hala içim ürpererek bakıyorum resmine 
ellerimden kayıp gitmene yanıyorum. 
hani” umut fakirin ekmeğidir” derler ya 
benim ekmeğim sen, 
suyum sen. Üşürsem urbam oldun, sığınağım sen. 
yokuğunda ne haldeyim bir bilsen. 
hal dedim de, halim de kalmadı inan 
dizlerimin dermanı senmişsin meğer 
sen gidince anladım, 
ben senmişim meğer. 
senin eserin. 

hala içim ürpererek bakıyorum resmine 
ellerimden kayıp gitmene yanıyorum. 
yaşamakla ilgili umutlarım tükendi 
biliyorum ki artık dönmeyeceksin. 
sensiz her şey anlamsız 
gizlice buluştuğumuz sokak başları 
bir mana ifade etmiyor artık. 
döneni ima eden bir söz, bir hareket, bir sezgi, bir işaret 
ne ise ne işte 
duyunca kanıyorum. 
çocuklar gibi inanıyorum. 

bir varmış, bir yokmuşsun sanki 
oturuyorum sokak lambasının altındaki 
parke taşlarına 
yağmur çiseliyor 
sen aydınlık yüzünle bana bakıyorsun. 
tenin gibi kokuyor 
yağmur değdikçe saçlarına. 

yüreğim çırpınıyor, sesini duyuyorum kalp atışlarımın 
aslında sen değilsin ruh ikizim 
senin dönmeyeceğini biliyorum. 
olsun; 
yine de bekleyeceğim umutsuzca gelmeni 
sen varsan ben var olurum 
yokluğum sana bağlı. 
tut demeyeceğim ellerimden 
söz verdim kendime, sabredip bekleyeceğim. 
dönmeyeceğini bile bile 
aynı sokak lambasının altında 
aynı parke taşlarına oturacağım. 
belki yağmur çiselemeyecek o günkü gibi 
kokun sinmeyecek içime, 
sıcaklığını duymayacağım teninin 
ama; ben yine bekleyeceğim 
ben yine seni bekleyeceğim.