S
SAN SIFATI. ing. adjective: Özel adların önlerine sonlarına ge¬len sıfat : Bay Orhan, Bayan Sevim, Doktor Nevzat, Profesör Aslan, Namık Kemal Bey, Gönül Hanım, Ha¬san Çavuş vb.
SAPMA: Frns. Aberrant, İng. Gradatıon- sound-shift, Almn. ABSTUFUNG
Bazı sözcüklerde kuralalra göre olması gereken biçimlerden uzaklaşmalara denir. Benge- bene, yerine bana , senge yerine sana, kardaş yerine kardeş demek gibi
SAYGİ ÇOĞULU . Gerçekte tekil olan varlıklara saygı göstermek ereğiyle kullanılan çoğul biçim: Öğretmenim evdeler mi, Beyefendi uyandılar mı? Vb
SAYI ADI: Osman. İsm-i adet, Frns., adjetif numeral, İng., numeral adjative
Sayıları belirten adlar. Bir – iki üç- dört, beş
SAYI SIFATI . ing. numerical adjective: Varlıkları sayı bakımından belirten sıfat: Yüz kişi, üçer lira, beşte bir pay, ikiz çocuk onun cu sayfa vb. Bk. Asıl sayı sıfatı, Sıra sayı sıfatı, Üleştir-mo sayı sıfatı, Kesir sayı sıfatı.
SES : A lfabeyi oluşturan ses sembollerinin her biri a,b,c,d,e,f,g,h,ı,i,... gibi . Kulağın duyabildiği titreşim. İnsan sesi, akciğerlerden gelen havanın gırtlaktaki kirişleri titretmesiyle oluşur.
SES AYRIŞIMI: ( FRNS. Arciphoneme, İng. Arciphoneme
Birleşik sayılan bir sesin başka sesler meydana getirmesidir. Örneğin eski Türkçedeki “ ng “ sesinin zamanla ve başka lehçelerde nazal “n”esi ve düz” n “ yi, g-ğ, -v – y seslerini oluşturması gibi Tengri ( tanrı) Yakutçada Tangara, Müngüz, boynuz, [1]
SESBİLGÎSİ : Osman.: savtiyyât,İng.: phonetics, AlmN.: Phonetik, Lautlehre , FransZ.: phonétique,: Ses Bilgisinin Tanımı Ses bilgisi, dilin seslerinin oluşumunu, boğumlanmalarını, sınıflandırılmasını, kelimelerdeki sıralanışlarını, ses değişimlerini, hece yapısını ve tonlamayı inceleyen bilgi dalıdır. Konuşma seslerinin nasıl üretildiğini inceleyen Söyleyiş Ses Bilgisi, seslerin insan beyninde nasıl algılandığını inceleyen Dinleyiş Ses Bilgisi ve sesin havadaki durumunu inceleyen Akustik Ses Bilgisi olarak üçe ayrılır.
Ses bilimi, Osman. Savtiyat- Frns. Phonetıque, İng. Phonetıcs-
Fonetik -fonoloji- sesler bilgisi
Dillerin seslerini inceleyen dilleri selserine göre ele alan dilbilim dalı. (fonoloji, fonetik dil) belirli dil seslerini (fonemler) inceleyen bir bilim dalıdır. Ses bilimi dil içindeki seslerin işlevlerini inceler. Konuşma seslerinin eklemlenmesi (articulatory), nakli (transport), alınması (receival) ile ilgili bir bilim dalıdır. Fonetiğin bu üç çalışma alanına karşılık gelen üç branşı vardır: eklemleme (articulatory), akustik ve işitim fonetiği (auditory phonetics). Fonolojiye zıt olarak, fonetik konuşma seslerinin fizikî yönüyle ilgilenir. Konuşma seslerinin tam bir transkripsiyonunu vermek için, birkaç özel alfabe vardır. Bu alfabelerden en çok kullanılanı bu metinde bulacağınız alfabe olan IPA’dır.
Ses bilgisinin alanı olan Fonoloji modern dilbiliminin alt alanıdır. Hangi şartlar altında hangi sesler ile kelimelerin birbirinden ayrılabileceğini araştırır. Bir kelime veya sesin ilk hecesini belirlemeye çalışır. Böyle sesler farklı fonemlerin temsilcisidir. Bu fonemler de bir dildeki anlam ayırt eden en küçük birimlerdir.
