Size iman
ahdi yaptıran egemen kültür size göre ne taraftaysa o taraf sizin kıblenizdi.
Kıble, akit merkezinizdi. Kutsalınız ve dokunulmazınızdı. Özel anlamda Paris'e
göre Kudüs kıbleydi. Yine özel bağlamıyla belli süre için Kudüs Medine’nin
kıblesiydi.
Çünkü
Ortadoğu El kültürü, aynı iman ahdini veren kült merkezinin kutsanmasıydı.
Kıble size göre kült merkezinin bulunduğu yönündür. Siz de eğer o kült merkezi
ile ahit etmişseniz, siz o kült merkezinin çevresisiniz.
Amon Ra kült
merkezli kıble; köleci Mısır ittifakını oluşurken; Parsyada mazdek, hürmüz kült
merkezi ile Anadolu’da da Kibele tapım ve ittifak kült merkezi birçok kıbleler
vardı.
Bir zamanlar
Eridu, Ur, Uruk, Lagaş vs. ahitle kült merkezli kıbleler vardı.
Oligarşin
ittifaklı merkezler büyüdükçe İnanna, Gılgamış, Dumuzi vs. kült ekseninde
Mezopotamya ve çevresinde önce Akad’ın, Nişin, Babil’in, Asur’un sonra da
giderek Kudüs, Mekke merkezli dini kültlerin ahit merkezleri; manaca, eylemce
ahit merkezleri olmasıyla birlikte kıbleler hep değişken kıblelerdi.
Çevrim
eksenine kutsallığı veren etki alanı dışa doğru fetihçi anlayışla genişlemiş te
olsalar tüm yeryüzünce kabul gören, fiili saygı duyulan güç merkezli kıbleler
değildiler. El iman ahdi iman eden kişiler olmanız dışında başka hiç bir
bağıntı tanımıyordu.
Kıble El
iradeli ahde imandı. Kişi El iman ahitle olan çevrim ekseninde El 'i ve El
anlayışlı manayı, köleliğini ve kendi kulluğunu buluyordu. Zaten kimin kulusun?
Diye soruluyordu.
Kıble;
egemenliğin, egemence mülk sahibi kişi veya oligarşin mana anlayışlarının
merkeziydi. Oysa ön ittifaklı kült merkezleri üreteniyle kolektif sahipli,
kolektif yöneten, kolektif iradeli ÜRETİM ahdi ile olmanın kült merkezleriydi.
Kişi çevrim ekseninde kendisini buluyordu.
Ön ittifaklı
ahit merkezleri: karşılıklılık ilişkilerinden doğan; kolektif gücü, kolektif
iradeyi, kolektif bilinci, kolektif yetenek ve kolektif kapasiteyi veren
yönelimle merkezin herkese kendi kapasite oranında çekim kuvveti veren güvence
olmasındaki bağıntı sal birliğin gücünde doğuyordu.
Ön ittifaklı
kült merkezi, üreten ittifakla birlikte İNSANDI. Kutsanan da üreten ilişkiler
üzerindeki insanın kendi insanlığıydı. İnsanı ilahlar ve ilahların iradesi
yaratmıştı.
İlahlar
geçmişiyle bir totem alan içinde faal olmuş totem soylu yalıtım içinde yetişmiş
sosyolojik birimlerdi.
İlah tanımı
teorik olarak temas eden yapılar kümesi içinde kesişen sosyolojik grup kişileri
ile gündeme gelecekti. Ve o kesişim kümesini veren sosyolojik grubun birliğiydi.
İttifak yapan süredurum içinde ilahlar kendi kararları olan gruptu. İttifak
yapan gruptu. ÜRETEN totem meslekli kişilerdi.
Üretmeyen
grup ne ilahtı. Ne kararları vardı. Ne de bekçi, savaşçı köle olmadan ittifak
edebiliyorlardı.
İnsanın
insanlığı geçmişte sağlatan çekirdek hareketi ile başlayacaktı. Çekirdek
hareketi üretim hareketi ile taşlanacaktı. Üreten çekirdek hareketi sadece
ittifak yapma gibi bağ sorumluluğun dışına taşacaktı.
Taşan,
taşıran insanın duygusu değildi. Üretim hareketindeki artı değerdi. İnsanın
değil, insanın kolektif duygusu artı değer üzerine bindiriş yapılmakla etkili
oldu.
Böylece
üreten artık değer çekirdek bağ sorumluluğu etrafında birbirinin yerini
alabilen girişim kuvvetiyle; kıblenin dışına duyulan sorumluluk içinde belirmekle
insanlığı üretiyordu. El kulluk dışında insanlığı üretemezdi.
Çekirdek
alanın (kıblenin) dışına duyulan sorumluluk, özgecil olma üzerinde zorunlu ve
yine hem bencildi. Hem de kendi dışına taşan çevresel, evrensel sorumluluktu.
Kolektif
alan dışına duyulan bu sorumluluk, ancak ve ancak birinci sorumluluk (kıble)
alanının aşılmasındaki toplumsal güçle ve bilim teknikle ortaya konabilen bir
sorumluluk içinde inşa olmanın insanlığıydı. Merhametle, şefkatle başlasa da
bilinçle devam ediyordu.
El hareketini
veren niceleyişler içinde kolektif alan gücünün bileşkesi, giderek kolektif
oluştan bahsetmeden devlet ana, devlet baba söylemli saptırmalara dönüşecekti.