Küçüklüğün dünyasından büyüklerin dünyasına doğru geçişte
türlü faz hatları vardır. Bu tür faz durum içinde olanlardan birisi iyon
hareketidir. İyon hareketi bir yanıyla proton hareketiydi. Diğer yandan da bir
kuark olan elektron hareketiydi.
Proton üç kuarktan meydana gelmişti. Ama proton hareketi
artık kuark hareketi değildi. Kuark olan elektron hareketi de proton bağıntılı
bir kimyasal durum özellikti. İyon hareketi bağ yapan harekettir. İyonik bağı kimyasal
bağlardan birisidir.
İyonik özellik, proton elektron sayısındaki eşleşen nötr denkliği
aşan bir durumdu. Elektron düzenli kararsızlıktan doğan, elektron eylemi
proton-elektron bağ etkisini de değiştiren bir eylemliliktir.
İyonik bağ denk ve bire bir eşleşmiş; nötr denen yapılarda
ortaya çıkar. Elektronlar bir başka yasaya göre kararsız dengesiz olurlar.
Elektron düzlemli dengesizlik bir başka yapıya elektron verir ya da bir başka
yapıda elektron alır. Verilen ya da
alınan elektron nedenle bu kes de proton ve elektronun bire bir eşleşmesi,
bozulur.
Atomlarda bire bir yük eşleşenle proton elektron nötrlüğü
vardı. Elektron kararsızlığı nedenle azalan ya da artan elektron sayısıyla nötr
olan dengeler bozulur. Bir denge içinde proton sabit kalır. Proton değişemez.
Bir elektron proton nötrlüğü içinde elektron sayısı azalıyorsa proton sayısı
artmış gibi olur.
Artan ya da azalan elektron sayısındaki yükler dengesi
bağlamındaki etkiye bozulan atom yapılar, iyon hareketi denen özellik
kazanırlar. Şu halde kararsız yapılar elektron düzenli yapılardır. Atom içi yük
dengesini bozar.
Ancak nötrlüğü bozulan atom için iyon hareketi hem elektron,
hem proton eylemidir. Kısacası proton tekrar nötr duruma geçmek için alan
etkili bir iyon hareketine dönüşür. İyon hareketi elektrondan kaynaklı kararsız
yapılarda ortaya çıkar.
İyonik bağ atomlar arası elektron elektrik yükleri çekimi
ile ortaklaşış yapan hisseli alış verişi otaya koyar. Moleküler ise türlü türlü
açı sal momentuma bağlı girişmelerin alan etkisiyle ortaya konan elektron
ortaklaşmasını hisseli yapmanın çekim sel var oluşudur.
İyi de toplumsal molekül dediğiniz bağ dokunun ÇEKİM KUVVETİ
ne elektriksel, ne renk yükleri, ne momentuma bağlı açı sal değişkenlik kuvveti
olmamaları nedeniyle neydiler?
Toplumsal molekülün çekim kuvveti ortaklaşmasını hisseli
yapan neden; sağlatma hareketi ve üreten ilişkiler hareketi olan kuvvetti.
Buradaki dengeler de nötr oluş bozuldu mu mülk sahipliği ve sınıfsal oluş
kölelik ortaya çıkar.
Mal sahipliği derece derece zenginliği yoksulluğu oluşan
damar katmanlardır. Kölelik insan bile sayılmayan mal olarak alınıp satılan
sınıftan bile sayılmayan toplumsal kullanımdı.
Toplumsal molekül; önce kritik değerlere bağlı farklı derişimle
kolektif sağlatmanın ortaklaşışını hisseli üstel bir kolektif emekler devimi
yapmakla; kolektif bir alandı, kolektif bir çekim kuvvetiydi.
Toplum ise sağlatan ortaklaşmalı hisseli yaşamı; üreten
ilişkiler içinde çevrim yapmaya başlamıştı. Her bir iş mesleği ya da her bir totem
mesleği üretmesi sonrasında gelişen, organize olan meslek türevi ortaklaşmalı
üreten ilişkiler, toplumsal molekülün kendisidirler. Üreten ilişkiler toplumsal
molekülü birbirine bağlayan çekimin bağ enerjisidirler.
Kritik değerler toplumsal eksenli çekim merkezli
yoğunlaşmayı oluşuyordu. Bu oluşma çekim merkezinde kolektif ortaklaşma,
sağlatma, iş bölüşümü ve üretim ilişkisi ortaya kor.
Bunların bire bir olan kritik değerler eşleşmesi merkezi sürecin
çevrim ve nötr etkisini ortaya korlar. Bire bir eşleşme eşitlik olmayıp
herkesin ihtiyacı yetenek çalışması olan hayat sal süreçlerinin mutlak
kapasitesi kadar karşılanmasıydı. Bunların birindeki bir kararsızlık toplumu
çalkantıya götürüyordu.
Elinizde iki tane yarım litre kap ile bir tane bir litrelik
kap olsun. Yarım litrelik kabın birine yarım litre su dolduralım. Diğer yarım
litre kabın içine de yarım litre ispirto dolduralım. Yarım litre suyu bir litrelik
kaba boşaltalım. Üzerine de yarım litre ispirtoyu boşaltalım.
Deneyi kritik edelim.
Bir litrelik bir kaba iki tane yarım litre hacimli sıvı boşalttık. İki
yarım litre bir litre olacağına göre bir litrelik kabımız ağzına kadar taşacak
şekilde dolmuş olmalıydı.
Sonuç: Bir litrelik kaba baktığımızda kap dolmamıştır. Bir
litrelik kabımızın ancak yarım litreden fazlası olan epey bir kısmı dolmuştur.