Tevriye Nedir Kökeni Tevriye Sanatı Tanımları Özellikleri Örnekleri

21.03.2024

 

Tevriye:

 Osmanlıca yazılışı : Tevriye : التورية

Tevriye, Arapça kökenli bir sözcüktür ve “gizlemek, örtmek, meramı gizlemek[1] “  anlamlarında sözcükler üretilen “vry “ kökünden türemiştir.

Sözlüklerde “gizlemek, örtmek, meramı gizlemek, sözdeki ilk anlaşılacak mânayı gizleyip başka bir anlam kastetmek” anlamları ile açıklanır.

 Tevriye; belâgat ilminin bedî kısmında anlamı güzelleştiren söz sanatlarından biridir. Ancak Cevdet Paşa’ya göre” Tevriye bir lafız sanatıdır. Çünkü tevriyeli söz başka dile çevrilince tevriyenin anlam çokluğu kalmayacaktır.”[2]

Tevriye Sanatı Tanımları

Çokanlamlı bir sözcüğün yakın anlamını söyleyip uzak anlamını da kast etme sanatı.   İkisi de gerçek veya birisi gerçek diğer mecaz anlamlara sahip, yakın ve uzak anlamı da olan sesteş bir kelimenin hemen akla gelen yakın anlamını değil uzak anlamını kastedecek şekilde kullanma sanatıdır. Yahut sesteş bir kelimenin iki gerçek anlama gelecek biçimde kullanılmasıdır. En güzel tanımlarından birisi ise biri herkesçe anlaşılan, diğeri erbabı tarafından bilinen iki anlamlı kelimeyi bir ipucu ( karine, işaret, emare) yardımıyla uzak anlamında kullanma sanatıdır. [3]

Tevriyedeki yakın ve uzak manaların ikisi de gerçek veya biri gerçek, diğeri ise mecaz anlamda olabilir.Tevriyeli kullanılan bir sözcüğün herkes tarafından ilk önce akla gelen yakın anlamına “mana-yı kârip veya örten unsur: müverrâ bih” dil ve edebiyata erbabı tarafından anlaşılan uzak manasına ise uzak mana yani manay-ı baid (örtülen unsur: müverrâ anh) denir. [4]

Tevriye ve iham sanatları bir birine yakın hatta eş anlamlı kabul edilebilecek iki ayrı söz sanatıdır. Ancak iham sanatında, ikiden fazla anlamı olan kelimenin gerçek mecaz bütün anlamları kast edilir. İham sanatı, vehme düşürmek maksatlı iken, tevriye ise sözcüğün uzak anlamını işaret etme maksatlıdır.  İham sanatında şairin hangi anlamını kast ettiği tam olarak belli olmaz, Tevriye de ise bellidir ve sözcüğün yakın anlamı söylenir gibi yapılıp uzak anlamı kastedilir. Tevriye; mecaz ve kinaye söz sanatından ipucunun ( karine, işaret, emare) gizli olmasıyla, yakın ve uzak anlamları arasında bir alâka bulunmadan kast edilen anlamının anlaşılması ile ayrılır. Mecaz ile kinayede ise iki anlam arasında bir alâkanın bulunması, ipuçlarının  ( karinesinin ) ise açıkça belli olması şarttır. Örneğin:

  • Her yane bû-yi kâkülüni târ-mâr eder
  • Kalmaz sâbâya ettiği bu rüzgârdır.

Bu beyitte rüzgâr kelimesinin yakın anlamı olan “yel” anlamı değil uzak anlamı olan” zaman “ anlamı kast edilmiştir.

  • Bu kadar letafet çünkü sende var
  • Beyaz gerdanında bir de ben gerek"

İkinci dizedeki "ben" kelimesi tevriyelidir. Çünkü I. tekil kişi olan” ben “değil,  tendeki siyah kabartı veya leke olan “ben” kast edilmiştir.

  • "Âvâzeyi bu âleme Dâvud gibi sal
  • Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş" Baki

Baki sözcüğü sürekli anlamına da geldiği gibi şairin de adını kastetmektedir. Baki sözcüğü ile her iki anlam da kast edilmiş olur.” Tevriyede bir sebebe/nükteye bağlı olarak maksat gizlenir. Zira maksadı işaret yoluyla veya dolaylı biçimde anlatmak sözü daha etkili hale getirir. Maksadın uzak mâna ile ifadesi anlatıma bir incelik katıyorsa veya anlatımı daha güçlü ve etkili hale getiriyorsa tevriyeye başvurulur.”[5]

Tevriye, “ mücerrede, müreşşeha, mübeyyene, müheyyie” olmak üzere dörde ayrılır.

Tevriye-i Mücerrede

İlk bakışta tevriyeli olduğu anlaşılan kelimelerin uzak ve yakın anlamlarının hiç birinin kast edilmediği tevriye türüdür. [6]

  • Sordum niğarı dediler ahbab
  • Semt-i Vefa’da Doğruyol’da dır.

