Bu Eser 30.11.2013 Tarihinde Günün Yazısı Seçilmiştir

Dinler sosyolojik olurla da totemi bir kültürler sentezinin ürünüdürler. Dinler sadece totem kültürler gibi tek fazlı bir frekansı içinde taşımazlar. Dinler çok fazlı (totem kültürlü) sentez oluşla milleti olmayı öngörürler. Bu nedenle dinler,  çok köklü kültür fazlarının senkronizesini oluşmanın da aracıdırlar.

Çok fazlı yansımanın tevhidi görünümü millet kaynaşırımı olacaktı. Milleti olma da dini aitliğini ortaya koymanın bağıntılı yansıması ve bağıntıyı yansıtmasıydılar. Farklı totem aitliği devinmeli faz farkından ötürü kardeşlik, farklı kaderler birliği, farklı kültürel tasalar içerenli;  farklı kültürler faz farklı sevinçler içerenli; farklı faz kaynaklı, kıvançta bir olmak gibi sosyo öznel ideler üzerine oturan idece savlardı.

Günümüz uluslarının kader sevinç birliği, sosyal ide üzerinde değil, üreten ilişkiler üzerinden uyumlaş kılınmakla gerçekleşen somutluğun üreten, araştırıp geliştiren bunu sürdüren ilişkiler idealleşmesiyle neşvü nemalanırlar.

İttifakı sürecin gelişmeleriyle yeni yeni ortaya çıkan toplumların yaşadığı yükümlensen ilişkiler, bir sorumluluk ilişkisiydiler. Tüm grubun cezalanması yerine, sorumlu olan kişi ya da o alandaki kişilerin cezalanmasını ortaya koyan yepyeni bir anlayıştı. Bu toptan algılı cezai yargının da parçalarına doğru kategorize edilmesinin bu alandaki bilinciydi.

Bir tür tekil hesap verme, yaptığından, yapacağından sorulur olmanın bağıntısıydılar. Diğer yönü ile köle ilişkilerini ortaya koyan köle hukuklu süreç zaman belirmesi olacakla da, ortaya çıkıyordular. Yani dini anlama tevhidi birliği sağlamanın yanında, dağılan özelliklerden ötürü tekil tikel düzenlemeleri içinde kişiselliği de görmeğe başlamıştı. Köleci zemin hareketli girişmeleri de bu iki bağıntı anlayışlarla düzenletilmenin gayretiydiler.

Kısmen yükümlensen (karşılıklı bağıntılı sorumlu olma girişmesi. Tekil tikel kişilerin de hesap edilir olmaları. Yine tekil tikel kişilerin de hesap verir olmaları gibi ilişkilerle, köleci hukuk içerenli ilişkileri; insan bilincine; toplamsal kıyaslanmış yargı, olmanın düşüncesi (muhasebesi) oluşla yansıyordu.

Sorumlu olmaktan, hesaba çekilir (hesabı alınır) olmaktan ve hesap verebilir olmaktan oluşan insan düşüncesi; diğer yandan da farklı farklı köleci hukuk yansımalarıyla da bir iyice sarmalanmaktaydı.

Bu iki kaynağa da bağıntılı bir fonksiyon olan dağılım, düzenlenen totem osilasyon saçılışıyla, sos yo toplumu düzenleyen ilişkilere ve şimdiki dinlerin kaynağı olmaya doğru temel bir zorunlu girişendi yorumlama olacaktılar.

Oysa totem düzende; toptan algılamanın, toptan yansıtılmasının toptan katlanılması vardı. Totem alanda zemin hareketi efendi köle ilişkisi gibi faz farklarına yarılmamıştı. Sosyal zemin hareketi de ittifakı dönemler gibi totemi etnik faz farklarını içermiyordu. Dinler bunları işleyen tevhit olacaktı.

Totem dönemde dinler yoktu ve olamazdı da. Köleci hukuk sistemi ve köleci sorumluluk ruhu, insanı ve insan bilincini keskinleştiriyordu. İnsanlar meşruti olmayışla, oligarşik çeteci menfaatlere kaydıkları gibi bu menfaati olan gerçekleştirmelerini: göz önünde olmayışla yapıyorlardı, zorbalıkla yapıyorlardı ve hatta yasal kılıflar içinde kalışla yapıyorlardı; yine şantajla yapıyorlardı. Yetkiyi kötüye kullanmakla vs. yapabiliyorlardı.

