Yazarlar
Fehimi Kadim
20 Eser
Genç yaşta ölen Dîvan şâiri. İstanbul’da doğdu. D. İstanbul_ 1037 (1627) -Ö. Konya- Ilgın ( 1057- 1647) Asıl adı Mustafa Fehim 'dir.
Doğum tarihi kaynaklarda 1037 (1627) olarak gösterilmektedir. Asıl adı Fehim olan şaire, 19. yüzyıl başlarında yaşayan diğer divan şairi Fehim ile karıştırılmaması için Fehîm-i Kadîm unvanı sonradan verilmiştir. Tahtakale ya da Parmakkapı'da uncu veya kurabiyeci olarak iş yapan, Mısırdan gelmiş bir ailenin oğludur.[1]Babası Mısırdan gelen bir uncudur. Bu yüzden de Fehim’e "Uncuzâde" denilmiştir. Edebiyat tarihçileri XIX. yüzyılda hoca olarak büyük şöhrete sahip bulunan ve Fehîm'e hayranlığı dolayısıyla aynı mahlası kullanan Süleyman Fehîm Efendi ile karıştırılmaması için ona " Kadîm " sıfatını takmışlardır. Kadim sıfatını Tanzimatçıların verdiği de bilinmektedir
Evliya Çelebi ,onun on yedi on sekiz yaşlarında divan tertip ettiğini Fehim ile dost olduklarını belirtmiştir. Diğer kaynaklar da bu görüşe yakın bilgiler aktarırla. Ancak çeşitli kaynaklar ve edebiyat tarihleri Fehîm'in " çok küçük yaşlarda divan tertip ettiği" fikrini benimsemiş gibi görünseler de onun 1640'ta ölen IV. Murad için söylediği ünlü kasidenin on iki on üç yaşlarındaki bir çocuk tarafından söylenmiş olması pek mümkün görünmemektedir. “Ayrıca Şehrengîz'ini 1041de (1631) yazdığı göz önünde tutulursa doğum tarihini daha önceki yıllara götürmek icap eder.” [2]
Fehmi Gür
7 Eser
1914, ö. 7 Mart 1982
Elimizde 300 kadar, ailesinde de yaklaşık 2000 kadar şiiri bulunan Arapgirli Âşık Fehmi Gür, 1914’te Arapgir ilçesi Bostancık köyünde dünyaya gelmiştir. Malatya’nın ilçesi Arapgir’in kenar bir mahallesinde oturan ve elinden tutanı olmayan Fehmi Gür, geleneksel halk şiirimizin yirminci yüzyıldaki önemli temsilcilerinden biridir. Babası Kort Halig oğullarından Mehmet, Anası Evlik zadelerinden Esmadır.[1]Fehmi Gür,1917 de geçirdiği çiçek hastalığı yüzünden Aşık Veyse gibi üç yaşındayken gözleri görmez olmuştur.[2] Şiirlerinden dört kardeşinin olduğu ortaya çıkar.
Dört kardeş içinde kadersiz çıktın
Ne duruldun ne de bulanık aktın
Yaşın elli sekiz cefalar çektin
Şu fani dünyadan doy Fehmi Fehmi
Çocukluğunda köy odalarında okunan kitapları, masal ve halk hikâyeleri, sohbetleri dinleyerek, gezgin âşıkların saz ve sözlerine kulak vererek yetişmiş, Halk şiirini ve edebiyatını gözleri görmediği için dinleyerek öğrenmiştir
Fehmi Gür 13 yaşına geldiğinde bu sefer de Babası Mehmed’i kaybederek yetim kalır. Anası Esma kadın 13 yaşındaki Fehmi yi ve 7 yaşındaki küçük oğlu Seyfettin’i alarak Arapg...............
Feraizcizade Mehmet Şakir
1 Eser
Feraizcizade Mehmet Şakir
(d. 1853 / ö. 1911) Tiyatro yazarı, yayımcı, matbaacı
Mehmet Şakir, baba tarafından Buharalıdır. Dedesi Buhara'dan Kastamonu'ya gelmiş, daha sonra Bursa'ya yerleşmişti. Dedeleri feraizci oldukları için aile hep "Feraizcizade" olarak anılmıştır. Babası Feraizci Hacı Habib Efendi annesi Fatma Hanım ise bir başka Feraizci kızıdır.[1] Feraiz, İslam hukukunda miras ve mehir hukukçusu anlamına gelmektedir. Babası Feraizci Hacı Habib Efendi’nin sahaflık işleri yaptığına dair bilgiler bulunmaktadır.
