ROMANIN YAZIMI BASIMI KONUSU TÜRÜ VB HAKKINDA

 

Ölü Ordunun Generali özgün adı ile  “ Gjenerali i ushtrisë së vdekur”  Arnavut asıllı yazar İsmail Kadare’nin ilk kez 1963 yılında yayınlanmış bir romanıdır.

Bu roman 1936 Tiran doğumlu İsmail Kadere ‘ye Arnavutluk devlet yayınevi Naim Frashëri'nin yöneticisi Drago Siliqi tarafından önerilmiş, [1]yazar bu romanını bu istek üzerine kaleme alınmıştır.  Savaş karşıtı insancıl görüşleri ve Arnavut direnişçilerinin kahramanlıklarını konu alan roman ilginç konusu ile oldukça sevilmiş, pek çok dile de çevrilmiş hatta Le Monde Yüzyılın Yüz Kitabı listesi [2]seçkisinde de yer almayı başarmıştır.

İsmail Kader’, oldukça sükse yapan bu romanı ile Nobel’e de aday gösterilmiş bu ödül ona verilmese ile yazar bu romanı ile Kadare 2005 yılında Man Booker Uluslararası Ödülü’nü kazanmıştır.[3]

Le Monde Yüzyılın Yüz Kitabı listesinde yer almayı başaran bu eser pek çok seçkide 20.yüzyılın en iyi  romanları arasında gösterilmiş yazarına da önemli  bir şöhret de kazandırmıştır.

2. Dünya Savaşandan yirmi yıl sonra,   Arnavutluk'u işgal etmeye gelen İtalyan Askerlerinin kemiklerini İtalya’ya taşımak isteyen bir generalin , asker mezarlarını ve kemiklerini  toparlamak amaçlı çalışmalarını konu edinen  roman bu çabalar sırasında ortaya çıkan anılar, ve olaylara değinmektedir. Romanın arka fonunda ise İtalyanlara ve diğer işgalcilere karşı direnen Arnavut direnişçilerinin fedakârlıkları, kahramanlıkları,  vatanlarını kurtarmak için giriştikleri mücadeleler ortaya konulmaktadır.

Ölen askerlerin mezarlarını ve kemiklerini arayan Generalin çabaları çerçevesinde gelişen çerçeve hikâyenin içinde cesedi bulunan veya kemikleri aranan askerlere ait anı defterleri ve dinlenilen öyküler romana değişik bir hareket ve tarz da katmakta roman bu hali ile çerçeve öyküye ulanan bir çok öykü ile beslenmiş olmaktadır.

Romandaki karakterlerin isimleri verilmemiş karakterler Papz, General Şoför gibi meslekleri ile ifade edilmişlerdir.

Roman yaratmış olduğu etki sayesinde birçok kez tiyatro oyunu haline de getirilmiş, filme de uyarlanmış, The General of the Dead Army (1983), The Return of the Dead Army (1989) filmlere konu da teşkil etmiştir.

KONU

Bir İtalyan General ile Papaz, II. Dünya savaşında Arnavutluk işgali sırasında ölen İtalyan  askerlerinin mezarlarının kemiklerini bularak İtalya’ya getirmek üzere yola çıkar. Amacı çocukları Arnavutluk’ta ölen  askerlerin kemiklerini ana yurtlarına getirerek ailelerine teslim etmek ve onlara bir mezar kazandırmaktır.

ÖZETİ

İkinci Dünya Savaşında,  Alman ve İtalyan askerleri Arnavutluk topraklarını işgal etmiş ama yerel halkın kahramanca direnişleri karşılaşmışlardır.  Savaş esnasında veya Almanların ve İtalyanların yenilmesi sonrasında pek çok İtalyan ve Alman askeri yerel direnişçilerin saldırıları sırasında ölmüş, sağ kalanlar ise bu topraklardan çekilmişlerdir.

