PEMBE  ZAFERLER
   Mutfakta tıkır tıkır kaşık sesi, kaşık sertçe tencerenin kenarına vuruyor. İçindeki sıvı dairesel döngüler şeklinde dönmeye başlıyor. Art arda döngüler şeklinde olan pembe sıvı koyulaşmaya fıkırdamaya başlayınca evde çilek kokusu ahenkle yayılıyor. Sinirli olduğu zamanlarda çilekli pudingi,  ekmeği bana bana yemesi çocukluğundan kalma. Onu mutlu eden en sevdiği tat çilekli puding.
  Belki çocukluğuna geri dönmek istiyor bu anda. O sade mutlu dünyasına. Her şeyi unutmuşçasına daldırıyor bir parça kopardığı ekmeği çilekli pudingine. Yaramaz çocuklar gibi parmakları, çenesi, yüzü pudinge bulanmış. Sinirini hırsını tencereden çıkarırmışçasına davranıyor.
  Kapıdayım. On dakikadır zile basıyorum. Kapıyı çalıyorum. Ses yok. Arabası kapının önünde,  radyosu açık kalmış. Biliyorum evde olduğunu. Benden ayrılalı yarım saat olmamıştı daha. Kapıyı açıp, beni umursamazcasına mutfağa tekrar dönüyor. Kalan pudingini ekmekle sıyırıp homurdanarak yemesini seyrediyorum mutfağın kapısından. Saçları darmadağın gözlerini saklıyor. Yüzüme bakmamak için mutfak tezgahını toplamaya çabalıyor.
   -Dur, dedim sana. Dur bekle, şuan aklın karma karışık. Yarın konuşalım. Şimdi ne söylesem anlamazsın. Bu konuda yarın muhakkak konuşalım. Beni dinle, yanındayım. Her zamanda yanında olacağım.
   Dönüp bana sarılışını unutamıyorum. Gözyaşlarını tutamayışını.  Hıçkırarak ağlamasını. Güçlü kadınlar böyledir işte. Kabullenmezler acı gerçekleri. Bana sarılırken bütün acılarını kanayan yarasını toprağa gömdü sanki. Lavaboya gidip yüzünü yıkadı. Saçlarını topladı. Yanıma gelip - Hazır değildim, bu sonucu beklemiyordum, dedi fısıldayarak. Deniz yukarıda odasında olmalıydı. Fısıltısından ürkekliğinden kızına hiçbir şeyi duyurmama çabası belliydi.
   -Tamam, yarın konuşalım. Ama dışarıda buluşalım. İzinli olurum birkaç gün, dedi bana.
   Kahve yaptım. Ne konuşacağımı ne anlatacağımı bilemiyordum. Kanser kulağıma yakın bir kelimeydi, ama aileme uzak. Kelimeler harfler beynimde karışmaya başladı. Fincanı tepsiye koyarken ellerimin donuk olduğunu fark ettim. Kardeşimin gözlerine bakmamaya kararlıydım. Fincandaki kahveyi dökmeden salona geçtim. Zeynep ‘e uzattım. Kim bilir neler düşünüyordu. Kahvelerimizi sessizce yudumlarken;
   -Kalmamı ister misin? dedim.
   - Tarık ve Deniz hiçbir şeyi bilmemeli. Kalmana gerek yok bugün, dedi.
   -Tamam canım. Sen benim bu hayatta tek varlığımsın. Daima yanında olacağımı bil ve aklından çıkarma. Seni seviyorum, dedim ve çantamı alıp çıktım evden. Arkama bakmadan uzaklaştım.
   Aylardan kasım. Hüznün ayı. Yaprakların yok oluş sararmalarını resmettiğim zaman. Evime zorla gitsem de kendimi tuvalin başında renklerle kavga ederken buldum. Ne çizdiğimi bilmeden renkler karışıyordu birbirine.
Bütün gün kanser tarama programlarında eğitim versem de,  kardeşime yakıştıramadım bu hastalığı. Serviks kanserini toplumda anlatmaya başlamıştık. Farkındalık yaratıyorduk. Tarama programının dahilinde  smear alıyorduk kadınlardan,  hastalığa ve erken teşhisin önemini belirterek. Zeynep’in de geçen ay benim ısrarlarımın doğrultusunda zorla almıştık smearını.
  Yarını düşünmeliydim biraz. Ne diyecektim. Sanki serviks kanseri hakkında her şeyi unutmuştum. Bilgisayar başına geçtim. Arama motoruna yazdım. Tanı Teşhis Tedavi … Soluksuz okumaya  başladım tekrardan. Türkiye’de Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından 30-65 yaş arası kadınlar serviks kanseri taramasını ücretsiz yaptırabiliyor. Uygun alınan smearlar da serviks kanserine yol açan HPV (human papilloma virüs) bakılır. Negatif sonuçlar 5 yıl sonra tekrardan smeara çağrılır. Eksik numune 3 ay sonra tekrardan bakılır. Eğer sonuç POZİTİF ise  hastaneye kadın doğumcuya doktoruna yönlendirilir. Bunları biliyordum. Erken teşhisin önemini belirtmeliydim Zeynep’e.
  Saat gecenin biri olmuş. Öğleden beri elim gitmedi telefona. Zeynep’te beni aramadı. Sessiz bir geceden hiçbir şey kalmamalı sabaha. Yatağıma geçtim. Uyuyakalmışım. Sabah acele ederek izin aldım kurumumdan. Önemli olan kardeşimin yanında olmamdı. Ona gideceği yolda yoldaş olmamdı. Hazırdım. Cesaretimi topladım aradım.
  - Bekliyorum seni canım dedim. Bekliyorum çocukluğumuzun geçtiği mahalledeki oyun parkının karşısındaki çay bahçesinde.
  Her şeyin erkenden olduğunu, teşhisin bile konulmadığından, doktorlarımızın bu konuda başarılarının yüksek olduğundan konuştuk. Başındaydık her şeyin başarabilirdik hastalığı.
  Doktor randevularına başladık. Bu süreçte Tarık ve ben Zeynep’i yalnız bırakmadık. Tahlillerin sonucuna göre HPV pozitifti. Serviks kanseri teşhisi konuldu. Hastane gidiş gelişlerimiz sıklaştı. Histerektomiye yani rahimin alınmasına karar verildi. Ameliyat gününe beraber hazırlandık. Moralimiz hep yüksekti. Tarık, ben ve muhteşem dostlarımız bu süreçte onu yalnız bırakmadık.
  Zeynep hastalığının ilk günkü stresini hiçbir zaman tekrardan yaşamadı. Güçlüydü.  Topuklu ayakkabılarıyla bütün gün ev iş dostlar arasında koşturmasından, vazgeçemediği kırmızı ojesi ve rujundan güçlü oluşu belliydi. Ameliyata bile gülerek girdi.
  Arasıra gidilen doktor kontrolleriyle serviks kanserini yendik. Rujumuz ve ojelerimiz ameliyattan sonra pembe rengini aldı.
  Güçlü kadınlar ve pembe zaferler…
 
                                     SERPİL KOTLU
                                     ( Aylardan Kasım )