Mehmet Şakir 1853 yılında, Bursa'da Alacamescit (bu gün Alaca) mahallesi, Feraizci sokakta (bu gün ki Devlet Tiyatrosu bitişiğinde), üç katlı harem ve selamlık olarak iki..................
Ferhan Şensoy
1 Eser
Ferhan Şensoy
Ferhan Şensoy (d. 26 Şubat 1951, Çarşamba, Samsun, ö. 31 Ağustos 2021) Türk tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu; roman, deneme, günlük, tiyatro, televizyon dizisi ve film senaryoları yazarı; yönetmen, Orta oyuncular tiyatro topluluğunun kurucusudur.
1951'de Samsun'un Çarşamba ilçesinde doğdu. Annesi Müjgân Şensoy ilkokul öğretmeni, babası Yusuf Cemil Şensoy ise Çarşamba belediye başkanlığı da [1]yapmış olan bir ticaret adamıdır. Ragıbe adlı kız kardeşi, Ahmet Vildan adında da bir erkek kardeşi vardır. [2] [3]
İlk ve orta öğretimini Samsun’da Gazi Osman Paşa İlkokulunda görmüş, 1961 yılında Galatasaray Lisesine kaydolmuş ama 1970 yılında Samsun Çarşamba Lise.......................
Feridun Fazıl Tülbentçi
1 Eser
Feridun Fazıl Tülbentçi (d.25 Kasım 1912 - ö. 5 Ağustos 1982) Şair, Gazeteci, Tarihçi, Roman Yazarı Babası Çanakkale şehitlerinden Yüzbaşı Fazıl Bey'dir. Annesi ise Rahşen Hanım’dır. İstanbul’da dünyaya gelen yazar Feridun Fazıl Tülbentçi, ilk ve ortaokulu İstanbul’da bitirdikten sonra Vefa Lisesine devam etmişti. Vefa Lisesinin, Yüksek Ticaret Okulunu bitiren yazar okulunu bitirdikten sonra Basın Yayın Müdürlüğünde (1943-1949), memur olarak göreve başlamıştı. [1]Daha sonra Ulus, Vatan, Cumhuriyet, Hürriyet gazetelerinde (1949-1959) çalıştı Sanat hayatına 1929'da şiirle giren Tülbentçi, Varlık dergisinin ilk sayısında (15 Temmuz 1933) şiirleri yayımlanan şairler arasında yer almıştı.[2] Edebiyata şiirle giren yazarın yayımlanan ilk kitabı da şiirlerini toplamış olduğu Sabahtan Bir Saat Evvel (1932) adlı şiir kitabı olmuştu. O yıllarda yazdığı şiirlerinin bir kısmı varlık dergisinde yayımlanmıştı. Yazar o yıllarda yazdığı şiirlerini ikinci şiir kitabı olan “Büyük Harpten Sonrakiler” adıyla bir araya toplamıştı. 1935 1939'dan sonra şiiri bırakarak tarihî araştırmalara ve tarihi romanlar yazmaya başlamıştı. Feridun Fazıl, ülkemizde Ahmet Refik'ten sonra M. Turhan Tan, Reşat Ekrem Koçu, Abdullah Ziya Kozanoğlu gibi geniş kesimlere tarih sevgisi aşılayan edebî değeri yüksek olmasa da sürükleyici tarihi romanlarla tanınmış bir romancılardan birisi oldu.,......
Ferik İbrahim Paşa
1 Eser
Ferik İbrahim Paşa
( d. 1815 İstanbul - ö. 1891 Üsküdar ) İlk Türk ressam
İlk ressamlarımızın yetiştirildiği Mühendishane-i Berrii Hümayun’u 1835 yılında bitirdi. Mühendishane-i Berrii Hümayun'u bitirdikten sonra Avrupa'ya gönderilen 10 öğrenciden 2’si resim sanatını öğrenmeleri için yollanmıştı. Bu iki öğrenciden Ferik İbrahim Paşa diğeri ise diğeri de Mülazım Sani İbrahim Efendiydi.[1] Sanat tarihimizde ilk Türk ressamı olarak şerefli bir yer alan İbrahim Paşa, Nizamı Cedid Yüzbaşıları’ndan Konyalı Kulaksız Mustafa Paşa’nın oğludur.