Fonoloji; fonemlerin farklı sistemlerini, -bir dildeki anlam ayırt eden en küçük birimleri- kapsar. (Bir dildeki anlam taşıyan en küçük birimlere morfem denir ve Morfoloji’nin araştırma alanına girer.) Fonetik, fonolojik bağlamdan bağımsız olarak seslerin detaylı tanımıyla ilgilenirken, Fonoloji, her bir dildeki ses birimleriyle uğraşır.
Sesbilim, dilin seslerini, dilsel iletişim dizgesindeki işlevleri açısından inceleyen bilim dalıdır. Sesbirim ve bürünbilim gibi soyut birimlerin incelenmesi üzerine kuruludur.
SESÇİL: Osmn. Savti , Frns. Phonetıque, İng, phonetics
Sese dayanan sesle ilgili olan sesçil imla, sesçil yazım vb [2]
SESÇİL ALFABE: Frnsz. Erıcture phentıque, İng., phonetıc alfabet
Fonetık yazı, sesçil yazı- seçil çeviri yazı
Konuşmanın ses özelliklerini gösteren alfabe
Ses Daralması : ing. volume contraction: "a,e" geniş ünlüsüyle biten sözcüklere "-yor" şimdiki zaman eki getirildiğinde, bu geniş ünlüler daralıp değişerek "ı,i,u,ü" olur.
Örnek : bekle-yor bekliyor Oyna-yor oynuyor
SES DEĞİŞMESİ : Bir dilde kendiliğinden vaya başka etkenler nedeni olan ses değişmeleridir. Fadıl- fazıl, hidmet- hizmet, nejla- necla- nejdet- necdet, Nijat- necat, geçti- geşti, gibi
SES DÜŞMESİ. Kimi sözcüklerde bir sesin (harfin) yitmesi : Isıcak (sıcak), ısıtma (sıtma) vb. Sesin türüne göre sesli düşmesi veya sessiz düşmesi gibi adlar alır. Sesin düştüğü yere göre de adlar alır :orta hece de sesli düşmesi , kelimenin başında, ortasında ,sonunda sesli veya sessiz düşmesi gibi...
Hotel- otel, cuma ertesi = cumartesi, kayın ana= kaynana, kayın ata = kaynata.Kimi sözcüklerin çekimlenişinde veya türeyişinde, bir sesin düştüğü görülür.
a) Ünlü Düşmesi : İki heceli olan kimi sözcükler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerinde bulunan ünlüyü düşürürler. Buna orta hece düşmesi de denir.
Omuz um omzum oğul u oğlu
Kahır ol kahrol seyir et seyret
Ayır ıntı ayrıntı sıyır ık sıyrık
Yalın ız yalnız yanıl ış yanlış
b) Ünsüz Düşmesi : Bazı sözcükler, çeşitli etkilerle birleşirken sözcüğün sonundaki ünsüz harf düşebilir. Bu olaya ünsüz düşmesi adı verilir.
Yumuşak cık yumuşacık sıcak cık sıcacık
Yüksek yüksel küçük küçül
Rast gelmek rasgelmek ast teğmen asteğmen
Bazı bileşik sözcüklerin oluşumunda bir hece veya ses düşmesi meydana gelir.
SES İKİLEMESİ: Frn. İng., Alman.= gemination
Bir sözcükte aynı ünlünün veya aynı sessizin yan yana olması hali. Bu durum Türkçe asıllı sözcüklerde olamaz. Ama Tütkçeye yabancı dillerden girmiş çok sayıda sözcükte de bulunamaktadır. Türkçe sözcüklerde aynı türden iki ünsüz yan yana gelse bile aynı türden veya farklı türde iki sesli bir kök içinde yan yana bulunmaz.
