Şok Şok Korona İle Röportaj
Mehmet Aluç · 06.08.2020
· Deneme
Şok Şok Korona İle Röportaj

-Sayın seyirciler aylardır ülkeleri âlemi
işgal eden, yaramaz laftan sözden anlamaz korona’yı uzun uğraşlarımızın sonunda
bulduk ve yakaladık, öldürücü etkisiyle binlerce canın ölmesine sebep olan Korona’yı
yakalamışken birkaç soru soralım, eşek sudan gelene kadar(eşeği ağaca bağladık)
sorgu sual ile az yoralım terletelim istedik.
-Sayın korona, amacınızla amaçsız
amaçsız dolaşarak, yararlı olan havayı kirleterek, utanmadan meziyet’sizliğinizle
hevesi birlikteliği sarılmayı, kursaklarda bırakarak ne elde etmeyi
amaçlıyorsunuz?
-Şey yani, önce tanımanızdan dolayı
şaşkınım, bana yüklenen temel meziyet’sizliğimle hevesleri kırmamdaki kanunsuzluğumla,
insanı yalnız bırakmamadaki mükemmellikle övünerek, zaten sizlerin çoktan unuttuğu
dostluğu komşuluğu kökten siler silerken, sizlerin düşünme, araştırma ve
öğrenme yoluyla oluşan bilgiler de hatırlatmak için geldim. Ayrıca kişiliğinizin,
amaçların dışına çıkar ilişkisine doğru kaydığını anlatmaya, niyetinizin
kötülüğünü göstererek dikkate almanızı, bütün bu şartlarla gönülde birleşimde hareketi
kullanmanın gerektiğini söylemek için geldim. Sizlerin övülecek hareketleri
gerçekleştirmeye uygun en önemli adımı olan, imandan uzaklaşarak ayrı limanlara
gittiğinizi görünce bir araya toplayarak uzaklaşmanızı bir arada yalnız kalarak
birlikte kalmanın önemini arz etmeye geldim. Görünüşte zararım olsa da, faydam
daha çoktur. Ayrıca geçmişten gelen iyi huyların çok sizlerin, övülecek huylarınız ve ayıplanır
değerler olunca , bende kötü huyların kötülüğünün neler kazandırdığını pratikte
öğretmek istedim. Yani insanda övülecek huylar olmayabilir, lakin kötülükle iyi
olan araştırılarak buluna bilinir, yani ben bir nevi ayna vazifesi görevi
yaparak sizlere yardımcı olmayı amaçladım.
-Yani tamamen iyi niyetle geldiniz?
-Evet, bariz görünmese de bu, bakıyorum
hala ders alanınız çok değil, maskesiz sosyal mesafesiz umursamaz tavrınızla,
hala benden öğretilerimden haberi olanınız bayağı haddinden fazla çok.
-Bu konuda haklı olabilirsiniz, lakin
hareket ve sevk merkezinden çıkışınız bu amaç dışında değil miydi?
-Öyleydi, siz Müslümanların
ülkesine girince, bariz birbirinize bağlılığınız merhametiniz hissedilirken
hissedilmese de bende etkilendim, ders vererek kendimi tanıtmak istedim. Avrupa
ülkelerinde kırıp geçiriyorum çünkü onlarca cana değer vermeyerek, insanın
canına kıydığı için hiç merhamet göstermiyorum.
-Hım anladım, peki kişiliğe amaca
yönelik hareket etmenizi, kendiniz kazandığınızı söylüyorsunuz?
-Evet, sizlerden etkilenerek
duygularınızın titreşiminden kaptığım bir kişiliktir bu, sadece siz Müslümanlara
özel, hani dersiniz alıma mazlumanın ahini çikariri ahaesin de ahaesindekim.
-Anladım, diyorsunuz ki insan
hareketlerinde, bereketinde, özünde, görgüsünde övgüsünde sitem görevi yapan akıl,
izan, idrak, aklın hareketiyle duygunun hissi bir sistemin bulunduğunu,
kurduğunu bulduğunu yüklendiğini söyleyerek belirterek işaret ederek, mutluluk
denen şeye güzelliğe, iyi ve övülecek düşünce fikir hareketler yaparak
erişilebilir. Benimkisi az buna yakın olmasa da, bu amaca ulaşmanızdır gayem.
-Uzaktan bakınca hiçte böyle
görülmüyor sanki!
-Bakış açınıza bağlı. Benimki bir
tezdir, anlamak için derinden değil yüzeysel olarak baksanız da akılla izanla,
imandaki nurunuzla anlarsınız. Fazla olmazsa da azami bir derecede faydam
vardır, görene bakana anlayana göre. Avrupa değil de sizler, siz Müslümanlar
beni anlarsınız, çünkü insan anlayış prensiplerini açıklamasına uygun olarak
ahlâk sizde var, unutulmaya yüz tutsa da, insan hareketinde ahlak merhamet imanın
hareketleri temel kurallarına sahip olmalıdır ki, insanlıktan çıkan insan
olabilsin, sahip çıksın korusun.
-Siz sanki insan aklının neyin iyi
neyin kötü olduğuna karar verdiğini iddia ederek, bizlere bayağı ders
veriyorsunuz şaşırdım. Bilim adamları, buna önem vermezken aydınlarımız
dünyalarımızı iyice aydınlık etmezken, sizin pardon siz insan aklının önemli yeteneklerinden
biri olarak önseziden söz ederek yok olan değerlerin, sezilmesi bu yönde
hareket edilerek olumsuzlukların yok edilmesi gerektiğini söylüyorsunuz. Şakınım.
Hatta bir adım daha atarak, insanın, yaşarken bu hayatta başka insanın yardımı
olmadan yaşayamayacağını belli iken, yalnızlık içinde sömürmekle elinden olanı
alarak yok ederek mükemmelliklere, erişemeyeceğine işaret ederek; insan, diğer
insanlarla dostluğuna yardımına komşuluğuna ve birliğe gerek duyar ve buna
ihtiyaç duymadığınız yok saydığınız için ben geldim diyorsunuz?
-Aynen, bakıyorum aydınlanmaya
başladınız.
-Yani kısmen olsa da heves duymadım
değil. İnandırıcı düşünce merkezinde gezinince uyaran düşüncelerinizin
parlaklığı gözümü kamaştırmadı değil.
-Batılılar sömürmek elde etmek için,
birbirlerini içten içe kemirmeye başlayınca bende bunun bir an önce
gerçekleşmesi ve yeryüzünde kötülüğün, bir an önce yok olması için geldim de
diyebilirsiniz. Avrupalılar üretim işiyle uğraşmazlar, dolaylı olarak hatta aleni
olarak üreticilerin emek ürününü zenginliğini varlığını özgürlüğünü insanlığını
zorla elinden alarak, alım ve satımını yaparak yaşarlar bu da etik ve ahlaki insani
kurallar değildir, hiç olmasına yok olmasına sebebiyet vermektedir. Yok, edeni
yok etme gibi görevimi de, unutmamak gerekir.
-Şey, nereye kayboldu, neyse bir
daha yakaladığımız da bulduğumuzda devam ederiz.
Mehmet Aluç
Not: Farabi'nin engin felsefi görüşünde faydalanarak sentezleyerek yazmaya çalıştım.
♡
0 beğeni · 0 yorum
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!