Bu Yazı 15.03.2014 Tarihinde Günün Yazısı Seçilmiştir
Sunu: Toplum ve birey neyden ötürü varlar? Bu soruya cevap
oluşturmadan bu tür sorular sırıtık durmaz.
Bu soru bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın en güzel örneğidir. Maşallah her konuya düşünmeden bir cevabımız olmaktadır. Bu anlatımım da doğru olmayabilir. Ancak somut, nesnel, bağıntıl olan, tarihsel ve tartışılabilir bir referans bağıntılı girişme ve tarihselliktir. Toplum birey için ya da birey toplum için vardır dediğinizde başlangıç koşulları girişmeli inşadan iz olmamakla, süreç absürt olmaktadır.
……..
Birey
ve toplum, bağıntılı bütündür. Ancak tarihin belli bir döneminden önce toplum
yoktur. Yani totem sosyal birlikler döneminde toplum yoktur. Fakat toplumu inşa
edecek olan etkin varlıklar vardı. Etkin varlık toplumla birey olmuştur.
Toplum, bireyle gelişmiş etkileşmedir. Biri diğerinden ayrılmaz. Siz deniz için
olmadığınız gibi deniz de sizin için değildir. Üstelik deniz, sizden bağımsız
şatların ürünüdür.
Totem meslekler, meslekler ürünü olan şeylerle girişip, insanların emek
ürünleri ve kendileri; karşı grup totem insanlarla temas etmeye başladılar.
İnsan olmasa toplum belki ortaya konamayacaktı. Toplum olmasa insanlık
gelişemeyecekti. İkisi arasında böyle bir bağıntı ve diyalektik vardır. Ama
toplum her durumda üreten ilişkiler bağıntısıdır.
Temas edilmeyi sağlayan totem meslek ürünleri, bir arada üretmenin ve ürünlerin
takasını da ortaya koyuşla toplumsal süreçler başlamıştı. Toplumsal süreçler
ittifaka, ittifakın dışında bir bağıntı oluşla ittifakın eksen sarmalı olmaya
başlamıştı.
Toplumlar, ittifak önüne de, olası birçok yolları; yol başlanışı yapmanın
olanağına kovuşturmuştu. Adeta insanların bir yola girmesiyle diğer yolları da
tıkanmıştı.
İnsanın grup totem eylemi, yine insanın üzerine; insanın dışında bir neden etki
oluşuyla yansımaya başlamıştı. Toplumlar da, totem grup eylemleri tutumuyla ve
totem meslekli ürünler takası zorunluluklarının eylemli insana dıştan bir
etkisi oluşuyla; kendi kural ve düzenletişiyle; bilinç olup yansımaya ve insanı
davrandırmaya başlamıştı.
Toplumlar, insan üretimine ilişkin, müsebbiptendi. Ama toplumlar da insana,
insanın dışında müsebbip oluyordu. Toplum gizil potansiyel güç olaraktan doğada
vardır. Toplumun şartları belirmeden, toplumun alan etkili girişme olması
olanaksızdır.
Gizil potansiyeller, tıpkı varlığını hiç bilemediğimiz diğer potansiyeller
gibidirler. Örneğin, TV'ler gizil güç durumlu bağıntılarının var kılınışıyla
bulunmuştu.
TV’lerin varlığı da ancak şartların belirmesiyle günümüze yakın süreçler içinde
ortaya konabilmesi, ancak potansiyel olarak var olan, ama asla bilinemeyen bir
alan süreçler bağıntını belirmesi gibidir. Toplumların da, totem mesleği olan
grup insanları topluma dek bağıntıyı üreten ilişkileriyle ancak ortaya
koyabilmiş olmalarının bir durum salığıdır.
Toplum böyle ortaya konuşla, bu kes de toplumun alan etkisi bizleri kontrol
edişe başlamıştı. Su olan göl, deniz, ırmak (toplum) alan etkisi olan
potansiyel bir durumdurlar. Siz bir kez suyun (toplumun) içine daldığınız
zaman; artık sizin kontrol süreçleriniz suyun etki alan ve düzenletimiyle
belirlenip girişecektir.
Sizler bir kesine toplumun içine girişince, dizginler; yönlendirmesi ve alan
etkisi çok çok büyük olan toplumun elinde olacaktır. Ne var ki siz suyun etki
alanı içinde oluşla; kafanızı suda çıkarabilecek, sırt üstü, kurbağalama, kulaç
vs. yüzeceksiniz. Sırt üstü olup, dinleneceksiniz.
