…Ölümü kuşananlara rahmetle…
 
Uzaktan gelen haber yürekleri dağladı
Analar yaktı ağıt, kara yazı bağladı
 
Haneler darmadağın yüreklere har düştü
Katillere ağır kış, şehide bahar düştü
 
Pusu üstüne pusu, kalleş neydi derdiniz?
Zulümse muradınız muradına erdiniz
 
Merhamet nedir bilmez vicdanı kör olanlar
Gönüllerde diridir gül misali solanlar
 
Gecenin ayazında gökte yıldızlar üşür
Kahraman Türk askeri şahadeti bölüşür
 
Türkler için askerlik bir mübarek ocaktır
Ey haydut oturduğun bu kaçıncı kucaktır?
 
Şehidime gök kefen, bulutlar olsun yorgan
Zalimin boğazına bir gün dolanır urgan
 
Yakında darağacı Ulus’ta kurulacak
Dağdaki tetikçiden bu hesap sorulacak
 
O necis bedenleri toprak bile kusacak
Hakikat konuşunca batıl elbet susacak
 
Türk’e kefen biçenler, biçtiğini giyecek
Zalim son nefesinde bakalım ne diyecek
 
Binlerce şehidimin ruhlarını çağırsam
Dağlar ses verir bana bangır bangır bağırsam
 
Yakın bir yerinize, küstahlar yakın kına!...
Kim karşı durabilir Türklerin akınına?
 
Bayrak, millet, dil, devlet bu coğrafyada tektir
Vatan uğrunda ölmek şanlı zafer demektir
 
Konuşması gereken ne yazık ki susuyor
Dağda gezen enikler nefretini kusuyor
 
Komandolar izdeyken dağda çakal şaşmasın
Dikkat edin yılanlar, Türk’ün sabrı taşmasın!...
 
M. NİHAT MALKOÇ