
Şast veya Zıhgîr
Osmanlıca yazılışı: şast veya şest: شست
Osmanlıca yazılışı zihgir: گير زه
Şast veya şest Farsça kökenlidir ve sözlüklerdeki ilk anlamı 60 sayısıdır. Ancak eski devrilerde okçuların oku doğru hedefe yönlendirebilmek ve yayın titremesini engellemek için başparmaklarına taktıkları yüksüğe de şast, zıhgîr, “engüştvâne”veya küştiban ( küştüvan) da demişlerdir. Şast, balık oltası anlamına da gelir.[1] Şast (yani 60 sayısı) denmesinin nedeni ise atış sırasında işaret parmağının ilk boğumu, başparmak tırnağı üzerine konulmasından ve parmakların aldığı bu şeklin Arap parmak hesabınd) 60 sayısına karşılık gelmesi nedeni iledir. [2]
Zih- gir de Farsça kökenli zih ve gіr – “kiriş” ve “çeken “ sözcüklerinden meydana gelir. Zihgir de şast veya küştiban gibi okçu tirkeş, kemankeş yüzüğü anlamındadır. Kimi kaynaklara göre zihgir, şast veya küştiban denilen okçu yüzüğünün mucidi Hun Türkleridir. [3]
Bu yüzük okçuların ok atarken ve yayı çekerken parmak incinmesin, yay titremesin, ok hedefini iyi bılsun diye taktıkları genellikle kemikten yapılan ve halka şeklinde olan yüzüklerdir.
Ok yüzüğü : “ ok atışı sırasında, yay kirişinin başparmağı parçalamaması için kullanılan ve bir tür kiriş bırakma mekanizması oluşturan tırnaklı bir yüzüktür. Yayı gerdiğinizde yüksek miktarda enerji çıkar ve bu çıkan enerji Türk yaylarında diğer yaylara oranla 2 - 3 kat daha fazla olabilir; bundan zihgirle korunulur.” [4] “Şaştın yararı, okun hedefini bulmasıdır. Şast sayesinde kiriş titremez ve ok düz gider. Hatta usta kemânkeşler ok atarken şaştın üstüne su dolu fincan koyarlar ve oku fırlattıkları zaman fincandan bir damla dahî su dökmezlermiş. “[5] Okçular arasındaki "fincanı düşürmek" deyimi de buradan gelmektedir.
Zihgir; damak veya kaş, kulak ve eşik adı verilen üç kısımdan oluşmaktadır. Zihgirin parmak üzerine binen uzun kısmına damak veya kaş; iç yüzeyine yapıştırılan deri parçasına kulak; kiriş takılan iç kenarına ise eşik adı verilir. [6]
Şiir dünyamızda şast ve zihgir genellikle geröçek anlamı ile kullanılnıştır. Kimi zaman da ok atan tirendaz ve kemankeş, yani avcı sevgili motifi ile birlikte karşımıza çıkar. Karacaoğlan bir dizesinde sevgilinin belini zihgire benzetmiştir.
Aferin şast-ı hümâyûnuna kim oklarının
Mumdan olsa yine taşı deler peykânı Nefi [7]
İnce bel üstüne cevâhir kemer
Zihgirden geçiyor beli kızların Karacaoğlan
Sîmden yoksa ki engüştüne zihgîr takıp
Pehlevân-ı felek eyler heves-i tîr ü keman Enderunlu Fâzıl
KAYNAKÇA
[1]https://www.luggat.com/%C5%9Fast/1/1
[2] Yücel, Ünsal (2015). Dursun Ayan (Ed.). Türk okçuluğu (2. bas.). Ankara: Atatürk Kültür Merkezi
[3]https://www.unutulmussanatlar.com/2016/01/zihgir-nedir-zihgir-yapimi.html
[4]https://www.unutulmussanatlar.com/2016/01/zihgir-nedir-zihgir-yapimi.html
[5] İskender Pala, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü
[6] Yücel, Ünsal (2015). Dursun Ayan (Ed.). Türk okçuluğu (2. bas.). Ankara: Atatürk Kültür Merkezi
[7] İskender Pala, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!