Rû Be – Kafa Nedir Kâfir Ölüsü- Mezar Başlığı

"Ru" sözcüğü,  Farsça'da "yüz, surat; cihet, sebep"  anlamlarına gelir. "Be-" ise Farsça ’da yakınlık, ilgi bildiren, teşbih ve istiare yapan bir edat olmaktadır. "Kafa" sözcüğü ise, baş kelle, kafa, “ense, arka; akıl, zekâ, anlayış" gibi manalarda olan Arapça kökenli bir sözcüktür.

"Rû be-kafa gelmek”

Müslümanların ve Hristiyanların ölüleri gömülme ve tabutların şekillerinden anlaşılırmış. Hristiyanlar ölülerini tabutlara yüzükoyun ve ters istikamette koyup ters gömerlermiş.Eskiden Müslümanlar ölen kişi erkek ise erkek ise bir sarık; kadın ise bir yemeni bağlarlarmış nitekim Osmanlı mezar taşları da bu biçimlere göre yapılmışlardır. .Hıristiyanlar ölülerini ile Müslümanlardan farklı şekillerde gömerler ve Hıristiyanlar ölülerinin başını tabutun arkasına gelecek şekilde yerleştirirler. Müslümanlar ise ölünün başını tabutun önüne gelecek şekilde koymaktadırlar.

Eski devrilerde mezar taşları ölnn cinsiyetini çocuk mu genç mi yaşlı mı olduğunu belli edecek şekillerde yapılırdı. Osmanlılar,  erkek mezarlarını makamlarını, tarikatlarını, mesleklerini vb gösterecek şekillerde fesli, destarlı, kavuklu, tarikat ehli mi, derviş mi, Ahi mi olduğunu belli edecek şekillerde başlıklı yaparlardı. Kadın mezarları ise güllü, kadın fesli, çiçekli, manolyalı başlıklar ve desenlerle donatılırdı. [1]

“Hatta eski devrilerde içinde ölü olan tabutun başına ölen kişinin kadın mı erkek mi olduğunu belli edecek şekilde bir alamet bırakma âdeti de vardı. Erkek tabutlarının üzerine fesin püskülü, sarığın ucu arkaya gelecek şekilde konulur, kadınların tabutuna ise yemeni bağlanırdı. Tabuta konulan bu alametlere de rû be – kafa denirdi.” [2] ( bkzKâfir Ölüsü Nedir Tabuttaki Cinsiyet ve Din Alametleri )

Rû-be-kafâ, Divân şiirinde ölmesi temenni edilen rakipler veya yaramazlıkları olan kişiler için kullanılmıştır.

Adû bî- hûş olup ser yerine baş pâ kor kapında

O kâfir mürdesidir ayağı tersinedir cânâ                 Sabit

Düşman bir hoş olmuş ve başını koyacağına gelmiş kapına ayağını koymuş,  Ey sevgili o bir kâfir ölüsüdür. Kâfirler başlarını koyacakları yere ayaklarını koyarlar.

Tac-ı fahr-ı felege birnazar itdüm Neş'et

Mürde destan gibi rûbe-kafa geldi bana     Neş’et  (Bektaş, 2007: 504; Genç, 1991: 159)

Darb-ı tlğ-ı kader-endiiz-ı kaza peykarı

İtdi her hamlede düşmenlerini rû be kafa       (Na't II, 95. Beyit) Nazim[3]

 

Bes ki Hacı Ali namında 'Acem dünyadan

Oldı işkence-i dehri çekerek rû be-kafa    Surûri

 

Düşmen gibi kec-bin degülüz rast-nigahuz

Seyr-i ruhına rû be-kafa olduğumuz yok       Sâkıb

KAYNAKÇA 

[1] /post/kafir-olusu-nedir-tabuttaki-cinsiyet-ve-din-alametleri/130373

[2] A. Talat Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB – 1996, S. 296

[3] http://turkoloji.cu.edu.tr/mine_mengi_sempozyum/cetin_derdiyok_rubekafa_gelmek_deyimi.pdf