Taşlar Çok Soğuk

Kör bir kurşunun ıslığıyla uyanırdım

Oynak pusuların tozlu mevzilerinden

Öyle ağırdın ki üstümde

Öyle basardın ki geceleri rüyalarımı

Uyanmak bir vatan sevdası gibi güzel

Ve bir gonca gibi sendin

 

Bir günün sonunda verebilirdim ancak hesabımı kendime

Ne gördüm

Ne duydum

Ne yaşadıysam

Keskin taşların bıçak kestiği yerlerde

Dizlerim kanar

Akan kanımda hasret uğultularını yazardım

Yar diye bağrıma bastığım

Soğuk taşlı dağlarda

 

Su gibi arardım kuru dere yataklarında seni

Bulmak çok zor

Bulduğum zaman ise

Kanmalarım bitmezdi

Yudumlarımı saymadan içerdim

Nefessiz boğulmak üzere

 

Bir çeyrek ekmeğim olsa da kuru

Bir barbunya konservesi ağırdır kokusu

Ve mataramda yosunumsu ılık bir su

Derman ve takatim…

Keskin deli rüzgâr o biçim

Ve sen içimde

En büyük katığım bal olmuş iken

Ne öldüm ben cehennem içinde

Ne de sana kavuşabildim cennet bahçelerinde

 

İsmail YILDIRIM

“ Güney Doğudan”89