“Mırati Mühendishane ve Elvahı Nakşiye kolleksiyonları, İbrahim Paşa'yı ilk Türk Ressamı olarak tescil etmektedir.” [2] Bu nedenle Tevfik Paşa ve Hüsnü Yusuf ile birlikte ilk çağdaş Türk ressamı olarak ün salmış, ilk askeri ressamlarımızdan birisi olmuştur.Mühendishane- i Berri Hümayun’u 1835 yılında bitirdikten sonra [3] resim öğrenimi için yurt dışına gönderilmiştir. Ferik İbrahim Paşa'nın resim öğrenimi için gittiği ülke başkentinin Viyana mı veya Londra mı olduğu net olarak bilinmemesine rağmen; arkadaşlarının Londra’ya gittikleri göz önüne alındığında kendisinin de Londra’ya gittiği kesinlik kazanmaktadır. [4] Londra’ya resim eğitimi alması için gönderilme nedeni askeri ihtiyaçlar ve askeri okullarda öğretilmesi gereken teknik resim ile ilgilidir. Bu nedenle Ferik İbrahim Paşa’nın resim eğitimi sanatsal amaçlardan..................
Ferişteoğlu Abdülmecid
1 Eser
Ferişteoğlu Abdülmecid ( D. ? – Ö. 1460 ) Hurufi dilci ve sözlük yazarı.
Hurufi liğe dair tercüme ve telif eserleriyle tanınan Firişteoğlu eserlerinde Abdülmecid b. Ferişte İzzüddîn et-Tirevî , Abdülmecîd b. Abdüllatîf b. Ferişte ,Muhyiddîn Ferişte İzzüddîn, Ferişteoğlu Abdülmecid, Ferişteoğlu, isimlerini kullanmıştır.[1] Hurufiliğin ilk ve temel kaynaklarını okuyan ve ler Hurufiler açısından oldukça önemli bir isim olan Ferişteoğlu “Hurufiliğin önemli bir kısmını Türklere öğreten “ bir kişidir.
Döneminin ve yörenin önde gelen Hurufi dervişlerinden olan Ferişteoğlu’nun İzmir’in Tire ilçesinde doğduğu bilinmekle beraber hayatı hakkındaki diğer bilgiler oldukça karmaşık ve çelişkilerle doludur. ( Bkz Hurufi Hurufilik Nedir ve İnanç Sistemleri ) Doğum tarihi bilinmemekte, ölümü ise 1460(9) y...................
Ferit Edgü
2 Eser
Ferit Edgü
(d. 24 Şubat 1936 / ö. -) Şair, yazar, sanat tarihçisi
4 Şubat 1936’da İstanbul’da doğdu. Babası küçük bir memur olan Nuri Mehmet Edgü, annesinin adı ise Fatma Nevber Hanım’dır.[1] Anne tarafından büyük dedesi Eğribozlu Mehmed Emin Sırrî, 19. Yüzyılda yaşamış Divân sahibi de olan bir Bektaşi şairidir. ( DOÇ. DR. MUTLU DEVECİ, http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/edgu-ferit )
Çocukluk yılları II. Dünya Savaşı’nın kötü atmosferlerinde geçti. İlkokuldan itibaren Milli Eğitim’e bağlı devlet okullarında tahsil görüp emekli oldu. Yükseköğrenim için İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ni tercih etmişti. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünde eğitim görürken kazandığı bir sınavla seramik kimyası öğrenimi için 1958’deAlmanya’ya gitti. Oradan Fransa’ya geçti. Paris’te Akademi Feuda 1959-1964 yılları arasında seramik eğitimi gördü. 1959-1964 yılları arasında kaldığı Paris’te resim çalışmalarının yan ısıra Sorbonne’de felsefe, Louvre’de sanat tarihi, kurslarına katıldı. 1964’te Paris’ten yurda döndü. ( DOÇ. DR. MUTLU DEVECİ, http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/edgu-ferit )
Askerliğini yedek subay öğretmen olarak Hakkâri’de yaptı. Hakkâri, Pirkanis köyünde bir dönem öğretmenlik yaptıktan sonra askerlik hizmetini Beypazarı’nda tamamladı. 1967[2] Askerlik dönüşünde İstanbul’a dönen yazar bir müddet sonra tekrar Paris’e gitti ve Paris’te bir yıl daha kaldıktan sonra yeniden yurda döndü.
Bura çalıştığı sürede yazarın düşünce dünyasında yeni bir ufuk açtı. Buradaki. Öğretmenlik günlerinde yaşadığı değişim eserlerine de yansıdı. “Hakkâri’de Bir Mevsim “ adındaki eseri bu yılarda yaşadığı anılar ve gözlemleri neticesinde yazıldı. .................