Şiir, foot, haar( saç) ikki- yeddi- yaşşa, tevvellüt, kuvvet, şiddet, iffet, affet eşşek, aşşağılık, dokkuz, sekkiz, vb
SES KARŞILANMASI: Frnsz. Subistition phonwetıque- İng., phonetic substition
Bir dilde bulunamyan bir sesi başka bir sesin karşılamasıdır. Hidmet- hiz<met, fadıl fazıl, gendarme, jandarma, jeep cip, cokey- jokey gibi. [3]
SESLENME DURUMU : Frn. Vocativ, İng. Vocative,
Hitap durumu veren ismin hali- ad durumu : Ey Türk Milleti!İşitin. Muallimler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır! Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir ileri!
SESLENMELİ ÖZNE: Seslenme durumunda olan özne :
Atatürk’üm büyük önderim, kalbimizde yaşıyorsun! Yurttaş Türkçe konuş, Türkçe yaz. !
SESLENMELİ TÜMLEÇ: Eylemin anlamına hitap kavramı veren, seslenme durumunda olan tümleç.
Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir ileri!, Baylar , İstanbul hükümeri ile ilgiyi kesiyoruz. Muallimler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır!
SES TÜREMESİ. ing. adventitious sound | : Bir sözcüğün aslında bulunmayan bir ünlü ya da ünsüz harfin sonradan türemesi: urmak (vurmak),arz (azim) öyük (höyük) vb.Daha çok konuşma ve halk dilinde görülür, Limon, ilimon, recep, irecep vb
Tren, tiren, spartula, ıspartula, daha ziyade yabancı dilden dile geçen sözcüklerde rastlanılır. Sözcükler kimi eklerle birleşirken zaman zaman araya başka yeni sesler girer. Türkçe'de ses türemesi olayına fazla rastlanmaz.
Fakat kaynaştıama harflerinin kelimelrde ortaya çıkması fiil kökleri ile zaman ekleri arasında sesli harfin oluşması ses türemesi bahsinde ele alınabilir. gel- (i) yor, ara- ( y )-acağım
SESTEŞ . (Eş Sesli) Sözcükler : Yazılışları ve okunuşları aynı olduğu halde, anlamları tamamen farklı olan sözcüklere "sesteş" sözcükler denir. Örnek :
Yüzünde kan lekesi vardı. - Sen hala onun söylediklerine kan.
Ay'a bu ay yeni bir uzay aracı gönderilecekmiş. - Yüzünü asma, öbür sınavda yüz alırsın.
Gül sen, gülün olayım. - Köyün ortasından geçen çay, çay bahçelerini suluyor.
SES YOLU . Sesin oluşması için akciğerlerden çıkan havanın gırtlak, burun ve ağzında izlediği yol.
Sessiz (ünsüz) Benzeşmesi : Sert ünsüzle biten bir sözcüğe yine ünsüzle başlayan bir ek getirilecekse, bu ekin başındaki ünsüz, sertleşir. Buna ünsüz uyumu ya da ünsüz benzeşmesi denir. Örnek : milletce değil millet-çe
Sessizler : Bakınız : Ünsüzler.
SERTLEŞME : Yumuşamanın tersidir. Yumuşak sessizler olan bcdg sesleri ile Türkçe asıllı sözcükler bitmez. Bu tip sözcükler sert karşılıkları olan pçtk sesleri ile bitiyormuş gibi yazılır. Kitab- kitap, ilac, ilaç, derd, dert, aheng - ahenk
Yumuşak sessizle biten ek sert sessiz ile başlayan bir ek aldığında sertleşir. Derd, dertleri, kitap, kitaptaki, İlac, İlaççı ...
SIFAT. .ing. adjectiveAdları niteleyen yada belirten sözcük-. Sıfatlar tamalama halindedidr. Sıfat atamlamsı, beyaz ev , genç adam, küçük kız, Tmalamdan düştüklerinde adlaşırlar ve sıfat görevinden düşerler, küçük, genç, beyaz gibi.
Güzel ev.yemyeşil bahçe, bu sokak, çalışkan kişi, on li¬ra, kimi çocuklar hangi roman vb. Sıfatlat niteleme ve belirtme olarak iki ana gruba ayrılırlar belirtme dıfatlarının da sayı, soru, işaret, belgisiz sıfat gibi türleri vardır.
