PEMBE AYAKKABILAR
Özlem on yaşlarında tatlı mı tatlı, her daim güler yüzüyle hem ailesinin hem de sınıfının neşe kaynağı bir çocuktu. Neşeli olduğu kadar dürüst ve çalışkan, örnek bir öğrenciydi. Babası bir deri atölyesinde çalışan, geçimini zor şartlarda sağlayan aklıselim bir adamcağızdı. Tek hedefi, biricik kızı Özlem’i okutmak ve kendisinin çektiği sıkıntıları çekmemesini sağlamaktı. Özlem’in annesi ev hanımıydı. Özlem sabah okula gidiyor öğleyin dönüyordu. Eve döner dönmez ödevlerini yapıyor ve annesine ev işlerine yardım ediyordu. Kurban Bayramı yaklaşıyordu. Özlem ile annesi bayram alışverişine çıkmışlardı. Eve erzak alınacak eğer para artarsa Özlem’e bayramlık yeni ayakkabı alınacaktı. Özlem okula giderken her zaman önünden geçtiği Ayakkabıcı Mesut amcasının vitrininde gördüğü pembe ayakkabıyı beğenmiş ve onları almayı hayal etmişti. Annesiyle birlikte bütün çarşıyı dolaşarak erzak alışverişini bitirdikten sonra ayakkabıcı Mesut Efendi’nin dükkanına uğradılar.
Özlem:
- Mesut amca vitrindeki pembe ayakkabıları almak istiyorum dedi.
Ayakkabıcı Mesut Efendi Özlem’in ailesini yakından tanıyan bir esnaftı. Biliyordu ki Özlem’in babası bir garip işçiydi. Onlara göre biraz pahalı bir ayakkabıydı.
Mesut Efendi, Özlem’e:
- Özlemciğim sana onun yerine başka ayakkabı vereyim ha ne dersin. Bak mesela bu kırmızı ayakkabı tam sana göre dedi.
Özlem:
- Hayır, Mesut amca ben pembe olanları beğendim ben onları istiyorum dedi.
Mesut Efendi :
- Özlem, güzel kızım o ayakkabılar biraz pahalı bak bu kırmızıları vereyim sana dedi.
Mesut Efendi’nin bu sözü üzerine Özlem boynunu bükerek dükkandan çıktı. Annesi kızının üzüldüğünü fark ederek arkasından koştu. Üzgün bir halde eve döndüler. O akşam Özlem’in ağzını bıçak açmadı. Ne sofrayı kurarken ne sofrada ne de sofrayı kaldırırken tek kelime etmedi. Daha sonra uyumak için yatağına gitti. Annesi durumu babasına anlattı. Babası da üzülmüştü bu duruma. Karısına söz verdi. Biricik kızına o pembe ayakkabıları alacaktı. Yalnız sürpriz olmasını Özlem’e duyurmamasını tembih etti eşine. Bayrama iki gün vardı. Özlem sabah erkenden kalktı. Giyinip okula gitti. Ayakkabıcı Mesut Efendi’nin dükkanının önünden geçmemek için arka sokaktan gitti. Günler geçti ve arefe günü geldi çattı. O gün Özlem erkenden uyudu. Babası geç saatte geldi. Babası aldığı pembe ayakkabıları Özlem’in başucuna koydu ve onu öperek odadan çıktı. Özlem sabah uyandığında başucunda pembe ayakkabıları görünce sevinçten deliye döndü ve koşarak odadan çıktı. Annesinin ve babasının boynuna sarılarak onları doya doya öptü ve Özlem bayramı mutlu geçirdi.
Murat ölmez