Orayı Kutsalımız Sayıp, Biz Vatan Bildik.

Hollanda’ya geldiğimde, hoş karşılanır gibi geldi buralar o vakitler, daha sonraki yıllarda çıkmaya başladı zorbalıklar. İlk duyduğum yabancı, pis Türk demeleriyle başladı. Uyum sağlama paketleriyle devam etti rahatsızlıklar. Burada yeşerdi çocuk ve toruncuklar. Uyum muyum bahane asıl istedikleri asimle olun diyemiyorlar. Türk müslüman diye, evler camiiler kundaklandı, Sözde demokrasinin beşiği bilinen Avrupa bunları yaparken, Öz vatanımızın yöneticileri gurbetçilere her zaman aynı, döviz mesafesindeydiler.
Ayyıldızlı bayrağın gölgesinden, minarelerden yükselen ezan sesinden, çok uzaklarda, buralarda vakıf, dernek, camiiler kurduk. Kendi ayaklarımız üzerinde durmayı başarmıştık ki, birde ne görelim, sözde devlet kurumları dolaylı yollardan, çıkarları için bizleri böldüler. Yapılan parçala böl sahiplen taktiğini, maalesef bazı vatandaşlarımız idrak edemedi.
Şahsen şahit olduğum bir görüşmede, hiç bir desteği olmayan, Türkiyemizin güzide başkonsolosluklarında nüfuz’unu kullanarak, Hollanda kanunlarına göre hazırlanmış vakıf tüzüğünü, bırakın onları diyerek buranın kanunlarını çiğnetip bizlere suç işlememizi isteyen din ateşesi tanıdık. Bununla kalmadı, nüfuz’unu kullanarak, bizim işlerimiz şeffaf diyen, sözde beyler gördük. Her Cuma camiilerde sergiler açıp halktan topladıkları yardımı, Müslüman Türk’ü birbirine kırdırmak, bölmek için o yardım paralarından bir tarafa destek olsun diye avukat, noter masrafları veren, doksan kişiye camii sözü verip, daha sonra bazı sebeplerden dolayı görevinden alınan din müşaviri tanıdık.

Vatan’dan bizi nasıl gördünüz, bilmem ama, orayı kutsalımız sayıp, biz vatan bildik.

Zaman, zaman vatan idaresindekiler bulunduğunuz ülkelerin vatandaşlığına geçin deyip, çifte vatandaş olanlardan başkonsolosluklarda, Türk pasaportunuzun süresini’de uzatmaya mecbursunuz diye, annesinin pasaportunda kayıtlı olan, üzerilerinde hiç bir hak, hukuku olmayan, çocuklardan bile kelle başı yıllarca yüksek harç, yani haraç aldılar.
Vatan zorda kalsa yardıma koştuk. Biz vatana vefalıydık, vatan sevdası deyip, döviz sıkıntısındayken bir tek kuruş dövizimize varana kadar memlekete milyarlar çıkardık. Türk bayrağını gönlümüze gömdük. Türklüğümüzü kutsal bildik, sefaya dalmadık.
Yıllar, yılları kovaladı, vatana dönmeyi sürekli erteledik. Ne zorluklarla karşılaştık. Haykırdık sesimiz vatana ulaştı. Bizleri döviz kaynağı diye bilen yöneticiler, gurbetçilerin sorunuyla ilgilenmedi. Ne Türkçemizi korumada ne kültürümüzü korumada, hiç bir desteğini göremediğimiz ülkemiz, vatanın ne, havasını teneffüs etti, çocuklarımız ne güneşinde ısındı toruncuklarımız, çocuklarımızın üzerinde hiç bir hak hukuku olmayan ülkemiz, sizler suçlusunuz diye, bedelli askerlik için binlerce Avro’luk lale taktılar boyunlarına. Avrupa’da elli yılı gerilerde bırakmamıza rağmen Türkiye halen Avrupada doğan çocuk ve torunlarımızı sömürmeye devam ediyor.

Vatan’dan bizi nasıl gördünüz, bilmem ama, orayı kutsalımız sayıp, biz vatan bildik.

Birileri çıkmış, Avrupa dahil her yeni doğacak çocuğa küçük altın hediye edeceğini vaat ediyor, ne bedbaht bir açıklamadır ki, Hollanda’da yaşayan Türklerin yüzde yetmişlere varanı çifte vatandaş ve son zamanlarda gençler tek Hollanda vatandaşı oluyor, Türk vatandaşlığından çıkıyor. Çıkma gerekçeside siyasete alet edip, küçük altınla kandırılmaya çalışılan, bedelli askerliktir. Anlayın artık Avrupa Türklüğü bu uygulamadan muaf tutulmalı. Zaten sahip çıkmadığınız, kendi gayretleriyle müslüman Türklüğünü muhafaza etmeye çalışan bir Avrupa Türklüğü var. Aksi halde Türk vatandaşlığını tamamen kayıp ettireceksiniz.

Vatan’dan bizi nasıl gördünüz, bilmem ama, orayı kutsalımız sayıp, biz vatan bildik.

Anlaşıldımı, bizler vatanı karşılıksız sevdiğimiz. Bizler neler gördük neler, ne kadar doğruluk payı var bilinmez, son zamanlarda aldığımız bir duyum’a göre, örtülü ödenekten paralar pompalanmış, Avrupada kuruluşlar kurularak, devlet adına değilde, Parti adına çalışmalar yapanlar olduğu. Başkonsolosluklardaki bazı din ateşelerin, Türk Milleti diyemeyip şu millet bu milletle geçiştirenlerine şahit olduk. Günlük siyasete alet olup, seçimlerde sandık başında görev alan, Türk milleti demekten kaçınan, isimsiz bir millet oluşturmaya çalışan, Türkiye Cumhuriyeti kurucusu ulu önder Atatürk’e dil uzatan bazı imamlar tanıdık.
Bizler kimmiyiz, Müslümanlığı, Türklüğü unutmayan, kimilerinden daha’da sadakatlı olan, vefakâr Avrupa Türkleriyiz. Sahipsiz koymadık vatanı bizler burda, sizler vatanı idare edemiyorsanız gurbetçinin günahı burda nerde. Türkiye’den, Avrupa’ya kaçan teröristi, katili, dolandırıcıyı, bu ülkelerden alamayan, ama iş gurbetçi meselesi oldumu eliyle teslim eden idareciler, elli yıllık dişinden, tırnağından arttırdığı birikimiyle, başını sokacak bir evini dahi, işsiz kalan gurbetçilerin, bazı Avrupa ülkesine mal varlığını bildirmek te neyin nesi, bu yaptığınız işsizlik ödeneklerinin kesilmesine sebebiyet vermiş, binlerce insanımız muhtaç durumuna düşürmüştür. Türkiye’yi idare edenler, unutmayın bunların ahı sizin yakanızı iki cihanda bırakmayacaktır.
Anlaşılsın artık, Avrupa’da bir ülke değiliz ama bazı ülkelerin nüfusun’dan daha fazla Avrupa Türk milleti var. Bizler burada etnik, inanç, meshep gurubu ayırt etmeksizin bir bütünlüğü güçlükle’de olsa yıllardan beri devam ettiriyoruz. Türkiye olarak günlük siyasetinize bizleri alet edip, ayrıştırıp, bölmeye kalkmayın.

Vatan’dan bizi nasıl gördünüz, bilmem ama, orayı kutsalımız sayıp, biz vatan bildik.

Mahmut Mun