Sadeleştirmeliyiz hayatımızı. Hayallerimizi, eşyalarımızı, yemeklerimizi ve konuşmalarımızı... Hırslarımızdan, özentilerimizden arınıp daha sade hayallerin kahramanları olmalıyız. 
      O kadar kapılmışız ki süslü hayallere, sahip olduğumuz güzellikleri fark edemiyoruz. Çünkü büyük hayaller kurdukça mutlu olacağımızı düşünüyoruz. Aslında yaşamın yüklediği sorumlulukları en temiz ve en içten duygularla yerine getirirsek hem mutluluk hem de bir başarı elde edebiliriz. Bir şey elde  edemezsek de vicdanımız rahat olur. Alnınız  terledikçe,  yüreğinizden sevgiyi eksik etmedikçe ve size bahşedilen hayatı doğru yaşadığınız sürece birçok işiniz yolunda gidebilir. 
     Gerçek mutluluk, sadelikten geçer. Yaşamınızı güzelleştirmenin en ulaşılabilir yolu yine sadeliktir. Evlerimizi gösterişli mobilyalardan, gardırobumuzu pahalı giysilerden, sözlerimizi abartılı söylemlerden arındırmalıyız. Sade ve içten olmalıyız.
    Öyle bir tüketim toplumu haline geldik ki isteklerimizi ihtiyaçlarımızmış gibi sunmaya başladık. Nedense ihtiyaçlarımız da hiç bitmiyor(!) İsteklerimiz, ihtiyaçlarımızın önüne geçti. Darüşşafaka'nın reklamında geçen "olmasa da olur" şarkı sözüyle dikkat çekilen toplumsal duyarlılığı daha fazla gösterebilsek, çok güzel bir adım atmış olacağız iyilik ve dayanışma adına. Gerektiğinde sahip olduklarımızla yetinip başka mutluluklara vesile olabilsek ve böylece toplumsal bir duyarlılığa sahip olma duygusunu güçlendirebilsek...
    Evet, "olmasa da olur" diyebilsek, bazı isteklerimizden vazgeçip başkalarının da ihtiyaçlarına odaklanabilsek ne güzel bir toplum düzeni ve dünya düzeni kurabiliriz! Ülkemizin ve dünyanın çeşitli yerlerinde en temel ihtiyaçlarını - karnını doyurma, barınma, eğitim, sağlık - karşılayamayan kişileri düşünün. Bir kez daha ihtiyaçlarınızı ve isteklerinizi gözden geçirin. Göreceksiniz ki bazı şeyler hatta birçok istediğiniz şey için " olmasa da olur " diyebileceksiniz belki de... Denemeye değer bence!