Ferruh Başağa
1 Eser
Ferruh Başağa
Ferruh Başağa ( d. 1914, Karagümrük, İstanbul - ö. 24 Aralık 2010 İSTANBUL)) Türk Ressam
Ferruh Başağa’nın babası hukukçu Aziz Bey, annesi ise I. Meclis-i Mebusan'da Bosna mebusu olan Fehim Bey’in kızı Emine Hanım'dır.[1] Babası Aziz Bey, Trablusşam'da İngilizler'e esir düştüğü için annesi tarafından büyütülmüştür.
1914 yılında İstanbul Karagümrük’te doğan Ferruh Başağa İlköğrenimine İstanbul'da Ayastefanoz İlkokulu’nda başlamış, daha sonra Kumkapı’da Fransız Frerler Kolejine devam etmiştir.[2] İlköğrenimini bitirdikten sonra 1922 yılında Bosnalı olan ailesiyle birlikte Saraybosna’ya taşınmış ve burada Teknik Okul’un Elektro-mekanik bölümünden mezun olmuştur.[3] Daha sonra ailesi ile tekrar yurda dönen Ferruh Başağa Teknik lise mezunu olarak yurda döndüğünde bir yıl süre ile Beşiktaş 'taki Nuri Demirağ'a ait Uçak Fabrikası'nda çalışmıştır. [4]O sıralarda şimdiki adı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan dönemin Güzel Sanatlar Akademisi resim bölümüne öğrenci olarak kaydolur. 1936 Önce Nazmi Ziya Güran atölyesinde[5], daha sonra Léopold-Lévy atölyesinde resim eğitimini sürdürmüştür.
Dört yıl boyunca Zeki Kocamemi, Nazmi Ziya Güran ve Leopold Levy'nin öğrencisi olarak bu okulda öğrenim gördü. [6] Bu okuldan 1940 yılında birincilikle mezu..............
Fethi Karakaş
1 Eser
Fethi Karakaş (d. 1916 İstanbul – ö. 1977) Türk ressam ve gravür sanatçısı.
İstanbul’da doğan sanatçının evlerinden biri Feriköy'de, diğeri de Beşiktaş'taydı. İlköğreniminden sonra girdiği Galatasaray Lisesi’nde yatılı okul öğrencisi olarak öğrenim görüyordu. Galatasaray Lisesi'nin 9. sınıfındayken bir rahatsızlık geçirmiş 1934 yılında geçirdiği kalp krizinin ardından doktorların tavsiyesi üzerine okulu terk etmek zorunda kalmıştı.[1] Okulu terk ettiğinde henüz 9. sınıf öğrencisi idi. Bunun üzerine ilgi duyduğu resim çalışmalarına evinde sürdürmeye başlamıştı. [2] Bir yıl sonra şimdiki adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan dönemin İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne misafir öğrenci olarak girdi. Akademide Nazmi Ziya Güran , Leopold Levy ve asistanları Zeki Kocamemi ile Cemal Tollu ’dan resim, Gravür atölyesinde ise 1940 yılı başında Sabri Berkel’den gravür dersleri aldı. 1946 yılına değin Levy ile asistanları Zeki Kocamemi ile Cemal Tollu yanında öğrenim gördü. Aşırı tarzlara yönelmeyen, öğrencilerini akademik kurallarla boğmayan, batıda ortaya çıkan moda resim akımlarının ...............
Fevri
1 Eser
( d.? (ö. 978/1571) Osmanlı müderrisi âlim, şair ve hattat .
Fevri, Hırvat asıllı hıristiyan bir aileye mensup olarak Arnavutluk’un Adriyatik kıyısında bir liman şehri olan Draç’ta doğmuştur. [1]Doğum tarihi kesin olmamakla birlikte Kâtip Çelebi onun doğum tarihini 1531 olarak göstermiştir. [2]
Küçük yaşta devşirme usulüyle İstanbul’a gelmiş ve on yedi yaşında iken Müslüman olmuş ve Ahmet ismini almıştır. Devrin kaynakları “henüz çocukken bir gece rüyasında Muhyiddin İbnü’l-Arabî’yi gördüğünü onun telkinleri ile Müslüman olduğunu yazmaktadır. “[3]
Süreyya beye göre Ferhad Paşa’nın kethüdası Pulad’ın himayesinde tahsile başladı. Pulad’ın ölümünden sonra kardeşi Cafer Kethüdâ’nın himayesine girdi. Efendisi tarafından Rumeli Beylerbeyi Lutfi Paşa’ya hediye edilen Fevrî paşaya sunduğu “sûsen” redifli kaside İle hürriyetine kavuştu. Devrin tezkirecilerinden Latîfi ve Hasan Çelebi onun şair Lâmiî’nin dedesi Defterdar Nakkaş Ati Ç...................
