Sadi ATAY
VE
“AYNADAKİ SANDALCI İLE RUTİN BİR STEREO MONOLOĞ” KİTABI

“Ölçüsüz ve uyaksız yazılan, belli kurallara bağlı olmayan şiirlerdir” diye tarif edilir “serbest şiir” için. Şiirde gelenekten yanayım ve serbest şiiri de bir türlü sevemediğimi de belirtmeliyim. Arif Nihat ASYA, Yavuz Bülent BAKİLER’in şiirleri dışında serbest şiiri okuduğum pek söylenemez. Şiirde heceye tutku derecesinde bağlıyım. .Aslında “bağlıydım” demem gerekiyordu. Sadi ATAY’ın şiirlerini okuyunca “serbest şiirin güzelliğini, serbest yazılan şiirinde güzel olduğunu kavradım desem yalan olmaz.

“Serbest şiirde dizelerin uzunluk kısalıkları, uyak, redif, uyak düzeni, nazım birimi gibi nazmın bağlayıcı unsurları önemsenmez”, diye bilirdik. Aslında serbest şiir yazıyorum diye yazılan laf kalabalıklarının da beni serbest şiirden soğuttuğunu da belirtmeliyim. Sadi ATAY’ın “ AYNADAKİ SANDALCI İLE RUTİN BİR STEREO MONOLOG” şiir kitabı ile karşılaşınca “serbest şiirin ayrı umman” olduğunu fark ettim. 
Sadi ATAY’ın şiir kitabı “SOKAK YAYIN GRUBU” tarafından çıkarılıp şiir severlerin beğenisine sunulmuş. Kitapta yaklaşık ellinin üzerinde şiir var. En uzunu da, en kısası da bir birinden güzel, hepside dudaklarda ayrı bir tebessüm bırakıyor.
Sadi ATAY bu kitabındaki şiirleriyle Türk şiirinde “ serbest şiirin uç beyliğine” namzet bir görünüm sergilemektedir. Kitap “NERGİZ’e” diye başlamış. Kitabın birinci şiiri olan “SİS” şiirinde insanlığın içinde bulunduğu karışık, karmaşık, içinden çıkılmaz “kaos” ortamını anlatıyor adeta kısa ve öz olarak. Şiire :
Sis!
Her şey belirsiz;
Göz yetersiz,
Söz çaresiz…
Anlatsan kim anlar?
Ki, anladığım ne var?
Belirsiz.

Sis!
Kelimeler dilsiz,
Anlamsız anlamlar…
Neyi söyleriz?
Deyip insanoğlunun “kaos” ortamını kısa ve öz olarak açıklarken;

Sis!
Her şey geçersiz,
Yalnız o var;
Şeksiz, şüphesiz…
Diye de “kaos”a son veriyor bir bakıma.
“BAHAR OLMAK” şiiri “Sevginin Mutlak Kaynağı’nın Sevgilisi’ne”, yani Kâinatın Efendisine ithaf ederken:
“Sen İlkbahar” diye şiire başlayıp peygamber sevgisini ilmek ilmek işleyip;
“Sen: İlkbahar.
Ben: Sonbahar.
Ne güzel aynı adı taşımak seninle.
Sen: İlkbahar.
Ben: Sonbahar.
Son da olsa, 
Bahar olmak ne güzel. Diye bitiriyor şiiri.

“Ölmeden önce ölümsüz bir eser ortaya koymak” için veya “ Öldükten sonra da yaşamak istiyorsanız ölümsüz bir eser ortaya koyunuz” atalar sözünü doğrularcasına “AMA BEN YOKUM” şiiri dile getiriyor.
“Serbest şiirde her şey şiire konu”dur sözünü doğrularcasına “ŞİİRSİZLİĞİN ŞİİRİ” ni yazıyor. Bir başka şiirinde “akvaryum balıkları ile kedilerin” duruşunu “AH ŞU PİPETLİ BALIKLAR” şiiri “Mavi bir kediyim” diye de başlıyor şiire.

