Seb’û'l-mesânî 

Osmanlıca yazılışı: seb’a :  سبعه

Osmanlıca yazılışı:

Seb‘ kelimesi sözlüklerde yedi anlamına gelir. Arpça seny kökünden gelen mesnâ ise (bir şeyin katı)

“katlamak, bükmek; iki katını almak” mânasındadır ve menâ sözcüğünün çoğulu ise mesânî’dir. Şu halde seb’a'l-mesânî  “tekrarlanan, iki kattan ibaret olan yedi” anlamına gelir (Lisânü’l-ʿArab, “s̱ny” md.; Kāmus Tercümesi, IV, 893-894) Şu halde Seb’a'l-mesânî "tekrarlanan yedi (âyet)" anlamına gelir.

Hz. Peygamber, Fâtiha’yı “Kur’an’ın en büyük sûresi” diye niteleyerek onun es-seb‘u’l-mesânî ve kendisine verilen yüce Kur’an olduğunu söylemiştir.  İslam âlimleri “ sebul-mesâni'den murad, ümmül-Kur'an olan Fatiha süresi olduğu ve bundan dolayı fatihanın es-seb'ul-mesâni' ismini aldığı ve Kur'an'ın bunun bir tefsiri olduğunu”  söylerler

Seb’a'l-mesânî Kur'ân-ı Kerîm'in ilk süresi olan namazların her rekâtında okunması sebebiyle Fâtiha sûresine verilen ad olmaktadır. [1]

Seb’a'l-mesânî "tekrarlanan yedi (âyet)" anlamına geldiği Fatiha suresinin önce Mekke, sonra Medine'de indirilmesi, Allah ile kul arasında tekrar edilmesi, her namazda okunması nedeni ile Fatiha suresi için bu ad kullanılmıştır. [2]

Züf ü ruhsârını görmeklik için leyl ü nehâr

Okurum Seb’a'l-mesânî ile Kur’ân beri gel   Nesîm

 

KAYNAKÇA 

[1] ABDULHAMİT BİRIŞIK, https://islamansiklopedisi.org.tr/es-sebul-mesani

[2] İskender Pala , Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü , s.405