El mana anlayışı gerçek olana karşı gerçek olmayan bir
varsanı bir varsanım üzerine kurgu olan mana anlayışıydı. Bu halüsinasyona
göre, artık var sanıcı olmayan insanlar, normal görünmeyecekti.
Bütün öğreti konuları halüsinasyon olan imge mana anlayışına
eşletilmişti. Ne dinliyorsanız, ne anlatıyorsanız mutlaka bu imge varsanı ile
birlikte anıyor ve anlatıyordunuz.
El mana anlayışı fetihçi, ganimetçi, talancı süreç eşliğinde
genleşecekti. Genleşme tarzı içinde oligarşin sentezler de oluşacaktı.
Oligarşin sentezler kâh sulhla kâh baskın olanın hüküm doğrultusu içinde
olacaktı.
Bu sentezler bambaşka düzey ve düzlem içinde ön ittifakı
sürecin tekrarlarını veren ittifaklar gibiyse de sonuçta bu ittifaklar egemence
köleci Eller ittifakıydı. Köleci sömürüye nedenlerle ittifak ediyorlardı.
Köleci genişleme; köleci sömürüyü ve kölece yönetimi verecek
olanı ittifak edip, ittifakı iman ahdi biçimine çeviriyordu. Köleci
ittifaklarla birlikte olup biten tartışma artık imanı tartışma ve imanı
ittifaktı.
Köleci genleşmeyi ortaya koyan hâkim bilincin hafızası
içinde geçmişin kolektif yapılar ittifakına ait deneyimlerden kaynaklı duyum ve
yaşamsal imgeler vardı. Burası özel paylaşıma dek, özel sahipliğe dek farklı
konularla bile benzer sosyo toplumsa tepkileri ortaya koyacaklardı.
Bu nedenle köleci ittifakın az çok kestirilen bilinen tahmin
edilip tasarlanan yanı vardı. Ama özel mülk sahibi olanlarla, mülkten yoksun
olanların güdülü davranışları içinde haliyle ne tür davranışlar geliştirileceği
ve gelişmelerin nasıl aksedeceğine dair sofistike bir bilinç yoktu.
Yani fetihçi oligarşin bileşmelerin ileri doğru ne tür
gelişmelere yön vereceği, ittifak yapanların kendisinin de bilemeyeceği bir
serüvendi.
Ama mevcut oligarşin iman ahdi (kölelik sözleşmesi) içinde
sürekli ve sahiplere ait köleci gelişmenin kendi düzey ve düzlem dinamiği
içinde kesikli sürekli durumlarla hep bir empoze ile köleci sömürgeci yeni bir
inşa oluşuyordu.
Artık bilimsel çalışmalar, icatlar, söylemler, akıl
yürütmeler teknik ve teknolojiler sömüren mantığın güdümündeki cevazlarla diğer
bir yandan az çok insan ve insanlık çalışması olacaktı.
El 'e kadar kolektif yapıların eş görevli, eş kapasiteleri
içinde ittifakların yetenek kişileri vardı. El ile de kişilerin kolektif yapısı
ve eş görevli yetenek kapasiteleri yine vardı.
Fakat kolektif kapasiteli eş görev ve yetenekler kolektif
sahili bir eksen çevrimi içindeydi. Oysa El inşacı yapı içindeki eş görevli
yetenek ve kapasiteler "mülkü olan sahiplerin eksen belirlenimleri"
içindeydiler.
Böyle olunca El denen mülk sahibi kişinin, sadece yetenek ve
kapasiteleri olan, kişileri vardı! Ama kapasite ve yetenek belirleyici değildi.
Belirleyici olan mülk sahiplerinin kararlarıydı. Yani El 'in malı, mülkü
belirleyiciydi. El 'in kolektif gücü ve kolektif yeteneği olan sahipliği
belirleyiciydi.
İşte günümüze gelen süreç içinde insanlık adım adım nakış
nakış ilmek ilmek bu çelişkiyi işleyecekti. İnsanlık, kolektif mülkiyetten,
kolektif mülkiyetin zıttı durumuyla; frensiz bir kişisi mülkiyete yani kolektif
olmayan bir mülkiyete gelinmişti.
İşte salt bu nedenle köleci özel sahipli mülk ve mülk sahibi
iradesi içindeki kişiler de farkında olsalar da olmasa da zıttı durumla
davranacaklardı.
İnsanlar imancı terbiye içinde bile olsa kendilerine
aktarılan söz ve düşüncelerde mülhem anlamların zıttı durumları olan im
durumların hayaletimsi belirmeleri içinde insanlık bek raundunu kendisine
referans alarak (meşruiyet alarak), süreci inşa edecekti.
Ne özel olan karşısında kolektif bağıntıyı koparacaktı. Ne
de kolektif inşa karşısında kişisi olanı görmezden gelecekti. Yapı kolektif
olandan özel olana, özel olandan da kolektif olana doğru sağlama (kontrol)
çevrimini yapacaktı.
Bilmesinlercilik nedenle yapı arapsaçı gibi birbirine
karıştırılsa da kolektif yapıya doğru işleyişe, devlet denecekti. Kolektif akıl
yerine devlet aklı denecekti. Beş bin yıl önce farklı düşünce, farklı mantık
nerede geliyordu?