Feyhaman Duran
1 Eser
Feyhaman Duran
(d. 1886, Kadıköy, İstanbul, Türkiye - ö. 6 Mayıs 1970 -İstanbul), Çallı Kuşağı Türk portre ressamı ve hattat.
Asıl ve tam adı İbrahim Müslühiddin Feyhaman Duran'dır. Türk Resim Sanatı'nda, Atatürk ve İnönü portreleriyle ülkemizdeki portre sanatının ilk ve en önemli temsilcisi dir.[1]
Babası, eski adı “Rüsamat Emaneti” olan gümrükler memuru Şair Süleyman Hayri Bey’dir. Annesi ise
Kayseri’nin Tavalsun Karyesi eşrafından Kaymakam Kürt Abdülkadir Efendi ile Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın sülalesinden gelen Fatma Hanım’dır.[2] Büyük kayınpederi ise ünlü hattat Yahya Hilmi Efendidir.[3] Anne ve babasını kaybettikten sonra Dedesi Duran Çavuş onu yetiştirmiştir.
1886’da İstanbul-Kadıköy’de Osmanağa Mahallesi’nde dünyaya gelmiştir. Feyhaman Duran'ın, annesi o henüz altı yaşında iken vefat etmiş ama ölmeden..............
Feyzi Halıcı
1 Eser
Feyzi Halıcı (1924, Konya - 9 Ekim 2017, İstanbul), şair, antolog, Konya Âşıkları Bayramı ile birlikte pek çok kalıcı organizasyon ve derneklerin kurucusu, kültürel organizatör, siyasetçi.
Feyzi Halıcı, 1924 yılında Konya'da dünyaya geldi. Erzurumlu bir ailenin çocuğu olan şair, Konya’da Mevlâna türbesinin yanındaki Celâl sokağında doğdu. Babası halı tüccarı olan Feyzi Halıcı çocukluk yıllarını ailesinin katkılarıyla; ney sesleriyle, müzikle, mutluluk dolu bir ortamda geçirdi. [1] Şiire ve müziğe meraklı varlıklı bir adam olan babasının sayesinde hem şair hem de Konya kültürü için çok ehemmiyetli ve kalıcı kültürel teşkilatlanmalar kuran bir organizatör olması da bu sayede olacaktı. Soyadını babası ve kendi mesleği olan "Halıcı" olarak seçti. İlkokuldayken babasının halı mağazasına gelen Konyalı tanınmış Âşık Mehmet Ağa'yı (Yakıcı) dinleyerek Halk şiirine ve ozanlarına olan ilgisini kazandı..........
Fıtnat Hanım
10 Eser
Fitnat Hanım (ö. 1194/1780)
Şöhretine, tanınmış bir aileden gelmesine rağmen hayatı hakkında çok az bir bilgi vardır.
Lehcetü’l-lugāt ve Atrabü’l-âsâr adlı eserlerinin sahibi Şeyhülislâm Mehmed Esad Efendi’nin (ö. 1166/1753) kızıdır. Annesi ise Şeyhülislâm Mirzazâde Şeyh Mehmed’in kızı Hatice Hanım’dır. [1] Beş şeyhülislâm yetiştirmiş Ebûishakzâdeler diye anılan çok kültürlü bir aile ve çevresinde yetişen Fitnat Hanım’in tam adı Şerife Emetullah Fıtnat’tır.[2]
Anne ve Baba tarafından da pek çok şeyhülislam, kazasker, kadı ve müderris yetiştiren iki aileden gelen Fitnat Hanım, ebetteki çok yüksek bir eğitim görmüş, Arapça, Farsça ve Osmanlıcayı mükemmel öğrenmiştir. Bu husus yazmış olduğu divançesinden de belli olmaktadır.
Tahminen (1723-24) ten sonra doğmuş olabileceği ileri sürülen Fitnat Hanım, Şeyyid Feyzullah Efendi ailesinden ve ilmiye sınıfına mensup bir adam olan Derviş Mehmed Efendi ile evlenmiştir.