Totem mesleğinden hareketle, emekler kişisel sahiplenmeye ve kişisel mal edinmeye dönüşmekle, bunların yansıması olan hukuk ta, kişisel müeyyidelere dönüşmüştü. Totem düzenin toptan nimet, toptan külfeti olan cennet algılı totem dönemli yargılarıyla; şimdiki kişi mal mülk edinimli yaşantı algılı nimet ve külfet içerenli yargıları, çelişip; yepyeni ütopya ve düşünce ürünlerini ortaya koyuyordu.

İttifakı zamanın totemdik ve üreten ilişkilerin paylaşışlarıyla yeni ve çoklu zaman zemin yarılması; mal edinip edinememenize ve bunların çatışmalarından ilhamla hayal gücünüzü ve ütopya gücünüzü de çeşitlendirmişti.

Bu tür tekil, tikel ve tümel oluşun sorumluluktu yükümlensen oluşması vardı. Ve bu yükümlensen oluşmalı köleci hukuki biçimlenişin, oldurup bitirenleri; insan bilincine ve insan bilinci düzenlemesi içine, apayrı bir yansımanın ütopyası oluyordular. Süreç şimdiki gibi bilinmedik, beklenmedik olan oluşmaların etkileme ve onları etkilememiz ve tekrar onlardan yeniden etkilenmemizin süreciydi.

İttifakı süreç ilki olan totem zaman zemin dalgalanmasından çıkmıştı. Şimdi süreç parçalı totemler zaman zeminden hareketleriyle,  totemler hiyerarşisinden düzenletiliyordu.  Ve şimdiki zaman, zemin alanının içi totem panteondu plüralist realiteli bir yaşam alanıydı. Ve çok sesli ittifakı zemin alanında totemler, tek başına karar alıp, tek osilasyon kaynağı gibi süreci senkronize salınımı yapamıyorlardı.

Ve bir bağıntılar girişmesi olmadan da senkronlanma olmuyordu. Yani zemin faysız ya da tek faylı değildi. Totemler temsilcilikti kurullarda ittifakın işlerini; danışıp, tartışıp kararlarını alıyorlardı. Bu daha önceki sosyal birlikti yaşam düzeni içinde hiç görülmemişti. Kurul iç işleyiş düzeni, zorunlu oluşla kurul başı oluşturmayı ortaya koymuştu. Kurul başı olanla, totem başı tanrı olma ortaya çıkacaktı.

İttifakı birliğin zaman zemin alanı içindeki yükümlersen sorumlulukların tartışılıp onaylanması ve meşruiyetlik kazanması kurula ve kurulun başına bağlandı.

Tarihte ilk kez insanlık kendilerine aktarılışla yol tuttukları, atalar deneyimi (yol haritası) olmayan bir ittifaklı oluşmasının içine girmişlerdi. Önlerinde insana seslenilecek ne bir yol, ne bir iz vardı. Pekiyi de ne olacaktı şimdi? Olan şuydu, insanlık süreç girişmelerinin oluşma dilini kendi diline çevirecekti.

Yani insanlık oluşma süreci içinde sosyo toplumsa özne-nesnel oluşmanın dilini konuşturacaktı. Bunu kendi dili gibi bunu kendi odak noktasının konuşması gibi sosyal alan içinde dillendirecekti. İlerde de bu oluşma içinde bilim diliyle, bilimselliğini ilan edecekti.

Sosyo öznel ve sosyo nesnel süreçleri kural ve kaideler şeklinde bilinç ediliyordu. Bu nedenle kurul kararları ve ittifakın şölenleri; SÖZLÜ AHİT oluşla (kalü bela oluşla) çok keskin etkilere ve kutsallıklara sahip bu ahitlere iman etme şekline dönüşüyordu.  Bu ahdi kutsallık bağlacından ötürüdür ki “önce söz” vardı. Önce iman edilenin, inanılanın, kurul kararı olan ittifaklaşmanın, sözleşmenin imani kavli vardı.

Sürecek