M. NİHAT MALKOÇ
Namaz; müminin Yaradan'a teslimiyeti, tefekkürü ve tezekkürüdür. Dünya gurbetinde hicran acısı çeken ruhlar ancak namazla huzur ve sükûn bularak mutmain (inanmış) olur.
Namaz aslında sanıldığı gibi zor bir ibadet değildir. Onu bize zor gösteren şeytandır. Onun, namazı bize zahmetli gösteren fısıltılarına kulaklarımızı kapayabilsek hiçbir mesele kalmayacak. Tıpkı günde üç öğün yemek gibi, namaz da hayatımızın rutin bir parçası olacak.
Namaz, bazılarının sandığı gibi büyük zaman alan meşakkatli bir ibadet de değildir. Tatil-i erkâna da riayet ederek kılınan bir günlük namaz 24 saatlik günümüzden sadece bir saatimizi alacak bir eylemdir. 24 saatin birini bu nurlu eyleme ayırmamak zamandan çalmaktır. Çünkü o bir saat bu iş için bize verilmişi bir nimettir. Olaya bu pencereden baktığımızda 24 saatin birini beş vakit namaza ayırmamak zamandan çalmaktır, eşkıyalıktır.
Namazları birbirinden ayırmak ne kadar doğru olur bilmem ama bence namazlar içerisinde sabah namazı apayrı bir yere ve öneme sahiptir. Zira sabah namazı seherle birlikte içimizi kaplayan sonsuz bir rahmet esintisidir. Yeni güne başlamadan evvel yüce Yaradan'ı büyük bir edeple ve samimiyetle selâmlamaktır. Güne doğru kapıdan girerek aydınlığa yürümektir. Bir anlamda kulluk gömleğinin ilk düğmesini doğru iliklemektir.
Rahmet kapılarını açan bir anahtar olan sabah namazını kaçıranlar günün bereketini de maalesef kaçırmış olurlar. Zira gece karanlığının günün aydınlığına evrildiği demlerde gönül hanemize buyur ettiğimiz sabah namazı, aydınlığın müjdecisidir. Güneşi buyur etmektir.
Sabah namazı güne kutlu bir başlangıçtır. Gün boyu yaşanacak hadiselerde (muhtemel tuzaklarda) Allah'ın himayesine (koruması altına) girerek manevî açıdan bir çeşit zırhlanmaktır. Şeytanın tuzaklarından emin olmaktır. Rabbimizin buyurduğu üzere "Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir."(İsrâ 78)
Farzıyla ve sünnetiyle sabah namazını kılmak Allah'a teslimiyet ve bu dinin Peygamberi olan Resulullah'a muhabbettir. Sabah namazının farzı gibi "Sabah namazının iki rekât sünneti de dünya ve dünya üzerindeki her şeyden hayırlıdır."(Hadis-i Şerif)
Sabah namazı Allah'a yakınlığımızın derecesinin en doğru göstergesidir. Cenneti samimiyetle arzulayanlar onu büyük bir nimet ve fırsat bilirler, asla ıskalamazlar.
Bizleri gaflet ve dalalet bataklığından çekip alan sabah namazı, uykunun en tatlı anında (noktasında) uykuyu bölüp huzura varıp huzur bulmaktır. Zira sabah ezanında müezzinin söylediği gibi "Namaz uykudan daha hayırlıdır. (es-Salâtü hayrun mine'n-nevm.)"
Sabah namazı kışın o buz kesen soğuk sabahlarında içimizi (ruhumuzu) ısıtan manevî bir güneştir. Hakk'ın kutlu davetine büyük bir aşkla ve muhabbetle buyurmaktır. O büyük davete icabet edip karnımızı doyurmadan evvel gönlümüzü (kalbimizi) doyurmaktır.
Sabah namazına uyanmak gafletten ve dalaletten uyanmak, ilâhî aşk ile yanmaktır. Korku ile ümit arasındaki ince çizgide gidip gelmek, haşyetullahtan rahmetullaha sığınmaktır.
Sabah namazını kılmamak şeytana olan sadakati tazelemektir. Güne rahmet ve bereketin ıskalandığı yanlış kapıdan girmektir.Yaradan'ın davetini elinin tersiyle itmek ve küstahça kabul etmemektir. Böyle bir davete icabet etmemek, nereden bakarsanız bakın, kabalıktır. Böyle davranan kişi ne bu dünyada ne de ahirette gerçek huzura vasıl olamaz.
Gün boyunca yapılacak ibadetlerin ilk basamağı olan sabah namazı, karanlığı boğan bir ışık huzmesidir. Güneş bile onun ışığından beslenir. Onun ışığı kuşatır bütün yeryüzünü. O ki nice müjdelerle gelerek çalar kapımızı. Uyanık olanlar onun bereketinden nasiplenirler. Şeytanın bizi iteklediği gaflet uykularında yüzenler ondan habersiz ve nasipsizdirler.
Sabah namazı bize yaratılış gayemizi hatırlatan akıl ve gönül hocasıdır. Onu büyük bir dikkat ve rikkatle gönül kulağımızla dinlediğimiz müddetçe felâha erenlerden olacağız.
Sabah namazı bir diriliş namazıdır. Sabah namazı, cennet ümidiyle yaşamak, cehennem korkusundan uzak olmaktır. Sırat köprüsünden uçarak geçmenin yegâne yoludur.
Güneş doğmadan evvel kılınan, güneşin doğuşuyla vakti çıkan sabah namazı, güneşi selâmlayanların duasıdır. O dua ki günün aydınlığını ve bereketini ruhumuzun derinliklerine taşır. O emsalsiz duanın güçlü iksiriyle ruhlarımız adeta sonsuzluğa kanatlanır.
Sabah namazı gönüllerin ağız tadıdır. Bu manevî tat gün boyu bizi diri ve iri tutar. Dört rekâtlık bu kısa namaz, tesirini 24 saat boyunca üzerimizde sürdürür. O günkü sabah namazı bir de cemaatle kılınmışsa onun lezzetini 27 ile çarpmak icap eder.
Sabah namazı bütün güzelliklerin anası ve güzellikler membaıdır. O ki kendisini aşkla ve şevkle kılanı sonsuza dek güzel kılandır. O ki ruhumuzdan yüzümüze akseden ilâhî bir nurdur. Ne mutlu bu kesif nurdan payını alabilene! Ne mutlu bu nurla nurlanabilene!
Bütün ümitlerimizi kendilerine bağladığımız bugünkü gençlik, ne yazık ki, sabah namazlarından habersiz bir hayat yaşamaktadır. Öyle de onun bereketinden de çok uzaktırlar.
Sabah namazı rahmet ve bereket kapılarının altın anahtarıdır. O anahtar ki biz fânilere göklerin sonsuzluğu kuşatan büyük kapılarını açar. O gökler ki rahmet yağmurlarına gebedir.
Rabbim bizleri sabah namazının güzelliğinden ve bereketinden mahrum etmesin. Rabbim geleceğimiz ve göz nurumuz olan çocuklarımızı güne sabah namazının bereketiyle başlayanlardan eylesin. Bizi sabahın rahmet ve bereket kapısından geçmeye muvaffak eylesin.
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!