Bu Eser 02.11.2013 Tarihinde Günün Yazısı Seçilmiştir
Sanat, Sanat İçin Mi; Yoksa Sanat Halk İçin Mi Yanılsaması! 1
Sanat bir varlaşmanın, bir var oluşun diyalektiğidir. Bir
kendini ortaya koyuş, bir kendini kanıtlama ve kendini ölçme eylem pratiğidir.
Hem değişirsiniz hem değiştirirsiniz, değiştirirken değişirsiniz.
Neden, kendinizi değiştirme isteğidir. Bu sizin biyolojide çevreye cevap
vericiliğinizdir. Pratikte oyun severliğiniz, toplumsal yaşayışta birey
oluşunuzdur. Tüm bunlar iç dış
girişmelerin hem kararlılık yapma ve kararlılık yaparken kendi karar
düzeylerini bozmalarının, çelişmesindeki devinişlerdir.
Kendinizi değiştirme isteği, şimdilik iki hal olarak
söylemek yeterlidir. Birincisi atomik yapının elektrikli yapı özelliğidir.
Nesneyi, birleşme ve ayrışmaya, zorunlu kılmasıdır. Ve birleşip ayrılmayı da
böylelikle ön görmesidir. İkincisi de,
son yapınızın bir önceki yapı durumuna bozulmak istemesidir.
Bu yen ilişkileşen yapının, daha çok enerjiye
bağımlılaşmasıdır ki önceki yapıya dönerek asallık yani kararlılık düzeyi var
etme ataletidir. Kararlı düzlem vibrasyonudur. Ki sosyalite de buna gericilik
denir. Ve bir önceki ilişkinlik uzayının yeni olana uyamaması temellidir. Yeni
yapının kazandığı yeni ilişkileri yeni birleşme özelliğine ve yeni enerji
sağlayışlara yönelmesindeki çatışma ve zıtlaşmalarda burada etkindir. Ki yeni durum, yeni kararlılık düzeyi
sağlayana dek, bizi bu yeni çevresel koşullara uyumlaştırır.
Burada birinci özelliğin arasına, birleşme ve ayrılmanın
arasına, yeni ilişki bağlarının girdiği hiç unutulmamalıdır.
Buluş yapma fantezi üretme, akıllılığın temeli eskirliktir.
Kendinizi değiştirme isteği kendinizi değişen muhitin dayattığı ilişki oluşa,
kendinizi var oluş olarak uydurmaktır. Bu biyolojik var oluşun nöral düzlemde
yansımasıdır.
İzole olunan ortama bir başka aracı ile dönüşün tezahürüdür.
Olabildiğince az çevre, izole ilkesinin, aslına; kopuşluk var oluşu,
kararlılığı ile dönüştür. Bu, hiçbir zaman, tam dönüş olamayacak bir maceradır
aslında.
Kararlı kalma da, kararsızlığı hem sürekli kılmakta ve hem de ön görmketedir. Bunlar da
dissipatif yapılardan kaynaklanıyor. Dissipatifliğin anlamı şu; dıştan hiç bir
etki ve öğrenme gerekmeden kendi düzenini oluşturabilmektir. Bunlar
gösterilmiştir, söz gelimi Prigogine çalışmaları gibi .
Bu da oluşun dinamiğini boyutlamada. Boyutluluklar bu
çelişmeleri içerip bir oluşla kendini ortaya ve şartlara dayatmaktı. Bu
dayatma, diğer olgulara yeni ilişki düzeni ön görmekte. Ya değişeceksiniz, ya da yeninin gücü
karşısında yok olacaksınız.
Kopuşluk nasıl farklılaşma ise, dönüşte farklılaşarak bir öz
ortaya koyuştur ki bu da sosyal yaşamda sanattır.
Bu dönüş (başlangıç koşullarına sıkı bağımlılık yasası) dış
ortamla ilişkinin hem de enerji alış veriş ilişkisinin düzenlenmesi, yani, yeni
bir ilişki bağı ortaya koymasıdır. Nesnelin nitelik alışla tekrar nitelik
alarak dönüşüdür.