SIFAT KAYMASI: Belritisiz tamlamadan veya sıfat tamlamasından önce gelen sıfatın iki ayrı sözcüğe bağlanabilmesidir. İki devlet bildiris( iki devlet veya iki bildiri) Yüksek hakimler kurulu( yüksek hakimler veya yüksek kurul) kıeık çam çerçevesi( kırık cam veya kırık çerçeve)
SIRA NOKTALAR. Noktalama imlerinden biri, Görevleri ." 1 — Tümcede, türlü nedenlerle yazılması uygun olmayan bir sözcüğün yerine kullanılır: «Bir
öğrencinin . olacağını kim düşünebilirdi?» 2 —
Tümcede, bir sözcüğün ilk harfinden sonraki harfler
yazılmak istenmezse, o harflerin yerine konur: «K...
hapishanesine girdiğim gün Cavit Beyle tanış¬
tım.» 3 — Yazı aktarmalarında atlanan yerleri belirt¬
mek için kullanılır: «Destanlar, belli olaylar üzerine
yazılmış halk şiirleridir. ( ) Koşma biçiminde yazıl¬
mış, fakat koşmalara göre daha uzun olan şiirlerdir.»
SIRA SIFATI: ( Osmn. Adad- rütbiye frns. Adcetiv numeral ordinal, İng. Ordinal numeral adjetive
Sıra kavramı veren sıfat. Birinci sıra, üçüncü yaz, beşinci kız, onuncu kat. on dokuzuncu yüzyıl, vb.
SIFAT TAMLAMAS I.ing adjectival construction |: Sıfatların kendilerinden son ra gelen adları nitelemesi ya da belirtmesiyle oluşan tamlama: Küçük ev, iri yarı adam, tembel kişi, üç köy başarı1: öğrenci, dört elma vb.
SIRALI TÜMCE. Yalın ya da bileşik yapılı bağım¬sız tümcelerin virgül ya da noktalı virgülle birbirleri¬ne bağlanmasından oluşan tümce. Basit ya da birleşik yapılı birden fazla cümlenin birbirine virgül, veya noktalı virgülle bağlanması sonucu oluşturulan cümlelerdir. Sıralı cümlelerde en az iki yüklem bulunur. Zaten basit ve birleşik cümlelerden farkı da birden fazla yüklemi olmasıdır. Örnek : Sakla samanı, gelir zamanı.
SIZICI ÜNSÜZ: Frnsz. Consonne affirique spirante, İng. , affircote spirante, fricative
( Sızmalı conson- sürtünmeli conson- sürtüncü ünsüz- conson)
Ciğerlerden gelen havanın ağzı boşluğundaki hafif kapalı bir engele çarpması ile oluşan ünsüzlerdir.
v-f-z-j-ş-ğ-h üsnüzleri bu yüzden sızıcı ünsüzlerdir.
SOMUT AD. Var olduğu, duyu organlarıyla sapta nabilen ad Ev, sokak, kent, bitki, böcek, gazete, dergi, sınıf, öğrenci, okul, vb.
SONEK. Kimi dillerde sözcüklerin sonlarına gelen ek. Türkçe, sonekli dillerdendir. Örneğin —li (ev—li),, —siz (ev—siz), —ci (iş—ci), —gi (bil—gi), —ler (el— ler), vb.
SONSES. Bir sözcüğün sonundaki ses. Ev sözcü¬ğünde v çiçek sözcüğünde k gibi.
SONSES DÜŞMESİ . İng. apocope ,Sözcük sonundaki bir sesin kaybolması: (yaylak) > yayla, (kışlak) > kışla, arık> arı, çift> (çif) örneklerinde olduğu gibi.Sözcük sonundaki bir sesin yitmesi: Yaylak (yayla), kışlak (kışla) vb.
SORU ADILI. (SORU ZAMİRİ ) Adların yerini soru yoluyla tutan adıl: Kimi aradınız? Hangisi çalışkan vb.
SORU BELİRTECİ ( SORU ZARFI )Eylemleri ya da eylemsileri soru bakımından etkileyen belirteç: Nasıl geldin? Niçin uyudun? Ne kadar alırsınız? vb.
SORU EKİ. Türkçede, tümcelere soru anlamı ka¬zandıran mi eki : Esin, okula gitti mi?. Eylem uyudu mu?, Eve mi gidiyorsunuz?
