T
TAKI : EK : ing..additional : Sözcüklere ulanarak onların tümcedeki görevlerini belirten parçalar. Buna «çekim eki» de denir. Örneğin; eve (eve), evde (ev-de), evden (ev-den), evi (ev-i), evler (ev-ler), evim (ev-im) vb.
TAKISIZ TAMLAMA : İki adın tamlayan ve tamlanan eki almadan bir biirne bağlanmasıdır.
Taş köprü, demir kapı, altın yürek, demir bilek, çelik iş, baş köşe, köşe daire, hayal şehir, toprak ana,
TAMLAMA ing..subordinative: Bir adın anlamının tam olarak belir-tilebilmesi için, başka bir adla, adılla ya da sıfatla tamamlanması: Evin salonu, sizin eviniz, pembe duvar vb.
TAMLANAN (Belirten). lng.determinatedi.: Bir tamlamada anlamı be lirtilen, açıklanan ad: Evin: salonu, pembe ev, vb.
TAMLAYAN (Belirten). almnc. Frnsz :ing. genitival: Bir tamalamada adı (tamlananı) açıklayan, belirten başka ad, adıl ya da sıfat: Evin salonu, sizin eviniz, pembe duvar vb.
TAMLAYAN DURUMU : ( Osman muzfun ileyh- Frns., genitif possetif , İng., genetive, possetive, Almn., genitiv
İn hali, ilgi hali, aitlik hali
Ad görevindeki sözcüğün başka bir kavrama –in takııs ile bağlanması, Bu tamlama – ın in un , nın , nin, nun , nün ile kurulur.
Ev-in, okul-un, üzüm-ün, kedi-nin, çöpü-nün
TARZ BİLDİREN EYLEMLİK : Eylemin oluştrzını bildiren – iş-iş uş, üş ile kurulan eylemlik – mastar-
Gör-üş, kal-ış, yap- ış, tut-uş , yürü- y-üş
TAMLAMALI NİTELEME: Bazı belirtili veya belirtisiz tamlamaların sıfat görevinde kullanılmasıdır.
Allah’ın belası adam, kör olası şeytan, el örgüsü işleme, el işi halı, dayak delisi velet, baş belası bir komşu,
TAŞRA AĞZI. ing. dialect: Yazı diline bağlı konuşma dışındaki bölgesel konuşma. Örneğin, Urfa ağzı, Konya ağzı, Karadeniz ağzı gibi.
TEK HECELİ Dİ L.ing.monosyllabic language . Sözsükleri tek heceden oluşan dil: Çince, Japonca vb.
TEKİL .ing. singularTek varlık ya da kişi: Ben, sen, çiçek, ev çocuk vb.
TEKLEŞME : Bir sözcüğün içindeki çift ünsüzün tek bir ünsüze düşmesidir. Sarraç- saraç, kassap- kasap, bakkal- bakal, dükkan, dükan
TEKİL AD . ing.singular name: Tek varlığı anlatan ad : Anne, kardeş ağaç, kalem vb.
TEKİL EYLEM .ing. individual action :Tekillik kavramı taşıyan eylem: Geldi, içtim, oynadın, bileceğin, görsen vb.
Temel Anlam : ing. singular meaning: İlk Anlam (Temel Anlam)
Bir sözcük söylendiğinde aklımıza ilk gelen, kavrayışımızda ilk uyandırdığı anlamdır. Kısacası, bir sözcüğün biçimlenmesinde, kuruluşunda esas olan anlamdır. Örnek :Boğazımda bir yanma var. (Temel Anlam) ,Şişenin boğazı kırılmış. Çanakkale Boğazı'nda müthiş bir tipiye yakalandık.
Babam yedi boğaza bakmaya çalışıyordu. Ali, boğazına düşkün bir çocuktur.
TEMEL TÜMCE – Osman. Cümle-i asliye, Frnsz. Proposition pricaple- ing.basic sentence: main clause- TEMEL CÜMLE VEYA CÜMLECİK .
Ana cümle, baş tümce- ana cümle
Bileşik tümcede, çekimli bir eylem ya da ekeylem almış ad soylu bir sözcükle ku¬rulan, kesin yargı bildiren ve yan yargıları sonuca bağlayan tümcecik. Örneğin: Dünya koşuyorken / yo¬lun üstüne katılmaz; Akacak/kan/damarda durmaz Düşmek/etrafı görmemektendir, vb
Terim : ing.term:almn. Begriff,frnsz. terme: Bilim, Sanat, Meslek ve bir spor dalıyla ilgili kesin anlamı olan özel bir kavramı gösteren gerçek anlamlı sözcüklere terim denir. Örnek :Bu sınıfa yirmi sıra yerleştirelimToplumsal sınıflar arasındaki çelişkileri inceliyor.
Bu çiçeğin kökü tamamen kurumuş. Sözcük köklerini ve gövdelerini tanıyalım.
TEZLİK EYLEMİ. ( TEZLİK FİİLİ )ing. Swiftness actual, almn.Schnelligkeit tatsächlichen, frnsz.Rapidité réelle: Tezlik, çabukluk kavramı bildiren eylem. Eylem kök ya da gövdelerine i.ı.ü.u ile bir¬likte vermek eylemi eklenerek yapılır. Örneğin: düşü-vermek (düş-ü-vermek), bilivermek (bil-i-vermek)., yazıvermek (yaz-ı- vermek) vb.