Size etki olan girişmeleri siz, öğrenip; öznel etkinliğinizi ortaya koyarak
sudan değişik yararlanma oluş eylemlerinin, teknik teknolojik şartlarını ortaya
koyup; söz gelimi trans atlantikleri yapacaktınız. Bu girişme insan için diyalektiğidir.
İçincilik, sizin dışınızdan size etki ve bağıntı olan şeyi anlamağa, anlatım
konusu yapmağa yönelik doğru bir söylem ve doğru düşünce değildir. Dıştan size
alan ve bağıntı olan, özel bağıntılı şeyler; bir gerektirmeler ürünüdürler.
Deprem sizin için olmaz. Ağaç siz yakasınız diye büyümez. Oysa içincilik,
insanın egosuna göre olan şeydir.
Evrendeki hiç bir şey insan egosuna göre değildir. Aksine insanın egosu;
dıştaki etki ve bağıntıları kendi seçip ayıklamasına göredir. Toplum gibi, su
gibi alanın belirlediği şartlar içi, insanların; insaniçinciliklerini ortaya
koyuşla bu bağıntı içinde etkin varlık olurlar.
Şu halde ne toplum insan içindir. Ne insan toplum içindir. İnsan toplum içine doğuşla
toplumsal davranır. Balık su içine doğuşla su içine göre davranır. İnsanlar
koloniyel, sürü tipi yaşamlardan geçip sosyal birlikti totem dönem sonrasında
topluma kavuşmuştur.
Eğer insan toplum için olsaydı. İnsan sürü yaşamını, totem yaşamını bilmeden
doğrudan toplum içinde olurdu. Ya da siz toplum şartlarını (üreten ilişkiler
bağıntılı girişmelerini) ortaya koymasaydınız; toplumun esamisi olmadığı gibi
insan için olması da faso fiso olurdu. Bu nedenle bu soru absürt ve tersten
bilinçsizlikle ortaya konmuş bir sorudur.
Siz TV'yi bilmezseniz, TV görüntü için mi, görüntü televizyon için mi gibi
aptalca bir soruyu sormanıza aynı benzer. TV bambaşka fiziki, kimyasal
ekipmanlar ve süreçlerin; elektrik, elektronik olayları, manyetizma ve yükler
etkileşimli alan bağıntıları oluşuyla; metrik, geometrik bir yığın fonksiyonel
dağılımları içine, sizin öznel anlamalı modüle edici kodları bindirmenizdirler.
Özel düzenlenmiş alan içine sizin kodları bindiriş süreciniz, sizin içindir.
Ama sayılan onca girişme ve bağıntıların hiç biri sizin için olmayan bir
özellikler bağıntılı yansıma oluşlarıyla bambaşka şeylerin kullanımına olanak
tanırlar.
Sizin dışınızdaki bir şey, siz ona katkı vermedikçe; siz onu, onun yasallığına
göre değiştirip dönüşmedikçe; şeye dek yasallığı geciktirip,
çabuklaştırmadıkça; sizin için olmuyordular. Toplumdan önce birey yoktu. Birey
(üreten nitelik emekli insan) toplumla var. Toplumu da bireyiyle vardır. Birey
toplumun gölge yansıması değil, bağıntısıdır.
13.03.2014
Not; bu konu görsel ve yazılı basında yer yer aslanlar gibi (!) tartışılmakta.
Konu tek yanlı, bağıntısız öznel abartılarıyla ele alınmaktadır. Tartışmada hiç
tarihsellik ve bilimsellikler yoktur. Ve konunun bu bağıntılarıyla ele
alınmasını bırakınız, anlattığım konuya dek bağ emareleri bile yoktur.
Genel hüküm, birey için toplum vardıra ya da toplum için birey vardıra dönüşerek,
bilgisayar insan için vardır gibi ilgisiz bir boyuta indirgenmektedir.
Böylece
absürt soruyla absürt bir söylem ortaya konmakta olup; sanki toplumun sizin
dışınızda yağmur gibi, rüzgâr gibi deprem gibi hükmü oluşması varmış gibi ulu
orta konuşulmakta. Bu da bağıntıyı ve ipin ucunu kaçırmak olmaktadır.
Hâlbuki bilgisayar da bir toplum ürünüdür. İnsanlar toplumu bilgisayar için bağıntıl kılmamışlardır!