Bu bütünleşme yekvücut olma değil, izole ile bir aşama
kazanan varlık artık, yeni yetenekle yeni kazanımla, buradadır. Bu yeni
yeteneği ile çevreye yeni bir ilişki biçimi sunma isteği ya da, dayatma
düzenlemesidir. Bir işlev yüklenmesidir, indirgenir değildir.
Bu yeni özellik ve kazanımdır. Nasıl bir bilgisayar
kondansatör, direnç, tristör, transistör, diyot vs değil, hatta bunların
toplamı da değil. Toplamından azcık fazla bir şey. Hem fiziksel süreçleri ile nesnellik
içermesi (bir diyotun direncin çalışma esası, yasası) , hem de yeni var ediş
özelliği ile yeni hal alış, hiç de bu fiziksel parçacıklar değil, alakası da
yoktur. Ruhsal yetiler, biyolojik kimyasal temelden doğmakla, bunlar olmayan
edimlerdir.
Tümelliğin kazandığı fonksiyonelliğin yeni bir durun
aşamasıdır. Bu nedenle fiziksel sürüp giden zamanlara indirgenemez.
Bilgisayarın yazılımı, fiziksel kurallara göre çalışmaz. Bu şu demek, insanın
biyolojik ve fiziksel süreçleri zaman içinde evrimsel yetkinlikle, yeni
durumlar oldurması, alt olana indirgenemeyen zenginliklerdir. Hem hardware
(Kimyasal fiziksel süreçli donanım) ile hem software (hardwareden neşetle
bunlar olmayan, bunlar sız da olamayan, yazılımdan kaynaklı) bir yapıdır.
Yani yeni bir ilişkinlik; özneline, yani bilinç kazanmakta.
Fakat bunlar da biyolojik ve nesnel temelin damgasını yemekten kurtulamaz ve o
izi taşır.
Sanat bu bağlamda, temelin yansıması ve ırasıdır. Temelde
ayrı gibi ama temelsiz var olamaz bir durumsal varoluştur. Durumsal var oluş,
nesnelik damgalı ama kapsamındaki nesnelliğin toplamından biraz farklı ve fazla
bir şey...
Daha açığı ikisinin birbirini algıladığı, ama üst olanın bir
tümleyenlikten kazandığı özellik, tek tek diğer nesnel ve fiziksel süreçte
yoktur. Bir organizenin toplamsal fazlalığıdır.
Nesneliteden çıkan ama parçalara dağılamayan bir tutum.
Dağıtmaya çalıştığınızda her eylemde bir ilişki ve ilişkinlik bağı
kırılacağından sonucu hüsran olacaktır. Bu tıpkı bezi; kumaşa, ipliğe, boyaya
eğirmeye, dokumaya, bitkiye, pamuğa, yüne, ota, toprağa ve mineral süreçlere,
atom ize süreçlere indirgemek gibi bir şey.
İndirgedik durumlarda, buralar da, beze ilişkin ön görüler
bile, yok olur. Bu süreçlerin bir iki adım gerisinden sonra, ne bezi; ne de
emeği- emekçiyi, lokavtı grevi kredibiliteyi finansmanı, ne de ücreti-
köleliği, ön görmeniz olanaksız.
Yani bezin insan yaşamından ürettiği maddi ve yaşamsal
kavramlar, ilişkin oluşumlar görülmez, ama süreçle ortaya çıkmışlardır.
İndirgeme bunları kaybedeceğinden ilişkilerde anlamsızlaşır.
Çünkü her alt durum, bir var oluşla olamlık kapsayacak.
İçinde öngörülemez bir ilişkinlik bağı tomurcuğu saklı olarak belirecek. Çünkü
her yeni oluşum, bir önceki oluşumun içinde yeni çevrenin ilişkilerine denk
düşme ile seçilecek.
Başka olamlar ilişkinlik organizesi, bir önceki olmayan,
eylemler; yani ilişkisel bütünlükler ortaya koyacak. Bu ilişkisel bütünlük,
aynı zamanda o durumun, sınırlılıklarını şeklini biçimini, yetilerini ortaya
koyacaktır. Ama bez bunların toplamı ve toplamından farklı bir şey olacak.
Sürecek