Sizin de zaman zaman bir yerleriniz ağırır mı? Benim ağrıdığı zaman hemen Sadi Ağabeyi bulurum. Kim bu Sadi Ağabey diye aklınıza takıldı mutlaka değil mi? Doktorunuz mu dediniz? Doktorum değil ama, bana en az onun kadar faydalı bir adam diyelim işte... Anlatınca bakalım hak verecek misiniz bana?


Sadi Ağabey at yarışı meraklısı... Ama öyle böyle meraklılardan değil. Kırklı yaşlarda bir müddet bende oynadım beş altı ay kadar, sonra baktım hep cepten gidiyor ve bu işin sonu yok, bıraktım. İyi ki de bırakmışım, bu konuda kendimle gurur duyabilirim. Oynayıp kendini kaptıranlara da bırakmalarını şiddetle tavsiye ederim. Her Allah'ın günü bu oynanıyor ve insan kendini alamıyor, hastalık oluyor artık bir zaman sonra... 


Tekrar gelelim Sadi Ağabey'e... Sadi Ağabey atlar koşarken yerinde duramaz. O günkü yarışlara oynamamışsa sıkıntı yok da ama az buçuk oynamışsa, yerinde durmak diye bir şey söz konusu bile değil. Ekranda atlar koşarken hele de önünde birisi varsa, sağına soluna bakmadan yumruğu yapıştırır sırtına, omuzuna, artık nereye denk gelirse. Bayide de herkes Sadi Ağabeyi tanıdığından çoğu zaman hoş görürler, kimseler sesini çıkarmaz. Hatta bir ara bayi de ''Sadi Ağabeyin vurduğu yerlerde gül biter.'' diye de bir cümle çıkardılar, çıkarış o çıkarış, hala o cümle bayinin içinde dolaşır durur yarış meraklıları arasında...


Bende o gün müthiş bir sırt ağrısıyla uyandığımdan, aklıma hemen Sadi Ağabey geldi. Öğle saatini zor ettim. Üstümü başımı giyip doğru evimin yakınında ki Ganyan Bayisine seğirttim. Tabi her zaman ki gibi Sadi Ağabey erkenden yerini almış çay içiyor. Selam verdim, selamımı aldı nazikçe... Yarışların başlamasına beş altı dakika var. Baktım o arada arkadaşım İhsan'da gelmiş. Onla da iki lafın belini kırdık.


İhsan döndü bana ''Bak birader benimde sırtım çok fena ağrıyor bu gün Sadi Ağabeyin tam önünde ben duracağım bilmiş ol kaynak filan yapma tamam mı?'' Haydaaaaaaaaaa! Ben de tam kendimi hazırlamıştım. Döndüm İhsan'a ''Yapma yahu! Benim de sırtım fena, akşam uyuyamadım birader.'' Hemen bir çözüm bulma mecburiyetindeyiz bu sıkıntılı duruma. Tekrar İhsan'a döndüm ''O zaman şöyle yapalım birader. Altı koşu yok mu? Altılı Ganyan bu nasılsa, üç yarış sen durursun Sadi ağabeyin önünde üç yarış ben. İkimizin de sırt ağrıları hafifler geçer.''


Allah'tan o gün İhsan ile benden başka sırtı ağrıyan yoktu da, üç yarış İhsan üç yarış da ben kurbanlık koyun gibi gittik Sadi Ağabeyin yumruğunun altına girdik. Yarışlar başlayınca dakika bir gol bir, yumruklar hadi yavrum, kop da gel, ayrıl da gel nidalarıyla birlikte bir kalkıp bir iniyordu sırtımıza. Size bir şey diyeyim mi, masaj salonuna gitseniz bu kadar, Sadi Ağabeyin yumrukları kadar etki etmez. Bence oynamasanız bile At Yarışı  gelin bir bakın Sadi Ağabeyin atlar koşarken attığı yumruklara... Nakavt olmadan şifa var...