Takvimin, saatin olmadığı bir mekan var mıdır? Var. Ormanlar, denizler ve gökyüzü. Tabiat zamanın dışında kalarak varlığını sürdürür. Oysa insanoğlu hep zamanın içindedir. Zamanı yaşar ve kimi zaman yarışır zamanla. Bir bebek henüz doğmadan, anne baba ve bütün yakınlar onun doğacağı günü sayar.
    Doğduktan sonra da büyüme sürecinde günleri, ayları ve yılları sayarlar.İşte böylece, insanoğlunun zamanla olan ilişkisi daha o doğmadan önce başlar. Doğum günleri kutlanır. Evlilik yıldönümü, ölüm yıldönümü derken "zaman"kavramı adeta insanoğlunu kuşatır. Hayatına yön verir. Okul yıllarını sayar. Sınavlarda ne kadar da önemlidir zaman. Gözünü saatten ayıramaz. Sınav takvimi, çalışma takvimi derken insanın zamanla olan ilişkisi sürer gider. Yirmi dört saat yetmez kimi zaman bazılarına. Herkesin zamanla olan ilişkisi ve yarışı başkadır. Fazla mesai yapan memur, işçi ve bütün çalışanlar için; üretenler için; durmaksızın yorulanlar için ne kadar da önemlidir akıp giden zaman. Sık sık saatle göz göze gelirler. Evlerine gidebilmeyi iple çekerler. Ya zor koşullarda çalışanlara ne demeli! Maden ocaklarında çalışan işçiler, vatanı için nöbet tutan askerler, ameliyattaki yakınını endişeyle, umutla bekleyenler ve sevdiklerinin yaşama tutunması için dua edip bekleyenler... Daha niceleri,  zamanın avuçları arasındadırlar adeta. Zaman onlar için çok şey ifade eder. Yaşamları ve kaderleri zamanla yarışmaktadır.
      Bazen zaman durur sanki. Bir sınavda zaman çabuk geçmesin isteriz. Dakikaların, saniyelerin, zamanın daha yavaş ilerlemesini isteriz. Elimizden gelse belki zamanı geçici bir süreliğine durdurmak isteriz ki bütün soruları rahatlıkla cevaplandırabilelim. Bazen çok acı bir olay yaşadığımızda zamanı geriye almak isteriz. Eski güzel günlere dönebilmek ve sevdiklerimize kavuşmak için. Görüyorsunuz, insanoğlunun zamanla olan birlikteliği uzayıp gidiyor. Bazı insanlar da yaşlanmamak için zamana, yıllara meydan okumaya çalışıyor. Gençlik bitmesin ve yaşlanma durdurulsun istiyor. Yaşadıkça, hayal kurmanın sınırı yok tabii ki.
       İnsanoğlunun zamanla olan beraberliği, zamanla yarışı ve zamana meydan okuması sanırım hiç bitmeyecek. Öldükten sonra bile, geride kalan yakınlar "gün" sayıyor: İlk üç gecesi, yedisi, kırkı ve elli ikisi derken bu zaman sayımı ölüm yıldönümlerine kadar uzanıyor. Doğmadan önce, doğduktan sonra ve öldükten sonra da hep zamanın izini sürüyoruz. Zaman da bizim izimizi sürüyor. "Zaman" kavramı hayatımızın, kainatın vazgeçilmezi. Saatler, dakikalar, günler, haftalar, aylar, yıllar ve bir ömür akıp gider. İnsanoğlunun ve kainatın zamanla olan birlikteliği de işte böyle akıp gider. Kimi zaman "ilaç" olur acılara. Kimi zaman bir "umut" olur umutlu bekleyişlere. Daha aydınlık yarınlara ve ebedi saadete de umut olur zaman. 
         Geçen zamanın ders, gelecek zamanın aydınlık olması dileğiyle!  
 
                                                                                                                                 15.04.2017