Dünyada olduğu gibi ülkemde de en çok şiir “AŞK” ve “SEVGİ” üzerine yazılan şiir olsa gerekir. Aslında Sadi ATAY’ın şiirlerinin tamamında “sevgi ve aşk” kokusu hissediliyor. Birbirlerine âşık olup, nikâh masasına oturup, birkaç ay sonra da hayvani arzular körelince ayrılanlara bir şamar gibi “AŞKIN NOKTALANMASI” şiirini yazıyor. İşte şiirin son bölümü:
“Mutluluk dorukta.
İyi günde, kötü günde,
Hastalıkta ve sağlıkta…
Aşk.
Nokta.”
Sakın bu şiirden “evliliğin aşkı öldürdüğü” manasını çıkarmayın. Ben bu şiirden anladığım evliliğin aşkın zirvesi olduğudur.
Sadi ATAY şiirlerinde; “düşüncelerini darağacına” asıp, ruhunu dikenli tellere” takabiliyor. 
“BU BİR ANNE ŞİİRİ DEĞİLDİR” şiirinde anne sevgisinin hiç duymağımız bir anlatımla; “Kalemin bilmediği sevgi” diye belirtmesi şiirimiz açısından güzel bir ifade.
“Uyanır uyanmaz uykudan,
İki buse kondururumda 
Sevginin yanaklarına”
….
“İşim sevgi; elbette.
Sevgi alır,
Sevgi satarım durmadan”

“Hep satsam da hiç almadan,
Bende sevgi bitmez ki…”

“Rüyamda da
Sevgi alıp, sevgi satmalıyım” diyor “SEVGİCİ” şiirinde. “DANS EDEN YARASALARA İNAT” şiirinde Nasrettin HOCA sembol ismiyle insanlığa seslenip; 
“Çıkıp da gökyüzünde yıldız yapalım
Kırpıp kırpıp eski ayları.
Böbürlenen şu karanlığa inat, 
Dans eden yarasalara inat…

Sonra inip gökyüzüne, 
Şu çirkef bataklığın göbeğine,
Sevgi mayalayalım usanmadan.
Bataklıktaki sülüklere inat,
Alaycı gülücüklere inat…” 
“Bataklık sülükleri” denilen insancıkların “Alaycı gülücükleri” sevgiye engel olmamalı elbet. Her gün bir başkasıyla sözde aşk yaşadığını söyleyen “Bataklık sülükleri” “Alaycı gülücükleri” atarak aşk ve sevdayı öldürürken Sadi ATAY inanmış bir insan olarak onlara ders veriyor.

Serbest şiirde her şey şiire konu” olduğunu söylerken Sadi ATAY “Gökyüzüne beşik kuruyor”, “Çoban Yıldızı’na ninniler söyletiyor” bunun sonucu olarak ta “Sevgi hep yaşayacak” diyebilmeyi en güzel şekilde hak ediyor olmalı.

Şair için bir zaman mefhumu daha değişik bir durumdur. Şaire yirmi dört sat yetmez, dört mevsim az gelir elbet. Onun içinde “Beşinci mevsimi” icat eder. “ Beşinci mevsim benim gözlerimde.” Diye belirtirken “Beşinci mevsim” sevginin aşkın, sevdanın mevsimi olsa gerek.
Sadi ATAY’da bütün çocuklar gibi “ATTA” ya gitmiş olmalı ki; çocukça bir söyleyişle:
“Ta-dan geldim,
Atta-ya giderim.” Diyor.

“ÖLÜM ZAMANI” şiirinde inanmış bir Müslüman’ın, samimi bir müminin halini anlatıp “ Hoş geldin ölüm” diyebiliyor.
“Aslında Sadi ATAY’ın şiirlerinin tamamında “sevgi ve aşk” kokusu hissediliyor” demiştim, işte “BİTMEDİM” şiiri:
Sadi ATAY ,“BİTMEDİM” derken.

“ Bir damlacık yüreğinde,
Yüzdürdüm milyonlarca sevda yelkenlisini.

Hayallerimin pembe beşiğinde, 
Büyüttüm milyonlarca umut bebesini.

Bir sabun köpükçüğü beynimde,
Yürüttüm milyonlarca barış eksenini.

Sevgiden kılıçlarını hep biledim,
Gülden cephanelerine cephane ekledim…
Ben yine de 
Bitmedim.” Diyor. Bu da bize “Acı paylaşıldıkça azalır, sevgi paylaşıldıkça çoğalır” atalar sözünü hatırlatıyor.