SORU İMİ ( SORU İŞARETİ). Noktalama imlerinden biri. Soru anlamı taşıyan tümcelerin sonuna konur: Anneniz geldi mi? Tatili nerede geçireceksiniz? vb.
SORU SIFATI . Adları, soru yoluyla belirten sıfat: Nasıl kitap,, ne zaman, ne gibi çare, hangi iş, vb.
SORU TÜMCESİ. Bir duyguyu, düşünceyi soru yoluyla anlatan veya soru yoluyla bilgi almayı amaçlayan cümlelere soru cümlesi denir. Soru kavramı taşıyan tümcedir. Örneğin: Konuklarımız gittiler mi?, Bu ay kaç kitap okudunuz? Oraya nasıl gidebilirim? Odada kim uyuyor? vb.
SORULU İKİLEME : Anlamı kuvvetlendirmek veya zayıflatmak amacıylaiki aynı sözcüğün arasına mi soru ekinİn getiirlmesi ile yapılan ikilemelerdir. Güzel mi güzel, tatlı mı tatlı, fakir mi fakir, çirkin mi çirkin ördek, ev mi ev, iş mi iş,
SORULU YAN TÜMCE : Temel cünleye zaman kavramaı veren ve “mi “ soru ekiyle kurulan yan cümle
Yağmur yağdı mı ortalığı çamur kaplar. Bazı kocalar eve geldi mi canavar kesilir. Bir işi çıktı mı hemn bana koşar.
SOYUT :ing abstract : Var olduğu, duyu organlarıyla saptanamayan, ancak düşünce yoluyla kabul edilen
SOYUT AD .ing abstract noun| Gr. abstracktes Nomen, abstraktes Substantiv | : Var olduğu, duyu organlarıyla saptanamayan, ancak düşünce yoluyla kabul edilen ad: Tutku, hayal, dostluk, akıl, sevgi vb.
SOYUTLAMA : ing. abstraction | Fr. absraction | Gr. Absraktion | : Bir nesnenin özelliklerinden veya özellikleri arasındaki ilişkilerden herhangi birini tek başına ele alan zihinsel işlem, gerçeklikte ayrılamaz olanı düşüncede ayırma, tecrit.
Zihnin, gerçekte ayrı ve başlı başına bir varlığı ya da özelliği olmayan bir şeyi, bağımsız olarak ya da öteki özelliklerden ayırarak düşünmesi.
SÖYLEYİŞ (Telâffuz, Diksiyon). Konuşurken ya da okurken sözcükleri doğru söyleme sanatı. Söyleyişte yetkinliğe ulaşmak için, sözcük ve tümce vurgusunu iyi kavramak gerekir.
Söyleyiş Ses Bilgisi : İnsanların nasıl konuşma sesi ürettikleriyle ilgili ses bilgisinin alt araştırma alanıdır. Bu bağlamda araştırmacılar konuşma organları üzerine yoğunlaşırlar (Şekil 1). Ancak organların temel işlevinin ses üretme olmadığından hareketle kimi bilim adamları, dilin doğuştan gelmediği yönünde görüş bildirmişlerdir. Akciğerler soluk alıp verme, dil tat alma, dişler çiğneme, kesme gibi işlevlere sahiptirler. Bu görüşü destekleyenlere göre, dil insanın evrim sürecinin bir parçası
SÖZ VE SÖZCÜK Osmn. Kelam, Frnsz., vocabulaire, İng, vocabulary, Almc. Wortschaz
Anlamı olan ses veya ses birliklerine denir. Anlamı olmayan seslere sözcük denemez. O, at, koş, dert, kırk, var, yok, değil, boş ...
Kimi sözcükler tek başlarına anlam taşımaz ama diğer sözcüklerle birlikte anlama kazanır veya diğer sözcükler arasında anlam bağları kurarlar. Edat ve bağlaç olan bu ses birlikleri de sözcük sayılır veya, ile, madem, ve, illa içre, üzre . Yansıma sözcükler için de aynı şey geçerlidir. Vızırtı, cızz, pat, küt vb
SÖZCÜK HAZİNESİ: Frnsz., vocabulaire, İng, vocabulary, Almc. Wortschaz
Bir dildeki sözcüklerin tümü, bir diliğin sözlüklerine giren sözcüklerin tamamı
Söz Dizimi: Sentaks, Tümce Bilgisi , Alm. Fr. İng. Syntax: Doğal dillerdeki cümle kurma ilke ve kurallarını inceleyen bilim dalıdır. Bu konuda Noam Chomsky’nin öncü çalışmaları vardır. Üretici Dil Bilgisi adıyla anılan yaklaşımında cümle, diğer dil bilgisi yapılarından farklılık gösterir. Çünkü ona göre, dilin asıl yapı taşı cümledir.
