Hey kalkın kalkın heyhat; uykulardan uyanın,
Başkaldıran zalimin, kapısına dayanın.
Türkler şahlanır kalkar, bayrağa dokununca.
Önce namaz kılalım, seccademizi serin,
Gökler, toprağı öpsün mukaddes mevzu derin.
Kişneyen yağız atın, karşısına durdular.
Ben serpilir giderim; geriden gelsin taylar
Sökeceğim rüzgâra, çakılsa bile yaylar.
Tekerleği kırılmış; kağnımı takırdayan.
Dedim ki, biz geçeriz; bu hendeği içimden,
Hendeği atlayınca, ağladım sevincimden.
Hırçın esen rüzgâr, son dalımızı kırmadan.
Bu rüzgârdan sonra, kar düşecek üstümüze;
Bir kenarda durun, su doldurun testimize.
Kar yağınca buz tutar dağların yamacına;
Yola çıkan yiğitler, ulaşır amacına.
Gök gürledi, yağmurlar akıyor oluk oluk,
Bu nasıl bir sevdadır, vatan diyor her soluk.
Bir bilseniz kaç mevsim değişti iki günde;
Aynı hayalimiz var, hem bugün hem de dünde.
Şimşekten gemi yaptık, rüzgârımızdan kürek.
ALLAH ALLAH dedikçe deniz derinleşiyor;
Biz hedefe vardıkça, çöller serinleşiyor.