Yine kuantum başlangıçta özne bilinci de yoktu. Kuantum süreç, her şeyin
parçalandığı simetrinin dağıldığı süreçti. Dahası şimdiki gibi özne bilincimiz,
kolektifi sağlayan durumun içindeki sosyo toplumsal eylemle vardı.
Başlangıçta atom ve organikler olmadığı için kişideki özne
bilincini ortaya koyan kolektif yapı içinde üreten ilişkileriyle olamama vardı.
Bu nedenle kişi özne bilinci bileşenleri içinden olan ve dışta özneler
dünyasını ele veren toplum ruhu ve toplumun ruh dünyası da başlangıcın oluşması
içinde yoktu.
Neden? Çünkü başlangıcı ele veren kuantum dünya içinde, genel
simetriye göre kesikli sürekli özel simetrileri verecek olan atom denen sentezden
oluşan dünyanın düzey ve düzlemi içine gelene kadar ortamda ne organik moleküller
vardır. Ne de organik moleküllere göre olan bir şey vardı.
Ruh organik yapılarla olasıdır. Organikler tekrarlı inşa düzeni ile korunum
bilinciydi. İnşa düzeni dışta enerji
girdisi yapan birçok eylemlerleydi.
Organikler dışta içe göre, içte dışa göre sınırlamaları
içinde eyleme yönelen yalıtım, bilinciydi. Dışarıda enerji ithalini yapabilmek
için birçok tutum girişmeleri içindeydi. Bu tutum girişmeleri dışta da belli
sıralı eylemlerle ortaya konan tekrarlardan oluşan koşullu öğrenmeydi.
Dışarıda belli tekrarlarla ve belli sırayla ortaya konmakla
içe doğru yönelen koşullu etkiler, zihin içinde de yansıma veren çevrimli
düşüncelerdi. Zihin içi koşullu yansıma olan imgeler de zihin içi çevrim
düzenlemeleri sonrası tekrar dış dünyaya yansır. İşte bu, dış dünyada yeni bir
etki ortaya koyan diyalektik yetili, zekâyı oluşur.
Ruhu bir davranış biçimi etki ve etkilenme olarak
belirtirsek dıştan özne bilincine veya eylemden düşünceye yansıyan etki ile
zihinsel çevrimli eylemden dış dünyayı etkileyip değiştiren eylemdeki tutum da
o organiğe özgü ruhtular. Şimdiki bu ruhlar
kişi imajıyla birlikte sosyal ve kolektif imajlar girişenle kolektif anlak
alırdır (zekâdır). Güdüler zekâ değildir.
Zekâ; kişi özneli zekâ ve ruh, sosyal özneli zekâ ve ruh, kolektif
özneli zekâ ve ruh olmakla şimdilik üç aşamalı bir gerçekleşmedirler. Beyin
zekâ için aracı bir durumdur. Zekâ eylem
içinde ruhsal düşünme ve ruhsal duyuşla kendisini ortaya koyar. Bunlar birbiri
olan birbirine dönüşen ansal süreçlerdir.
Moleküler yalıtımlı organikler kuantum düzlem içinde olmayan
tarz ile kendi başlarına yeni bir açı momentumu ile yeni bir devim biçimiydiler.
Beden denen özel ve özgün bir yalıtım kesikli sürekliliği içinde biçimlenişti.
Beden denen kişi ruhlu yapı dışta kendi gibi organiklerle ortaklaşış ortaya
korlar.
Her bir organik dünyanın kendisi istese de istemese de her
bir çevreye göre uyum ile o çevreyi kendisine yaşam alanı edinen biçimlenmedir.
Hem de kendisi bir çevre ve yaşam alanı olup başka organizmaları kendisine göre
biçimlendirmedir.
Organizmaların kendileri hem bir organizma için yaşam çevresi
olup; hem de organizmayı kendisine yaşam çevresi edinen girişmedirler. Organizmalar
böylesi bir çevre içinde rekabetle ve eksiğini tamamlama bağlamında
ortaklaşmaya tutunan hisseli yaşama doğru yönelirler.
Yani burada rekabetle ve ortaklaşma içinde olmak bir alan
yönü seçilmesine tabii olmaktır. İşte bu organiklerdeki bu türlü türlü tutum
kimi organikler üzerinde ve gelecekte; üreten toplumsal ilişkileri ortaya koyan
toplumsal molekülerdi bağ oluculardır.
Kısaca üreten sağlasan kolektif organizasyona göre
düşünürsek kişi dıştan bağ enerjili sosyo toplumsa bağ yapıcı kolektif molekül
tavırlıdır. Kişi, kişisi zekâ, kişisi ruh vs. kolektif molekülün geri
düzlemidir. Kolektif molekülün kendisini tekrar eden bir kolektif zekâsı,
kolektif enerjisi kolektif yeteneği vardı.