SÖZCÜK ing. vord : (Kelime). Anlamı olan ve tümce kuruluşuna yarayan söz: însan, yıldız, kitaplık, el, bitki, toplum, ülke, gül, deniz, yeşil, küçük, vermek, bellek vb.
SÖZCÜK DAĞARCIĞI (Kelime hazinesi). Bir dil¬deki sözcüklerin tümü. Kişinin, konuşmada ve yazmada başarılı olabilmesi için, sözcük dağarcığının zengin olması gerekir.
SÖZCÜK TÜRÜ, Osman. Kelime sınıfı ing. word type: (Kelime çeşidi). Anlam, yapı, gö¬rev bakımından aralarındaki benzerliğe göre ayrılmış sözcük türlerinden her biri. Ad, adıl, sıfat, belirteç, il-geç, eylem vb.
SÖZCÜK TÜRETME: ing.word derivation: Yapım ekleriyle mevcut köklerden yeni kavram ihtiyaçları karşılama yoluylai tamalamlar, birleşik kelimeler kurarak veya ortaya çıkan kavram ya da anlam ihtiyacını tamamen yep yeni bir kelime kurarak karşılama işi.
Bil, Bilgi . bilmek kökünden -gi yapım ekiyle bilgi türetmek, yeni bir köprü yapılınca, Boğaz Köprüsü sözcüğünde olduğu gibi birleşik kelime oluşturarak veya Bilgi Sayar ve, çek yat da olduğu gibi türemiş kelimelerden birleşik kelimeler oluşturmak, veya tamamen yepyeni bir kelime türetilerek üretilen sözcük.stepne, istetme gibi
SÖZCÜK VURGUSU. Bir sözcükte, bir hecenin öteki hecelere göre daha baskılı söylenmesi: Erzurum Edirne, çiçek, kuşların vb. Türkçede, sözcüklerde vurgu, genellikle son hecededir.
SÖZDİZİMİ . ing. syntax : (Tümce Bilgisi). Tümceyi konu alıp inceleyen dilbilgisi kolu.Doğal dillerdeki cümle kurma ilke ve kurallarını inceleyen bilim dalıdır. Bu konuda Noam Chomsky’nin öncü çalışmaları vardır. Üretici Dil Bilgisi adıyla anılan yaklaşımında cümle, diğer dil bilgisi yapılarından farklılık gösterir. Çünkü ona göre, dilin asıl yapı taşı cümledir.
SÖZLÜK. Bir dilin belli bir çağdaki sözcük ve deyimlerini alfabetik sıraya alarak tanımlayan, açıklayan ve başka dillerdeki karşılıklarını veren yapıt. Örneğin; Türkçe Sözlük, Fransızca— Türkçe Sözlük, vb.
SÜREKLİ ÜNSÜZ. Sürekli ses veren ünsüz harf: b, c, d, g gibi.
SÜREKSİZ ÜNSÜZ . Verdiği ses sürekli olmayan ünsüz harf: p, t, ç, k . Kendilerinden sonra ünlü alamayan sözcük. Kitap-ı = kitabı, ilaçı= ilacı ( bkaz yumuşama)
SÜRERLİK EYLEMİ . Yargının sürüp gittiğini bil¬diren eylem. Eylem kök ya da gövdelerine e ya da a ile birlikte gelmek, kalmak, durmak eylemlerinden birisi eklenerek yapılır: Yürüyegelmek (yürü-y-e-gel-mek), Bakakalmak (bak-a-kalmak), gidedurmak (gıt-e-durmak) vb.
[1] V. Hatipoğlu, Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü, Anka. 1973,
[2] V. Hatipoğlu, Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü, Anka. 1973, shf 106
[3] V. Hatipoğlu, Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü, Anka. 1973
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!