Roman İtalyan ve Almanların Arnavutluk’tan çekildikten yirmi yıl sonrasında yaşanan tirajı komik olaylara dayanır.  Almanlar ve İtalyanlar ölen askerlerinin kemiklerini anayurtlarına getirtmek için birer general görevlendirmişlerdir.  Fakat bu romanda olaylar daha ziyade ölen askerlerin kemiklerini arayan İtalyan Genaral’in hayatı etrafında geçmektedir.

 İtalyan bir general yanına bir papaz alarak Arnavutluk’ta ölen askerlerin mezarlarını bulmak ve hiç olmazsa onların kemiklerini anavatanlarına getirmeyi amaçlamaktadır.  Çocukları Arnavutlukta ölen aileler de büyük bir heyecana kavuşmuş ve beklenti içine girmişlerdir. Çocukları Arnavutluk’ta ölen aileler büyük bir umutla çocuklarının kemiklerinin beklemeye başlamıştır.  Çocuklarının kemiklerini bekleyen ailelerin General’den beklentileri romanda şu şekilde dile gelir: “Görkemli ve gururlu bir kuş gibi uçacaksınız, bu sessiz ve trajik dağların üstünden, boğazlarından ve pençelerinden almak için bahtsız oğullarımızı.”

Bu sebeplerden Arnavutluk’ta ölen askerlerin kemiklerini anayurtlarına getirmeyi çok önemli ve asli bir vazife olarak gören general bu ulvi amacına ulaşmak için dağ bayır, tepe, köy ve şehir şehir dolaşmaya başlamıştır. General özellikle bir Albay ve askerlerinin mezarlarını ve kemiklerini bulmak umudundadır.

General ölen askerlerin izlerini sürüp kemiklerini de toplarken ölen askerlere ait anı defterlerini de ele geçirmekte onların hikâyelerini de okumakta yahut da ölen askerlerle ilgili öyküler de bularak derlemektedir.

Derdi ki bana: ‘Yanında ölecek olursam, beni elden geldiğince derine göm. Geçende Tepedelen’de olduğu gibi, çakallar, köpekler, cesedimi bulsunlar istemem. Hatırlıyor musun oradaki köpekleri? Şimdi ölmüştü arkadaşım ve ben kazarken kendi kendime ‘Korkma’ diyordum, ‘derin olacak çukurun, çok derin’.”

 General pek çok İtalyan askerinin hazin hikâyelerine de ulaşmakta savaştan kaçan veya direnişçilere esir düşenlerin öykülerine de ulaşmaktadır. Bunlardan birisi de Kaçak İtalyan askerinin, sığındığı evdeki, değirmencinin kızı Kristina’ya olan aşkını anlatan günlükler olmaktadır.

 “’Bu madalyonu niye üstümüzde taşıyoruz?’ demişti bir gün. ‘Ölecek olursak tanıyabilsinler diye mi?’ Acı bir alayla gülmüştü sonra. Savaş bittikten sonra, kalıntıları aramaya girişmek kadar büyük bir ikiyüzlülük yoktur dünya yüzünde. Rahat bıraksınlar girdiğim yerde beni, yeter. Bu pis madalyonu da fırlatıp atacağım bir yere.” 

Ölen askerlerin yerlerini arayan Genral bu günlüklerden  de faydalanarak ölen  askerlerin gömüldükleri yerlere de ulaşmakta, onurlu bir direniş gösteren  ve kahramanca mücadele eden Arnavut halkının, cesaret, fedakârlık  ve kahramanlık dolu öykülerine de tek tek şahit olmaktadır

General yola çıktıkları günden beri aradığı albayın kemiklerini, bir köy evinde bulmuştur.  Yaşlı bir kadın gelerek elindeki torbayı General’in önüne fırlatıp atar.  “ İşte bu Albay kocamı öldürüp, 14 yaşındaki kızıma tecavüz eden adamdır. Onu kendi ellerimle öldürdüm ve mezara da ben gömdüm. “

 KAYNAKÇA


[1] https://sq.wikipedia.org/wiki/Gjenerali_i_ushtrisë_së_vdekur

[2] /post/le-monde-yuzyilin-yuz-kitabi-listesi/93526

[3] https://sq.wikipedia.org/wiki/Gjenerali_i_ushtrisë_së_vdekur