Beni böyle "ben"den uzak eden hakkın nuru imiş
Haktan uzakta olmak bu bedeni beni kurutan imiş
Sırat köprüsü dedikleri hakkın nurlu hak yolu imiş
Hak her derdime canıma ağlar gözüme derman imiş
Hakkın emri kulu mutlu eden güldüren ferman imiş
 
Ötelerden bir öte var varacağım asıl yurdum bekler
Ruhum bu dünyada varacağım asıl yurdumu özler
Hakkın fermanına boyun eğ öteleri görsün bu gözler
Hakkın sözünü söylesin diller boşa gitmesin o sözler
Hakkın emri kulu mutlu eden güldüren ferman imiş
 
Gönlü sarsın hakkın aşk dolu diri tutan tatlı ateşi
Hakkın aşkı varsa bu beden can bulur yâr ile neşesi
Aç kapalı tutma karanlık etmesin sen gönül perdesi
Bekliyor ötelere bizi Hakkın gülümseyen nur Nebisi
Hakkın emri kulu mutlu eden güldüren ferman imiş
 
Canı veren alır tekrar verir Mevla’nın böyledir işi
Var can alınmadan imana sen sarıl çekilmeden fişi
Mevla’ya secde eden imanı alan olmalı kul olan kişi
Yoksa bu âlemde nedir söyleyin ölümlü olan kulun işi
Hakkın emri kulu mutlu eden güldüren ferman imiş
 
Âşık Gülveren’im gönül her zaman Allah Allah desin
Yüce Allah’ım sen bu âlemi yaratansın sen elbet birsin
Yüce Allah’ım sen yardım etmesen aciz kulun ne etsin
Yaşatırken imanla yaşat ölüm gelince kulunu gülümsetsin
Hakkın emri kulu mutlu eden güldüren ferman imiş
 
Mehmet Aluç /Âşık Gülveren