Yumurta Tavuk Paradoksu 2
Bayram Kaya · 15.10.2012
· Makale
Bu Eser 19.02.2014 Tarihinde Günün Yazısı Seçilmiştir
2-]Canlı varlıklar, var olmazdan önce, dış dünyayı ve dış
dünyanın çevrimini tam olurla bilir durumda değildirler. Orta beyinde arkaik ve
aktarılan basit model kendisini idare edecek kadar bir kopya dünya modeli
vardır. Ancak varlıklar da giderekten dışlarındaki benzer çevrimlerin tekrarı
olan etkilerinin üzerlerinde olan yansımasını da ister pasif olsun ister
etkince olsun yansıtırlardı (öğrenirlerdi). Bir süreci tekrar ettiren yapılar,
onu öğrenmiş yapılardır. Bu aşamadaki öğrenme tekrar edişin iz yapan alışılması
olan yansıma ve yansımaya mukavemetti. Yansımayı en temel düzlemle yansıtma
olacaktı.
Ama bu öğrenme, çevrim olanı bilmedir. Değilse çevrim
olmayanı da bilip, çevrim olmayana göre de sanki biliyormuşçasına yedekte
hazırda tutulanın, hemen o anda tepkilerini ortaya koyar bir durum da
değildirler. Söz gelimi bizler az çok bir dış dünya bilgisi ile doğarız. Bu
nedenle dış dünyaya uygun dış dünyayı önceden bilen bir referans lama ve
düzenlemeyle, vücut ısıölçer ve ona göre vücut ısımızı ayarlayan orta beyin
yapılarına sahibiz.
İnorganik var oluşlar sürece böyle başlamıştı ya da
başlatılmıştı. Görece tarihsellikler içinde tüm evrensel olgu ve olaylar,
başlangıç patlamasının izini (patlamanın bilinmesini) taşırlar. Zaten varlığın
olgu ve olayların girişen ilişkilersen iç dış dünya etkileşmeleri bu izleği ve
izleri taşımayı az çok yansıtabilmenin, bulundurabilmenin etkilerini alışma (bellek)
edinecektir. Bunlar parça özellik belirişle, süredurum boyut konumlarıdırlar.
Ancak parça bütünü kavrayamaz. Kendi etkilenmesi kadardır.
Parça, bütünün kısmi bilgisini (eğimini, akışını ve enerji
geriliminin verdiği tedirginliğini) taşısa da, bütünü kavrayamaz olması, böyle
olmak zorunda. Bunun nedenlerinden biri olabildiğince az dış dünya ilişkileri
içererekten, dış dünyaya kapanmanın kendisidir. İn organiklerde bu çok daha
pasif çok çok daha az yansıtılabilirdir.
İşte dış dünyayı içerdiği kadarla oluk dış dünya kopyası içerileni
daha biz doğmadan bizle vardır. Dışa kapanan vücut halimiz kendisindeki en
minimum, bu dış dünya bilgisi iledir. İçimizdeki akan geçmiş zamandır. Bakınız
zamanı akıtmak yazı dizim. İçimizde akan bu zaman bir bilinç düzeyi (korteks) bilgisi
gibi olmasa da, yine de işlevsel orta beyin (kimi kez refleks ve otomatik dediğimiz
bilgi) süreçleridirler.
Bu günkü gelişmişlikler ve gelişmişliğin aktarımsa olan evrimsel
kazanımları içinde dahi bir avcı olan aslan (ya da insanlar); avına hamle
ettiğinde, pek çok yanlış hamleler yaparak, bir iki doğru hamleden sonra kendi
avını elde edebilmektedirler. Yine de en temel aktı hareketleri biliriz. Ve dış
dünyaya dek kimi depo düzenlenişleri de saklarız. Söz gelimi hücreler arası su yoğunluğu
hücrelerin içinde oluştuğu suyun yoğunluk (tuzluluk) değer düzeyinde olması
gibi. Bugünkü düzeye çok yakındır. Geçmiş bu günü içermemekle de eksiklik
taşır. Genel süreç parçalı kesikli ve süreklidir. Siz de bu arke donmuş damgayı
taşırsınız
Birçok aşk tecrübesi yaşamış bir öğrenme insan da, yeni bir
serüven içinde illa birçok yanlış yaklaşım yapacaktan sonra, doğru rotayı,
yeniden buldurur. Bu yüzden pardonlarınızı bolca kullanırsınız.
Yalınlık, görece bağıntıları içinde giderekten bir
inşadırlar. Başlanış bigbeng izi tümelse de sonrakiler hem görece, hem de
olabildiğince filtre ve olaydan olaya (varlıktan varlığa) farklı olabilen, depo
ve tutumlar olacaktı.
İnşalar, kurallaşmanın sistematiği ve sistem mantığı
oluşudurlar. Ve sistemler zamanla değişmelere tepkilerin birikmesiyle ve
birikmelerin birbiri ile ilişkilenmeleriyle olur kompleks (karmaşık) bir inşa entegrasyonudurlar.
İnşanın diyalektik oluşmalar kuramının iki tür olacağını düşünmek olasıdır.
İnşanın iki türlü de olacağını düşünmek olasıdır.
Birinci halde o olgu ve olayın kendisi ya dış ortamı bilerek
inşalaşırlar! Ya da dış ortamı bilen yapıcısına göre o inşalar, dizayn
edilirlerdi. Yani bu yaratılıştır. Bu
hem doğru değil. Hem de Dünyanın bu süreç koşulları içinde ki gidişatına göre
de hiç doğru olmazdı. Ya da çevrenin hiç değişmemesi lazımdı.
Burada okur tanrının yaratma iradesinin olmaması gibi bir
anlam çıkarmamalıdır. İlke olarak Tanrı için hiç bir şey müşkül değildir.
Burada dikkat çekmek istediğimiz özellikler şudur: Bizim Yüce Tanrı’yı anlama,
anlatma öznel alan zeminimiz doğru; fakat Yüce Tanrı anlaması olur devinme
yapar ekseni dolgu inşa postülalarımız yanlıştır. Böyle olunca da bizlerin Yüce
Tanrı'ya olur bir irade belirleyip, Yüce Tanrı'yı bu irade ile sınırlayıp
davrandırıyor olmamızdır!
Tanrı şunu, şu sebeple; şöyle şöyle yapmıştır diyoruz. Ve
Yüce Tanrı'yı sırf bu bize göre algılarla; bize göre zanlarla olur postulatlarla,
kutsalı anlayıp; içselleştiriyoruz. Elbette bize göre olurlu, inşanın
temelidir. Ama inşanın evrensel olur tümeli de değildirler. Biz bunu göz ardı
ediyoruz.
Bütün şaşmalarımız ve paradokslarımızda bu postülaların
dışında olur diğer her hangi bir postülaları duyunca, biz; şaşkınlaşıyor tepki gösteriyoruz. Saldırgan
olup genel ve yaygın postülaların dışındaki postülalarla, Yüce Tanrı fikrini
bir türlü hazmedemiyoruz. Eh bu da öznel
gelişme ruhunuza uygun ama evrensel gidişe ve sürece uygun değildir. Biz kendi
tabumuzu, evrenin tabusu yapamayız.
Sürecek
♡
0 beğeni · 0 yorum
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!