Bir kaleme baktım,bir bana.Kalem habire yazıyordu sevdiği sayfaya.Bense izliyordum bir hayli apansız.Neden diyordum vazgeçmiyor mürekkebini sayfa üzerine feda etmekten.Oysa mürekkebin de bir sonu vardı.Bu son yok olmaktı.Ama o her takıldığı yerde yine yeniden mürekkebini sayfa üzerinde dans ettirmeye devam ediyordu.Göl üstündeki kuğun narin süzülüşleri gibi...Sonra dedim ki tükenmez denen bu kalem bile tükeneceğini bildiği halde kendini feda ediyorsa,yani sevdiğinden vazgeçmiyorsa ben niye vazgeçecektim?

İlk adım vazgeçişten vazgeçmekti.Ben öyle bir vazgeçtim ki hiçbir vazgeçişim böyle kördüğüm değildi.Öylesine istekli öylesine azim dolu.Çünkü biliyordum ki vazgeçiş bana göre değildi,bu kolay yola kaçmaktı.Mücadelesiz savaşın galibiyetinin hazzı olur muydu?Ben hazzı yaşama şansını seçtim.Ben vazgeçmemeyi,azim duygusunu seçtim.Ben seni seçtim,vazgeçişlerimi uçurumdan atmamı söyleyen seni.Sen sadece kulağıma bir fısıltı yaydın.Ama o fısıltı benim müzikalim oldu.Mürekkebin en çok yakıştığı sayfaya yazmış olduğu bir senaryo,başrollede sen ve ben,o güzel müzik ve konu vazgeçişten vazgeçmek.Ben mücadeleden değil,vazgeçişten vazgeçerek hayatıma imzamı tez attım,o imzanın senaryosu senin ellerinden hayallerimle yazılacak.

Yeliz Alpan