Edebiyat tarihimizde Fitnat’ın kocası Derviş Mehmet Efendi ile olan evliliğinde pek mesut yaşamadığına dair intibalar bırakan çok sayıda imalı yazı vardır. Buna rağmen Ömer Faruk Akün’ün belirttiğine göre Fitnat Hanım’ın şiirlerinde böyle bir intiba bırakacak ibareler bulanmamaktadır...................
Figânî
12 Eser
1505'de doğup 1532'de öldüğü , idam edildiği sanılmaktadır.
Divan şâiri. Trabzon’da doğdu. Asıl adı Ramazan Çelebi’dir. Babasının adının Abdullah olduğu yalnızca Hediyyetü’l ârifîn’de belirtmiştir.[1] Doğum yerinin ve yılının bilinmemesine karşın Âşık Çelebi “piramen-i kuh-ı Gürcistan’da diyar-ı Ermen’den şehr-i Dırabzındandur” şeklindeki söylemiyle şâirin doğduğu yerle ilgili geniş bir coğrafyayı işaret etse de, öteki bütün kaynaklar, sadece Trabzonlu olduğunu söylemekle yetinmişlerdir. Şâir, Âşık Çelebi’ye göre kısa bir medrese eğitimi görmüştür[2] Asıl adı Ramazan olan şair, ilk şiirlerinde Hüseynî mahlasını kullanmış en sonunda Fiğani mahlasında karar kılmıştır. Kanuni döneminde yaşayan 16 yy divan şairi Fiğani ününü Sûriyye kasidesi adlı kaside ile kazanmıştır. Süriyye kasidesi ise Kanuni’nin şehzadelerinin sünneti nedeniyle yazdığı bir kasidedir.
Genç yaşta İstanbul’a gelip kâtiplik yaptığı, iyi bir öğrenim gördüğü, hekimlik bilgisinin bulunduğu sanılmaktadır.[3] Hekimlik öğrenimini İsfahan’da Kazvinli Şah Mehmed’in yanında gördüğü düşünülür[4]]Bütün çabalarına rağmen Kanunî Sultan Süleyman’a yaklaşamamıştır. Şiirlerinde sürekli olarak maddi sıkıntıları işlemiş olmasından dolayı devrinde yaşadığı devlet adamlarından çok fazla i........................
Fikret Arıt
1 Eser
Fikret Arıt
Doğum ve Ölüm Tarihi 1918- ö. 1987, İstanbul.
Romancı senarist, yazar
Karadeniz Ereğlisi’nde doğdu. Annesi Yaşar Hanım babası ise kömür tüccarı İzzet Arıt’tır. Sinema yönetmeni Temel Karamahmut’un yeğeni ve yazar Aydın Arıt'ın ise amcasıdır.[1]
İstanbul Amerikan Robert Kolejinin orta bölümünü bitirdikten sonra, bir süre banka ve seyahat acentesi memurluğu, çevirmenlik yaptı. Çeşitli basın kuruluşlarında çalıştı. Memurluk, ticaret kömür işleri yaptı. Bir ara filmcilik işlerine de girdi. “ Kızımla Beraber Ağladık –“ (1955) Meçhul Kadın 1955, filmlerinde oynadı. Çeşitli filmlerin senaryolarının yazımında katkıda bulundu. [2] Film işlerinde çevirmenlik yaptı.......................
Fikret Muallâ Saygı
1 Eser
Fikret Muallâ Saygı
Fikret Muallâ Saygı ( D. T,N 1903; Moda, Kadıköy, Ö.T. , İstanbul - 1967, Reillanne), Bohem yaşam resimleri, sanatı ve yaşama biçimiyle adını duyuran Türk Ressamıdır.
HAYATI
1903 yılında İstanbul 'un Moda semtinde doğdu. Babası, Düyun-u Umumiye ikinci müdürü Ekrem Bey (Mehmet Ekrem Mualla Saygı) annesi Emine Nevber Hanım’dır. [1] Aile, devlet memurlarının maaş alamadıkları bir dönemde, bolluk içinde yaşıyordu. Aile kendilerine kız bir çocuk beklediği için doğacak olan çocuklarına ismi önceden belirlemiş ve muallâ olacak diye karar vermişlerdi. Fakat Fikret Mualla bir kız olarak değil bir erkek olarak doğdu. Ailesi Tevfik Fikret’e olan sevgilerinden dolayı adına Fikret'i ilave etti. [2]
Annesi onu bir kız gibi büyütüyor, saçlarını uzatıyor, kız gibi giydiriyordu. Annesinin bu davranışları karakterinde derin yaralar açacak, ilerideki hayatında................