“ÖZÜMÜN ÖZ ADI NERGİZ”, “EN GÜZEL ŞİİRLERİM ŞİİRLERİN EN GÜZELLERİNİ YAZANIN YAZDIĞI O EN GÜZEL ŞİİRE”, “ADIM ADINLA OKUNSUN”, SAVM-I AŞK”, “ 7 KERE ÇAPKININ 1’İ” şiirlerinden hiç bahsetmeyeyim. Bu şiirler kitabını ithaf ettiği “NERGİZ”e yazılmış şiirler. Güzelliklerini görmek, tadını hissetmek istiyorsanız mutlaka okumalısınız. 
“SEVDALI GÜL KILIÇLI BİR YİĞİTTİR” şiirinin son bölümünde;
“Ya sevdalı?
Sevdalıyı sorarsan sevdiceğim
Sanma ki;
Sevdalı, her olur olmaza çenileyen bir ittir.
Bil ki;
Sevdalı, başı önünde, gül kılıçlı bir yiğittir.” Bu şiiri sevenin sevdiğine kendisini anlaması için yazdığı bir şiir olarak yorumlayabilirsiniz. Ama hiç te öyle değil; bu şiir “sevdalının kılıçlı bir yiğit” olduğunu belirtiyor.

İşte bir aşk şiiri daha:
AŞK YAZILDIĞI GİBİ OKUNUR
“Aşk yazıldığı gibidir;
Ne temize çekilir
Ne de silinir.
Aramakla bulunmaz ki
Gelirse, kendisi gelir.

Kapını vurduğunda aşk
Ya kapıyı açarsın
Ya da kendinden kaçarsın…

Aşk yazıldığı gibi okunur.”

Ağlayan bir çocuk gördüğümüz zaman veya bir çocuğun ağlayan sesini duyduğumuz zaman hepimiz irkilmişizdir. “Şu vicdansız da nasıl ağlatıyor şu yavruyu” diye söylenmişizdir. İşte bu durum karşısında Sadi ATAY öyle serttir ki anlatamam. Lütfen okuyunuz.

Çocukluğumuzda öğrendiğimiz çocuk şarkılarının başında “ Yağmur yağıyor, seller akıyor, Arap kızı camdan bakıyor” şarkısıdır. İşte Sadi ATAY bu şarkıya nazire olsun diye güzel bir şiir yazmış.

“İstanbul yedi tepe” diye bilinir ama buna Sadi ATAY yaratıcılığıyla, “İSTANBUL YEDİ MEME” şiirinde:
“İstanbul: Yedi memenin emzirdiği
Işıl yüzlü, gürbüz bebe”
Diyerek İstanbul’daki yedi tepeyi insanları doyuran “YEDİ MEME”ye benzeterek şiirine “İSTANBUL YEDİ MEME” adını vermiş. İyi de etmiş.
Sosyal medyada yaptığım bir paylaşımda “KİN- KİR “ancak bu kadar güzel anlatılır demiştim. İşte “KİN-KİR” ŞİİRİ:
“Biri; kin.
Biri; kir.
Birikir…
Kir, 
Güzelliği eritir.

Biri; kir.
Biri; kin.
Birikin!
Birikin!
Kin, Sevgide erisin.” İnşallah diyorum buna. İnşallah bütün kinler ve bütün kirler erir sevgi karşısında,

Sadi ATAY kendisine de ithaf ettiği bir şiirin olduğunu belirtelim. Onu da sizler kitabı okurken görürsünüz.
…..
Serbest şiirin rastgele cümlelerden oluşan bir şiir olmadığını göstermiş Sadi ATAY şiirlerinde. Her şeyden önce şiirlerde bir bütünlük var. Şiirin başı ile sonu arasında bütünlüğün olması şiirin okunmasını da kolaylaştırıyor. Ayrıca şiirler “hece vezni” ile yazılmamış ama şiirde kafiye var. Bu da şiirleri daha da güzelleştiriyor.

Sadi ATAY şiirlerinde unutulmaya yüz tutmuş bazı kelimeleri de ustaca kullanmış şiirlerinde.İşte bunlara bir-kaç örnek” yitik”,”zahir”,”seğirtmek”,”tokuşturmak” vb. kelimeleridir. “Dili yazarlar ve şairler korur ve zenginleştirir” sözünün doğruluğunu bunlar ve bunlara benzer kelimeleri görünce hak verdim. El hak doğruymuş.

Son söz: Kaleminize sağlık Sadi ATAY diyorum.

Musa SERİN, 11.01.2017