‘’Annem çok sevinmelerin kadınıydı
Bazen sevinince annem gibi
Rengârenk reçeller dizerim kalbimin raflarına
Annem çok sevinmelerin kadınıydı,
Sıcak yemeklerin…’’(Didem Madak)
Rengim asi/l anne
Sevinç tebessümlerimi ektiğim kır saçların, anne
Silip süpürdüğüm sofralar, ah, nerede?
Gönlümün kuytularında yaşayan o mutlu çocuk
Renkli gözlerinde, düşlerim seni ve dünü
Göbek bağım kesilmemiş gibi, anne
Boğazımda bir düğüm bir güdüm bir rivayet
Ah, anne, sevinçlerin iz düşümü
Kabaran yüreğim
Mademki sevgiydi karbonat tozu mevsimin
İçimin kabarması dinmek bilmez,
Bildiğinden öte anne
Söyleyemediklerim
Hani, söylenceler pişer de pişer derinde
Daha kaç kat hamur açacaktır ellerim?
Ellerim ne terli ne nemli
Ama ya, gözlerim anne?
Dikemem gözlerimi sana
Dik başlı kızında hep mi bakidir sitem?
Rencide edildiğim ömrün huyu kurusun.
Yaş aldığım ne ki anne
Yasımdan mustarip bir şiir daha dokurken hislerimle
Sevilmek neydi sahi, söyle?
Senin kadar olmayacaktır asla beni seven
Ah, içimdeki densiz siren
Frenim boşaldı bu gün yine
Eklem yerlerinde acımın
Açamadığım kutunun
Arakladığım bir dilim ekmek gibi
Üç kere öpüp de başıma koyduğum.
Sinende saklıyım, bilirim
Sesin de nasıl titrer
Göstermeden ağlarım hem
Ağıtlar değil yaktığım
Batıl düşlerin gizinde saklıdır sitayişim
Sensin öğreten:
Allah sevgisi ve iman gücü ve ahlak ve yoldan çıkmadan
Yaşamak nedir, senden öğrendim.
Ar bildiğim neyse
Alnımın akında yazılıdır yazgım
Kara olsa da bahtım
Şükrüme delalettir günüm ve duam
Acını duvağında sayıklayan bir neon gibi
Işıklanan iç dünyam.
Gözlerimde ışıldayan yıldız yarım
Gül’se seslendiğin
Güncemde saklıdır söylediğin her tümcen
Cümleten acı yüklediler
Açıldığım kimse lanet ettiler.
Bilirim nasıl da huysuzum
Rabbine sadık bir kulum işin aslı
İnsan olmanın metanetidir içimdeki gizem.
Rengimle mahzun
Şiar edindiğim doğruluk ve namusun… ..
Kıymet bilinmesem de
Hazırım çıkmaya karşısına daha dünden Rabbimin
Senden emdiğim ak süt gibi helaldir sözcüklerim
Küfemden atmam da hüznü
Külliyen yalan neyse dolanan başımda
Varlığımla sensin tek kanıksayan
Ölüm önce beni bulsun
Tadı yoktur asla yaşamanın sen olmadan
Nazarında hala açmamış bir gül olsam bile
Açmadım da bağrımı başımı
Aşikârdır gölgem kovalayan
Aşinadır hüzün teknem
Sevilmek neydi sahi?
Sevecen sesinde mevsimin
Sirayet eden her günün
Mukadderatı ile sözlendiğim
Tümcelerim ne eğik ne yanlı
Başım dik ve asi
Bu, benim işte
Bensiz bir dünyanın özlemi neyse
Kimse saklı içimde
Sinmediğim kadar
Sığamadığım doğrudur
Yere göğe.
Gönlün fermanı henüz yazılmadı hem
Her gündür ömrün bitimsiz nazı niyazı
Sökün eden hücrelerimden
Sükûnet dilediğim bir ömre duyduğum bitimsiz özlem
Öykündüğüm sadece kendime
Düş bildiğim mutluluğun fermanı
Bilirim saklıdır Rabbin nezdinde.