Filibeli Dervişzade Abdurrahman Vecdi
27 Eser
Vecdî, Filibeli Dervişzâde Abdurrahman
(
d.?/?-ö.1008/1599)
Türk Edebiyatında Vecdî mahlaslı çok sayıda şair vardır. Yazımızın konusu olan Vecdi ise önceleri “ Bezmî” mahlasını kullanan daha sonra Âşık çelebi tarafından” Vecdî “mahlası verilen Kâdî Dervîş Çelebi’nin oğlu olduğu için Dervişzade olarak da anılan Filibeli Abdurrahman Vecdî’dir.
Âşık Çelebi, Bezmî mahlasıyla kaydettiği şair hakkında: “Filibeli Kâdî Dervîş Çelebi'nüñ oglıdur. Fâ’ikü’l-akrân ve sâhib-i fehm ü iz’ândur, şi’re dahı hayli kâbiliyyeti ve her vasf u ta’rîfe mahalliyeti oldugı.” [1] Şeklinde bir bilgi vermiş, babasının adını kaydederken, şair ise önceleri Bezmi mahlasını kullanırken, Âşık Çelebi’nin önermesi ile Vecdi mahlasını kullanmaya başladığını ifade etmiştir. [2] “Bezmî nâmına mahlasdan ferâgat olınup Vecdî olmamuza anlar sebeb olmışdur. Lâkin tezkirelerinde yine Bezmîlikle yazmışdur.” [3]
Vecdi’nin Babası, devrin ileri gelen kadılarından Derviş Çelebi’dir. Doğum tarihi bilinmeyen Vecdî’nin asıl adı Abdurrahman’dır. [4] Vecdî, adının Abdurrahman olduğunu divanında açıkça ifade etmiştir...............
Franz Kafka
5 Eser
Franz Kafka, d.3 Temmuz 1883, ö. Prag – 3 Haziran 1924,
Çekoslovakya’nın da başkenti Prag’da doğan Yahudi kökenli, Varoluşçuluk sanat akımı anlayışına uygun yazan dünya çapında tanınmış bir romancıdır.
3 Temmuz 1883’te Prag’da dünyaya geldi. Almanca konuşan Yahudi kökenli orta halli bir aileydi. Babası küçük çaplı ticari işlerle uğraşan orta halli bir adamdı. Kafka, altı çocuklu bir ailenin ilk ve en büyük çocuğuydu. Yazarın ailesi Prag’a taşınmış ve yazarın tüm hayatı Prag ‘da geçmişti.
Kafka’nın babası otoriter ve baskın mizaçlı biriydi. Annesi ve babası da günün on iki saatini kendiişlerinde geçirmiş olduğundan Kafka, büyük ölçüde yalınız ve içine kapanık bir çocuk olarak büyüdü. Kafka, sert mizaçlı, baskın bir karakter olan babası ile iyi geçinememiş, kendini iyi ifade edemediği için de içine kapanık, karamsar, sorunlu bir ruh haline bürünmüş, sağlıksız bir insan olmuştu. Üstelik kendinden sonra doğan iki erkek kardeşini de çok küçük yaşlarında teker teker kaybetmişti. Bu durum şüphesiz ki onu derinden sarsmıştı. Dindar bir Yahudi aileye sahip olduğu halde Sinagoglara gitmekten hoşlanmıyor, iki kültür arasında bocalayıp duruyordu.
Liseden sonra hukuk eğitimi alıp 1906 yılında Prag Üniversitesi’nde doktora yaparak eğitim hayatını sonlandırdı. Hukuk tahsili gördüğü yıllarda hayatı boyunca dost ve arkadaş olarak kalacağı Hukukçu Max Brod’la dostluk kurup Prag edebiyat çevresine girmeye başlamıştı. Mezuniyeti sonrasında Hukuk alanında doktora yaptığı halde 1907 yılında Assicurazioni Generali şirketinin Prag şubesinde çalışmaya başladı.
1908 yılında İşçi Kaza Sigortası Kurumu’nda çalışmaya, işindeki boş vakitlerinde roman yazmaya başlamıştı. Çalıştığı kurumdaki işi saat 14.00’da bitiyor yazmak için kendine hayli zaman kalıyordu.
