SEVDİKLERİNİ KAYBEDENLER İÇİN
            Biraz sonra okuyacağınız her satır, sevdiklerinden birini; evladını, eşini, anne veya babasını ya da başka bir kıymetlisini kaybedenler için. Aslında hepimiz için... Onların yokluğuyla duyduğumuz çok derin ve tarifi zor olan büyük acıya, biraz olsun merhem olabilmek adına bu satırları kaleme aldım.
           Başka bir âlemde kavusacağımız inancını korusak da çok acıdır sevdiğini bir daha görememek... Sesini duyamadan, hayatı onunla paylaşamadan yaşama devam etmek ve daha birçok şeyi yaşamak zorunda kalmak en ağır sınavımızdır. Diğer sınavlara hiç benzemez. Kelimeler kifayetsiz kalır. Ayrılık şarkıları , şiirleri ve filmlerdeki ayrılık sahneleri daha bir canınızı yakar. Ölüm ne kadar güzel yanlarıyla gösterilse de, hep içinizi acıtmaya ve sizi başka bir insan yapmaya devam eder.
             Ölüme meydan okumak, isyan etmek sizi daha da yakar. Kaybettiğiniz sevdiğinizin de canını yakar, ruhunu incitebilir. Onu geri getirmez isyanımız,  ölümle olan kavgamız ve hayata küsmemiz. Ancak sakinleşmeye ve acımız olgunlaşmaya başladıkça bir şeyleri yoluna koyabiliriz. Aksi takdirde hem kaybettiğimiz kıymetlimizi incitebilir ve kendimiz de geriye kalan ömrümüzü değersizlestirebiliriz.
             Ölüm, değiştiremediğimiz ve hayatın dışına itemeyeceğimiz en kesin gerçek.  Sanırım bizim yapabileceğimiz en güzel ve en doğru şey de bu değişmez gerçeğe savaş açmamak ve ruhumuzu doğru yollarla sakinleştirmektir.  Huzuru, yaşamın geride kalan güzellikleriyle bulmaya çalışmaktır.Aklını ve manevi yanını ağır bir acının yıpratıcı ve bizi güçsüzleştiren etkisinden korumaktır. Geride kalan sevdiklerimizin yüzündeki tebessümü silmemek ve yaşama onlarla güçlü bir şekilde tutunmaya çalışmamızdır.
            Ne dersiniz, yaşam ve geride kalan "kıymetlilerimiz", yaşama tutunmaya çalışmamız için yeterli değil mi? Sevdiklerinizin elini tutun; kalan ömrünüze sahip çıkın. "Ha gayret, hayat devam ediyor" demeyi deneyin. Size bahşedilen hayat ve sevdikleriniz buna değer...