TİTREM : Osman- perde- ihtizaz, İng., tone, , intonation , Almn. Ton
TIRNAK. ing. quotes: Noktalama imlerinden. Görevleri: 1— Başkalarının yazılarından sözlerinden aktarılan bölümlerin başına ve sonuna konur : Mustafa Kemal, as¬keri lisedeki ilk zamanlarını şöyle anlatmaktadır: «Bana matematik pek kolay geldi. Kendimi bu derse verdim. Fakat Fransızcada geri idim.. »
2— Karşılıklı konuşmalarda, yazıda çizgi yerine tırnak da kullanılabilir. Örneğin:
«Akşamlar hayır evlât.» «Akşamlar hayır üstat.» «Güzel gece...» «Öyle...»
TON. ing. tone: Konuşmada sertlik ya da yumuşaklık durumu.
TONLU SESLER :ing. audio tone: Oluşumları sırasında ses tellerini titreştiren b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z sesleri tonlu (sedalı, yumuşak) seslerdir.
TONSUZ SESLER: Ses tellerini titreştirmeyen ç, f, h, k, p, s, ş, t sesleri tonsuzdur.l m n r y ünsüzlerinin ise tonsuz karşılıkları yoktur.
TONLAMA. Konuşmada, anlatıma duygu, sertlik, yumuşaklık, coşkunluk değeri katmak için seste ya^-pılan değişiklikler.
TOPLULUK ADI . Biçimce tekil olan fakat bir top¬luluğu anlatan ad: Ordu sınıf, sürü, kurul, ulus vb.
TÜMCE ( Cümle) ing.sentence,almn. Satz,frnsz.phrase : Çekimli bir eylemle ya da ekeylem almış ad soyu bir sözcükle kurulan ve bir yargı bildiren sözcük dizisi. Örneğin: Geliyorlar; Kardeşim hastalandı. Orhan, Ankara'dan dönmüş; Ülkeyi kur¬taran O'dur. vb.
TÜMCECİK . (Cümlecik).ing. clause: Bileşik tümcede; bir ey¬lem, ekeylem ya da eylemsiyle kurulan ve kendi başına kesin bir yargı bildiremeyen sözcük dizisi. Örneğin Gülü seven/dikenine katlanır; İnsan okudukça/adam olur; vb Bk. Temel tümcecik, Yan tümcecik.
TÜMCENİN ÖĞELERİ .ing.elements of the sentence, almn.Elemente des Satzes, frnsz. éléments de la phrase: (Cümlenin unsurları) Tümceyi oluşturan sözcüklerin görev adlan. Örneğin : yüklem, özne, tümleç, nesne gibi.
TÜMCE VURGUSU: ing. The emphasis of the sentence: almnc.Die Betonung des Satze : Tümcede anlamca en önemli sözcüğün daha baskılı söylenmesi. Örneğin; Atatürk, Samsun'a 1919'da çıktı-, Atatürk 1919'da Samsun'a çıktı; 1919'da Samsun'a Atatürk çıktı vb.
TÜMLEÇ. ing.complement,almnc. Ergänzung: Tümcede, yüklemi türlü anlam ilgileriy-le tamamlayan sözcük, tamlama, sözcük, öbeği, Örneğin: Savaşı bir de gaziden dinleyin-, Anadolu'nun en uzak köşelerinden dertler yağıyor-, O gün bu gün ağzına lokma almadı, vb. Bk. Dolaylı tümleç , Belirteç tümleci, ilgeç tümleci.
TÜREMİŞ AD. ing. derived from the name: Yapım ekleriyle oluşturulmuş ad: ağaçlık, odun-cu, bil-mece, bil-gin, su-lak, kes-mece karpuz, dök-me beton, saz-lık, tuz- lama çorbası,
TÜREMİŞ BELİRTEÇ .ing. derived from the marker: Yapım ekleriyle oluşturulmuş belirteç: akşam-leyin (sabah-leyin), sev-dikçe (gel -dikçe), içerek (iç-erek), önce (ön-ce) vb
TÜREMİŞ EYLEM. ing.derived from the action: Yapım ekleriyle oluşturulmuş eylem- FİİL - Dar-ıl, sev-iş-mek, taş-la, su-la, yap-ış, gör-ül, sev-in, kır-ıl
TÜREMİŞ SIFAT. ing. derived from the adjective: Yapım ekleriyle oluşturulan sıfatlardır. sıfat: çocuk-ça bakış, geniş ç'e yer, ekşi-msi erik, koca-man bebek, ölçü-süz edalar, gelecek sene, tanı -dik kimse vb
TÜREMİŞ SÖZCÜ K.ing.derived from the word : Yapım ekleriyle oluşturul¬muş sözcük: Doğruluk (doğru-luk), kiracı (kira-cı), kırçıl ı.kır-çıl), üzüntülü (üzüntü-lü), görgü (gör¬gü), döşek (döşe-k), yırtmak (yırt-mak), eğitmen (eğit-men) vb.
TÜRETME. i ng. derivation: Ad ya da eylem kök ve gövdelerin¬den yapım ekleriyle yeni sözcükler oluşturma. Örne¬ğin: Gözlük (göz-lük), gözlükçü (gözlük-çü), gözlük¬çülük (gözlükçü-lük), gezi (gez-i), gezici (gezi-ci), gezgin (gez-gin), gezinti (gez-inti), vb.
TÜREV. Kök ya da gövdelerden yapım ekleriyle türetilmiş sözcük Duygu (duy-gu), tutum (tut-um), üzücü (üz-ücü), yeterli (yeter-li), demirci (demir-ci), büyüklük (büyük-lük), ölümcül (ölüm-cül) vb.
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!