Bu sıralarda I. Dünya Savaşı başlamış zayıf, çelimsiz hatta hastalıklı fiziki yapısı nedeni ile askere alınmamıştı. Zaten onu ölüme götürecek olan verem hastalığına yakanlığını 1917 yılında öğrenmişti. Verem nöbetleri artmaya başladığından. 1922 yılında erken emekli olmak ve işinden de ayrılmak zorunda kaldı.
İlk kez 1912’de nişanlandı. 1917 yılında tüberküloz hastalığının başlangıcı nedeniyle ilk nişanlısından ayrılmak zorunda kaldı. İkinci nişanlısından da evli bir kadınla aşk yaşamaya başlaması nedeniyle sonlanmış bu kadın ile olan ilişkisi de 1921’ de bitmişti. 1920'de Kafka, Çek gazeteci ve yazar Milena Jesenská ile arkadaş olmuştu. Milena'ya yazdığı mektuplar ,Milena'ya Mektuplar adıyla yayımlandı.
Bu psikoloji içinde Prag’dan da ayrılıp Berlin’e yerleşmişti. Bir çok kadınla nişanlanan yazar hiç biri ile evlenmemiş en çok da Felice Bauer adlı bir kadınla alakadar olmuştu. Ancak nişanlı olduğu birçok kadının hiç birisi ile de evlenemedi. 1923-24 yılları arasında Berlin’de yaşarken verem hastalığı iyice azıtmıştı. 3 Haziran 1924 günü, Viyana’ya yakın bir yerde olan Kierling Sanatoryumu’nda 41 yaşında öldü.
Yazarın bir kaç eseri sağlığında yayınlanmış, diğerleri ise ölümünden sonra yakın dostu Max Brod tarafından gün yüzüne çıkartılmıştı. Ölmeden evvel basılmayan eserlerinin yakılmasını vasiyet etmiş ancak bu vasiyete uymayan dostu Max Brod, onun el yazması metinler halinde bıraktığı metinleri ailesinden devralarak yayınlattı.
Sağlığında pek tanınmayan bir yazar iken ölümünden sonra tüm dünyanın tanıdığı bir yazar haline geldi.
Eserlerinden bazıları Açlık Sanatçısı” (1924), “Dava” (1925), “Şato” (1926), “Kayıp” [Amerika] (1927), “Çin Seddinin İnşası” (1930), “Babaya Mektup” (1952) .......................
Fuad Bayramoğlu
1 Eser
Fuad Bayramoğlu ((1912 - 1996) Şair, büyükelçi, Dışişleri ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri
Hacı Bayram Dergâhı postnişini Şeyh Tayyib Efendi'nin oğludur. Annesi ise Hüsniye Hanım’dır.[1] Yazarın çocukluk yıllarında babası Şeyh Tayyib Efendi' Ankara Mebusudur.
Hacı Bayram Tarikatı mensupları şeceresine göre “Fuat Bayramoğlu, Hacı Bayram-ı Veli'nin 16. kuşaktan torunudur.” [2] Yazarın çocukluk günleri Milli Mücadele yıllarında Ankara'da ve tekke atmosferinde geçmiştir. 20 Mayıs 1920'de babası ölünce ağabeyi Şemseddin Efendi Hacı Bayram Veli tarikatı postuna Fuat Bayramoğlu'nun ağabeyi Şemseddin Efendi oturmuş ve yazar abisi Şemseddin Efendi tarafından tarafından yetiştirilmiştir. [3]
Darülmuallimin Mektebi'nin Tatbikat Mektebi'ne devam eder. Taş Mektep adlı okulda okumaya başlayan Fuad Bayramoğlu, bu okuldan Menba-ı Füyüzat Mektebi'nin ikinci sınıfına, 1921 yılında da Ankara Sultanisi Kısm-ı İbtidaisi üçüncü sınıfına kaydolur. [4] Taş Mektep diye anılan bu okulda
AHMET MUHİP DRANAS 'la tanışacak ve bu dostluk uzun yıllar sürecektir. Küçük ağabeyi Reşat'ın Hukuk Fakültesi'ne yazılması üzerine İstanbul’a taşınırlar ve ilkokul diplomasını Pertevniyal Valide Sultan ilk mektebinden alır. Davut Paşa orta mektebinde okuyorken abisinin Hukuk Fakültesini bitirmesi üzerine Ankara’ya dönerler. Ankara Lisesinde ilkokul arkadaşı Ahmet Muhip' le tekrar.............