi vardı.
Yayma genişletme söylemi mevcut yer gök durumu olan sabiteni anlamaya
aykırıydı. Kendilikten olan bu
aykırılık, köleci, oligarşin, kapitalist sistem içinde mecazı veren yorumlar
olacaktı.
“Yeri ve göğü yayacak yeri ve göğü genişletecek olan biziz”
söylemindeki yayma, genişletme söylemi mevcut gökyüzü ve mevcut yerin
coğrafyasına göre ve şimdiki bulutlu yıldızlı gökyüzü anlamına göre hiçbir
anlam ifade etmiyordu.
Etmiyordu, etmiyordu Ama Hubble Uzay Teleskopu genişleyen,
genleşen, yayılan uzay ve kırmızıya kayma teorisiyle “yeri göğü genişletecek
olan biziz” bilinçaltı gerisinde olan söylemi, yorumcuların imdadına yetişen uydurma
ve benzetili bir yoruma çevrilmekle hayreti şayanımız olacaktı.
Geçmişten gelen gerçeklik karşısında söylenen bu anlatımın,
şimdiki evren anlayışına sıçramasındaki esbabı mucip anlatımın bağlacı neydi?
Kuşkusuz ki monoteist ve mutlak söylemli El düşüncesiydi. El ihalesini kimi
kişiler üzerine yaptığı mülk sahipliğini değişmez bir kader kılmak için; bu
irade benim başlangıçta irade yaptığım değişmez karardır diyordu.
Oligarşin inşa da monarşin irade gibi özel mülk sahipliği
himayesi olmakla; monarşin irade sadece ben diyen kişi iradesi yerine “biz”
diyen zamir çoklu irade farkıyla oligarşi dilinin içine de geçmişti.
Yani El ’in kararları değişmez mutlak olmakla geçmişi
geleceği kuşatan, bilen bir karardı. Ama köleci hafıza içinde “ yerin ve göğün
genişleticisi biziz” söylemi geçmiş yaşam olan tarihi değil de, şimdiki söylemle
kavranan Yer gök üzerinde kafa patlatmayı ön gören bir anlayışa dönüşmekle,
değişmez bir iradeye göre anlam yorumunu söylemenin gayreti oluyordu.
Ön ittifaklı totem meslekli üreten ilişkiler bileşimi içinde
büyüyüp, genişleyen; yeryüzüne doğru yayılanlar tarımcı yer grupla, çoban gök
gruplar entegresiydi. Totem alanda belli sayılar çevresinde artmayan eksilmeyen
bir nüfus vardı.
Oysa şimdi ön ittifak içinde gök ve yer gruplarının
toplamıyla hem nüfus, hem iş yapma kapasitesi artmış; yayılmış; genişlemişti. Bu
yayılma bu genişleme yer ve gök gruplar tümseleni içinde sayısal nüfusun ve
üreten gücü kümülatif toplamı olan yayılma ve büyüklüktü.
Büyüyen genişleyen gruplar efekti, dağılımlar içinde olan
yayma, genişlenme gibi bir anlamın şimdiki zaman içinde olan anlamı geçmişte
olup bitip unutulan ve özellikle de aykırı söylemlerle unutturulan şimdiki
köleci anlamına hiç te benzemeyen bir anlamdı.
Söylem olarak geçmişe ait geri bağlanım olarak şimdiki
biçimsel diyagramla anlaşılacak olan söylemin şimdi içinde anlam dönüşmesini
vermesi vardı. Bu tür anlam dönüşmeleri bile bu söylemlerin başlı başına geçmiş
bir kolektif hafızalı toplumsal bilinçaltı hafıza olmalarına ipucu bir uzantıdırlar.
Neyse burada önemli olan şey ön ittifakın biz söylemli ittifak
ilişkilerini süreklilik, devamlılık bağlamı içinde tekrarlamış
olmalarıydı. Şimdiki köleci monarşin hafıza,
aktarılan ön ittifak patenti tekrarlar
içinde olan ortak söylemler olan “biz” iradesini kaldırmış; yerine mutlak
monarşinin ifadesi olan “O” söylemini koymuştu.
Oligarşi de tekil olan “yeri göğü genişleten yayan O ‘dur “
söylemindeki tekil ifade olan "O" vurgusunu “mülkün sahipleri olan
grup iradesiyle çoğul yaptı”. Şimdinin biz söylemi içinde geçmişe doğru
oligarşi dili vardı.
Mülk sahibi monarşinin dili vardı. Üreten ilişkilerin
birleşen güç birliği olan ilk ittifaklı iradenin anlamı vardı. "biz" söylemi
mülkiyetli ilişkilerle, ön ittifaklı üreten ilişkilerin anlatım diline göre
söylenmişti
Olup biten, geçmişin tarih dili içinde korunup; iman eksenli
gelenekle günümüze kadarda koruna gelen mistiklikti. Kutsal tabu sal söylemli, tabu
sal zikirle değişmeler içindeydi. Bu anlatımlar tarihsel bir geri bağlanıma
atıftılar. Zikir çok önemlidir. Geçmişi şimdiye bağlayan bir gizlemin, ifadesidirler.
Siz istediğiniz kadar tarihseli olan bu sözlere kutsallık
atfedip, bu sözleri bambaşka anlamlara büründürün. Bunlar geçmiş tarihin depo
hafızasıdırlar. ZIT söylemli aktarım ve
ifade olunmanın geleceğe aktarımı olmakla korunmanın dilidirler. Zıtlık
diyalektik ve bilimsel yöntemdir. Bilgidir.
Tarihi bilinç ancak böyle bir ZIT ve sosyal kodlama dilinin
kutsaması içinde muhafaza edilirdi. Bundan da günün koşullarına göre bir yarar
ve bir sigorta anlamlı YORUMLARI söylenirdi.