Vefa ve doğru yol, uzak ve yakın anlamları olan tevriyeli olarak da kullanılabilecek bu beyitte de ilk bakışta tevriyeli olduğu zannedilebilecek ancak uzak ve yakın anlamları ile kullanılmayan İstanbul’daki semt adları olarak kullanılmıştır. Anlaşılması gereken anlam  “ Niğar, Vefa ve Doğruyol semtindedir.” Fakat bu beyit “ Niğarın vefalı ve doğru bir yolda olduğu şeklinde de anlaşılabileceğinden Mugâleta-i Maneviyye söz sanatına örnek olarak da kabul edilebilir.

Tevriye-i Müreşşeha :

Tevriyedeki yakın mana için gereken bir lüzumdan dolayı zikre edilen söze denir. “ Kalmaz sâbaya ettiği bu rüzgârdır beytinde rüzgâr sözcüğünün uzak anlamı olan” yel “manasının anlaşılması için “ saba” sözcüğünün söylenmesi gerekir. “Tevriyeli kelimeden önce veya sonra yakın anlamla ilgili kelime ya da söz diziminin zikredilir

  • Bu kadar letafet çünkü sende var
  • Beyaz gerdanında bir de ben gerek.

Bu beyitte” ben “sözcüğünün uzak anlamı olan tendeki siyah leke anlamının anlaşılması için “gerdan “ sözcüğünün kullanılması gibi

Tevriye-i Mübeyyene

Tevriyeli kelimedeki uzak mananın anlaşılması için kullanılması lazım gelen- ilgili , münasip uygun - sözcük veya ibaredir.  Beyitte dizede veya cümledeki tevriyeli sözcüğün uzak anlamla ilgili bir kelimenin kullanılmasıdır.

  • Kûyunda nâle kim dil-i müştaktan kopar
  • Bir nağmedir hicazda uşşaktan kopar

Hicaz’ın Mekke, uşşâk kelimesinin yakın anlamı ise “ âşıklar “ anlamıdır.  Hicaz ve uşşak kelimelerinin uzak manaları olan musikideki makam adlarını hissettirecek uygun söz ise beyitteki “nağmedir” sözcüğüdür.

Tevriye-i Müheyyie:

Tevriyeli sözün uzak manasının kastedildiğini işaret edebilmek için kullanılan ikili anlama gelebilecek söz veya ibareye denir.

  • Tecemmü eyleyip Meydane-i Lahme
  • Tuz , ekmek haini bir mnice bâğî
  • Koyup kaldırmadan iki de bir de
  • Kazan devrildi söndürdü ocağı

Dörtlükte Yeni çeri ocağının isyanları ve kaldırılmasının uzak anlamları olan ocak,  kazan, kazan kaldırmak, devrilmek ve söndürmek sözleri ile çok güzel belli edilmiştir.

Tevriye Örnekleri

  • Bir tu demekle la’li melahat –nisâr-ı yâr
  • Bir tuzlu balgam oldu rakibin yüzüne bak

Melahat hem güzellik hem de tuzluluk anlamına gelir. Melahat- nisâr sözleri ile sevgilinin tu demesi bir anlamı ile tükrük diğer anlamı ile balgam manasına gelmiş oluyor.

  • Bir buse mi bir gül mü verirsin dedi gönlüm
  • Bir nim tebessümle o afet gülüverdi.

Gülüverdi: 1. Güldü - 2. Gül verdi

  •  Sert oldu hava çıkma koyundan kuzucağım

Koyun: 1. Kuzunun anası -  Kucak;  kuzu sözcüğü ile de hem sevgili hem de yakın anlamı ile koyunun yavrusu

  • Gül gülse dâim ağlasa bülbül aceb değül
  • Zira kimine ağla demişler, kimine gül     Zati

Yakın anlamı, gülme eylemi; uzak (amaçlanan) anlamı gül çiçeği

  • Minnet Hudâ’ya devlet-i dünyâ fenâ bulur
  • Bâkî kalır sahîfe-i âlemde adımız         Baki


  • Âvâzeyi bu âleme Dâvud gibi sal
  • Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş."

Her iki beyitte de Baki sözcüğü yakın anlamı ile “kalıcı olan”, uzak anlamı şairin mahlası olarak tevriyeli kullanılmıştır.

KAYNAKÇA

  • [1] İSMAİL DURMUŞ, https://islamansiklopedisi.org.tr/tevriye#1
  • [2] M. Kaya Bilgegil, Edebiyat Bilgi ve Teorileri: Belâgat, İstanbul 1989, s. 192-197.
  • [3] Tahir Ül Mevlevi Edebiyat Lüğati ,Enderun , 1973, s. 159-160
  • [4] İSMAİL DURMUŞ, https://islamansiklopedisi.org.tr/tevriye#1/ Tahir Ül Mevlevi Edebiyat Lüğati ,Enderun , 1973, s. 159-160
  • [5] MELİHA YILDIRAN SARIKAYA, https://islamansiklopedisi.org.tr/tevriye#1
  • [6] Tahir Ül Mevlevi Edebiyat Lüğati ,Enderun , 1973, s. 159-160

0

0

Yorum Yapmak için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yorumlar