yalnızlığım cevremde duvar gibi
dağlar boran baharım kış
ben yalnızım yalnız
hep yalpalayan adam benim
çatlamış dudağım kusmuş gönlüm
titrer ellerim bitti dermanım
ben yalnızım yalnız
yalnızlık türkusu bekçi düdüklerinin
civisini sökebilseydim yıldızların
güneşim siyah ayım karanlık
ben yalnızım yalnız
kader yalnızlık duvarını ördü
üzerine kuş konmayan agac gibiyim
yapraklarım kuru dalım kırık
ben yalnızım yalnız
terketmez asla nıkahlı bana sanki
hayatımdan ne fırtınalar geçti
ömür bitti ecel geldi
ben yalnızım yalnız
cevrendekiler bir bir giderken
terkeder cok sevdiğim dediklerin
gönlüm suskun kalbim kırık
ben yalnızım yalnız
acılar gözlerini dikmiş üstüme
ne deseem söz gecmedi kaderime
kader zalim hayat yalan
ben yalnızım yalnız
donuyor sanki damarımdaki kanım
caresizce tutunacak bir dal arıyorum
sevgi hayal umutlar çaresiz
ben yalnızım yalnız
her bakışımda gülümsüyor bana
sarılmış sanki bedenime ruhuma
yaşamak azap hayat zulum
ben yalnızım yalnız
şimşekler çaktı yağmur yağdırdı
bir boranla geri verdi almadı
gözyaşım sel yüzüm soğuk
ben yalnızım yalnız
çığ gibi buyoyor yureğimde
gidiyorum artık bir meçhule
yaşamam zarar ömrüm ziyan
ben yalnızım yalnız
dalgaların kumlara kavuşamadığı gibi
toprağın yağmura hasreti gibi
toprak çorak dalgalar sessiz
ben yalnızım yalnız
öyle cok kişilerin emekleri varki
en sevdiklerim yıktı hayallerimi
dost yalan sevgi sahte
ben yalnızım yalnız
bir ben dörtte duvar beş kişiyiz
dert etmıyorum ecelede gideceğim yalnız
ecel kapıda azrail canımda
ben yalnızım yalnız