Yazarların pek çoğu yazdıkları romanlarda kendilerini anlattı. Bu görüş basit bir iddia değil doğal bir gerekçedir. Çünkü en iyi anlatılabilecek bir şey en iyi bilinen olmalıdır. Yazar kim olursa olsun hayal edeceği şeyi şahit olup, yaşayıp, görüp hissettiklerinden daha iyi anlatamaz.
Kürk Mantolu Madonna’yı okuyanlar, Maria Puder ile Raif bey karakterinin hayali iki karakter olduğuna inanamaz. Çünkü bu iki roman kahramanı da canlıdan daha canlı , duyup, düşünüp anlayan; hayatta zor rastlanan detay tavırları olan nefes alan kişilerdir. Tasvir, tahlil ve analizlerde görülen bu canlılık zaten hayal edilemez.
Önceden Marai Puder’in Berlin’de yaşamış gerçek bir kadın şarkıcı hatta bir Alman ajanı olabileceğine dair verileri paylaşmış ancak daha ziyade Ankara’daki Nahit Fıratlı’nın karakterine bürünmüş biri olarak anlatıldığını aktarmıştık.
Peki Maria Puder’in karşısında ezilip büzülen, edilgen tavırlarıyla ona teslim olan zayıf karakterli erkek kahraman kimdi. Bu silik karakter de hayatı mücadeleler ile geçmiş sonunda katledilmiş yazar Sabahattin Ali Olabilir mi?
Kürk Mantolu Madonna’nın erkek kahramanı olan ve masasında kara kaplı bir defter saklayan, Raif Bey, romanda bir kurgu karakteri değildi. Raif Beyi aslında Sabahattin Ali’nin bu romanda kendisine dublör veya maske olarak seçtiği bir roman kahramanıydı. Yani Raif Bey yazarın Almanya’daki yıllarını ve duygu dünyasını anlatan bir roman kahramanıydı.
Kürk Mantolu Madonna da anlattığını kanıtlar veya kanıta yakın bilgi ve belgelerle sunalım mı?
Raif Bey, Havranlı, S. Ali ise Havran’a 20 km yakında Edremit’te büyümüştü. Kaz dağları eteğinde efeleri tanımışlar, aynı zeytin ağaçları altında uyumuşlar, aynı folklorik zeminde büyümüş oluyorlardı.
Raif, romanda Havran dağlarından ve eşkıyalardan söz etmiş, Edremitli Sabahattin Ali' "Çakır" şiiri ve "Kuyucaklı Yusuf"ta efeleri anlatmıştı.
Raif ve Sabahattin Ali, aynı yaşta ve aynı yıllarda (1928-1930) Berlin’deydi. Raif, ile S. Ali’nin Berlin ve Postam’da yaşamıştı. Raif’in dolaştığı Berlin sokakları, Stülerstrasse semti yazarın gerçek hayatta yaşadığı mekanlardı. Romandaki diğer yerlerde muhtemelen S. Ali’nin gerçek hayatında da yaşadığı semtler ve binalardı.
Yani yazar kendi anılarını, Kürk Mantolu Madonna kurgusundaki Raif Efendi’ye gerçek hayatında yaşadığı mekanlarda yaşatmıştı.
Raif Bey’in kaldığı pansiyon sahibesinin adı ile S. Ali'nin Berlin'deki gerçek ev sahibesinin adı da – kesin belge olmasa da- Frau van Tiedemann’ olmalıydı.
Romandaki Raif Bey de Alte Nationalgalerie müzesinde Madonna tablosuna vurulmuştu. Sabahattin Ali de Berlin’deki vaktinin pek çoğunu Alte Nationalgalerie müzesinde geçirmiş kendisi de amatör çizimler yapmış bir sanatçıydı.
Romandaki Madonna tablosu İtalyan ressam Andrea del Sarto'nun "Madonna delle Arpie" tablosuydu. Yazar bu romanında Madonna tablosuna nefes aldıracak kadar muhteşem betimlemişti.
Raif Bey de bu tabloya dalmış, bu tablo S. Ali ile Raif’in ruhunda birleşmişti. S. Ali, bu tabloyu, ezik, büzük bir sabuncu nazarıyla bakan Raif maskesi altında anlatmıştı. O, basit bir yazar değil, bir ressamın gözüyle dünyayı gören doğa, resim ve insan betimlemelerini bir ressam bakışıyla anlatan bir sanatçıydı.
S.Ali, Berlin’de bir kadına âşık olmuş, resmini ülkeye de getirmişti. Kızı Filiz Ali, babasının notları arasında Almanya’da iken bir kadına aşık olduğunu bu kadınla el ele gezmiş olduğunu, kadının kaybolan resmini çok aradığını söylemişti. S. Ali dostu P. Naili Boratav’a “Almanya’da iken Nahit Fıratlı ’ya çok benzeyen bir kadına âşık olduğunu ancak onun romandaki gibi ölmediğini ve onunla ayrıldığını da söylemiş oluyordu.
Kürk Mantolu Madonna’daki Raif Bey de Sabahattin Ali’nin gezdiği her yeri gezmiş Almanya’da Maria Puder’e aşık olmuştu. Yani resme meraklı müzisyen bir kadın S. Ali’nin gerçek hayatında da vardı ve Berlin’de aşık olduğu o kadının adının da Maria Puder olması ihtimali çok yüksekti. Nitekim o yıllarda Maria Puder adlı Berlin’de bir şarkıcının yaşadığına dair kayıtlar bulunmuştur.
Romandaki Raif Bey ile yazar1930’da yani aynı senede Almanya’dan dönmüş ve Ankara’ya gelmişlerdi.
Romandaki Raif Bey’in de Berlin’den dönünce Ankara’da bir bankada Almanca tercümanı olarak çalıştığı anlatıldı. Sabahattin Ali de o yıllarda Ankara’da Millî Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürlüğü'nde dünya klasiklerini Türkçeye çeviren bir memurdu
Romandaki Raif Bey’de Ankara’da evlenmiş çok sevdiği bir kızı dünyaya gelmişti. Sabahattin Ali’de 1935’de Ankara’da Aliye Hanım ile evlenmiş kızı Filiz Ali o evlilikten doğmuştu.
"Raif’in bankadaki o ruhsuz masası, aslında Sabahattin Ali’nin resmi dairelerdeki sıkışmışlık halinin ifadesiydi. Sonuçta ikisi de 'mütercim'di; ama asıl çeviremedikleri şey, ruhlarıyla bu aleme yabancı kalışlarıydı.
Raif de Maria Puder'e âşık oldu ama onu anlatırken Yazarın Ankara’daki imkânsız aşkı Nahit Hanım'ın (Nahit Fıratlı) maskülen, özgür ve sarsıcı profilini anlattı. Yani görünüşte savaşçı, aziml, yılmayan bir adam olan S.Ali, Nahit Hanım karşısındaki pısırık, edilgen ve yaralı tarafını Raif Beyin maskesi altında anlatmıştı.
Kısaca Raif Efendi yazarın dublörü veyahur maskesiydi. Sabahattin Ali, âşık olduğu baskın, zeki, erkek ruhunu ezmeyi bilen, erişilmez kadınlar karşısındaki aczini romandaki Raif Bey’in diliyle anlatmıştı.
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!