Yazarlar
Sadullah Paşa
2 Eser
Sadullah Paşa
1838’de Erzurum’da doğan Sadullah Paşa’nın babası çeşitli illerde valilik yapmış İkinci Mahmut döneminin ünlü vezirlerinden Esat Muhlis Paşa’dır.
Sadullah Paşa, 1838 yılında Erzurum’da dünyaya gelmiştir. Tam adı Sadullah Rami’dir.[1] Babasının paşalığı sayesinde oldukça İyi bir eğitim gören Sadullah Paşa, özel dersler alarak Arapça, Farsça ve Fransızca dillerini öğrenmiş, Fransız ve Doğu edebiyatları üzerine özel öğrenim görmüştür. İstanbul’a geldiklerinde özel öğrenime devam ettirilen Sadullah Paşa öğrenimini İstanbul’da “Darülmaarif” adlı okulda sürdürmüştür. İyi bir tahsil gören Sadullah Paşa Okulu Darülmaarif’ten ve özel hocalardan Arapça, Farsça, Fıkıh, Akaid, Tabiiyye, Kimyâ ve Fransızca [2] dersleri alır. Ayrıca yine özel hocalardan Fransız ve Doğu edebiyatı üzerinde özel dersler de görmüştür. Bu tahsili sayesinde devlet kademelerinde hızla yükselmiş Büyükelçiliğe ve vezirliğe kadar yükselmiş bir edebiyatçı olmuştur........................
Safveti Ziya
1 Eser
Safveti Ziya
Safveti Ziya (d. 1875, İstanbul - ö. 1929, İstanbul) Türk Roman, Tiyatro ve Hikaye yazarı. Servet-i Fünun topluluğunun öne çıkan isimlerinden biridir.[1]
İstanbul ’da doğdu. 1892'de O zamanlardaki adı Galatasaray Sultanisi olan Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. Hariciye Nezareti ( Dışişleri Bakanlığı)'nde kâtiplik bölümünde ve Hariciye Nezareti’nde hariciye protokol şefi ve teşrifat genel müdürü olarak çalıştı. Anadolu Şimendiferleri Neşriyat müdürlüğünde görev aldı. 1911 yılında kız kardeşi Behice Ziya ile birlikte Ziya adlı bir dergi çıkardı. Bir süre Danıştay üyeliği yaptı. 1929'da Prag elçiliğine atandı. Ancak göreve başlamadan kısa bir süre önce İstanbul Büyükada'da Yat Kulübü’nde verilen bir baloda kalp krizinden öldüğü için bu göre başlayamadı
Edebiyat hayatına dönemin Servet-i Fünun dergisinde hikâyeler yayımlayarak başladı. Bu dergide yayımlanan ilk hikâyesi “ Onların Ruhu” dur. ( 1896) [2] . Aynı dergide “Hanım Mektupları” adlı öyküleri ile ilgi uyandırdı. İlk romanı olan “Salon Köşelerinde” de yine bu dergide 1898'de tefrika edildi. Salon Köşelerinde 1898.....................
Said Emre
1 Eser
Hacı Bektâş-ı Velî’ye mensup Molla Sadeddin adı ile de bilinen 14. YY sûfî ve şair.
Said Emre’ nin asıl adı Sadettin’dir. Menakıpnameye göre ona Said adını Hacı Bektaş-ı Velî vermiştir. Molla Sadeddin veya diğer adı ile Said Emre, Hacı Bektaş'ın "Makalat (Sözler)" adlı yapıtını Arapçadan Türkçeye nesir olarak çevirmekle ün kazanan, bazı şiirleri Yunus Emre ile karışmış olan, Yunus’a hayran Hacı Bektaşi Veli’ye de intisap etmiş olan bir sofi ve şairdir.
Said Emre hakkında ilk araştırmayı, M. Fuad Köprülü yapmış, Köprülü, Said Emre’nin varlığından, Alman bilim adamı Prof. Hellmut Ritter vasıtasıyla haberdar olmuştur. Prof. Ritter, Yunus Emre’ nin 98 şiirini 14. yüzyıla ait eski bir cönkün (risâle) sonunda bulmuş ve bu cönkte “Said” mahlaslı 15 şiirin olduğunu fark ederek, Köprülü’yü haberdar etmiştir. Köprülü ilgili çalışmalarında Said Emre'yi Yunus'un izinden giden şairler arasında göstermiştir. Nitekim onun birçok şiirinin Yunus Emre şiirleri ile .............
Saim Bugay
0 Eser
Saim Bugay
Saim Bugay , 20 Şubat 1934’te Mersin’de ud, keman çalan bir annenin ve memur bir babanın İkinci çocuğu olarak dünyaya geldi. İki buçuk yaşındayken, ailesiyle birlikte Ankara’ya göçtü. Çocukluğu; bulduğu bıçakları, çakıları bileyip, onlarla tebeşirleri, tahtaları yontarak geçti. Durmaksızın desenler çizdi. Bunlar onun sanatçı kimliğinin ilk işaretleri oldu. İlkokuldan sonra, aile İstanbul’a taşınınca liseyi Ticaret Lisesinde, üniversiteyi Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulunda okudu. Yüksek Ticaret’te hocası Faruk Morel, onu Zühtü Mürüdoğlu’na Akademi’ye gönderdi. Mürüdoğlu’nun ısrarıyla Akademi sınavlarına girdi, birinci olarak kazandı. [1]Genç yaşta evlendi. Ailesini geçindirmek için bir muhasebe bürosu açtı ve orada çalıştı. Aynı yıllarda, ülkenin entelektüel ikliminden etkilenerek siyasal tutumunu da belirledi. 1953 yılında yürütülen Komünist Partisi davasında sanık oldu. 6 aylık tutukluluk döneminden sonra beraat ederek serbest kaldı. Çizdiği desenler ve yaptığı heykeller dikkati çekince,1962 yılında, Zühdü Mürüdoğlu’nun önerisiyle Akademiye girdi. Mürüdoğlu.................
Saim Özeren
0 Eser
Saim Özeren'in diğer bir adı da Saim Mustafa'dır. Öğrenim görürken Saim adlı bir başka öğrencinin daha olması sebebiyle arkadaşları onu ayırt etmek için Büyük Saim diye de hitap etmişlerdir.
( 1900 – 1964 )1900 İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Sanayi Nefise Mektebi’ne girdi. İbrahim Çallı’nın en gözde öğrencisiydi. Çallı kuşağından sonra yetişen ilk Türk ressamlarından birisidir.
Mahmut Cûda'nın ‘‘Boğulan nice büyük istidadı o temsil etti'' dediği Saim Özeren'in sanat yaşamı büyük hayal kırıklıklarıyla dolu olarak geçmiştir. 1915'te girdiği sanılan Sanayi-i Nefise Mektebi'nde (Güzel Sanatlar Akademisi) İbrahim Çallı'nın ilk öğrencileri arasında yer almıştır. .................
Sait Faik Abasıyanık
62 Eser
Sait Faik Abasıyanık
Sait Faik Abasıyanık (d. Adapazarı, 18 Kasım 1906 - ö. İstanbul 11 Mayıs 1954) durum ve kesit hikâyeciliği de denilen Çehov tarzı öykü tekniğinin Türk Edebiyatındaki en önemli temsilcisi olan Türk hikâyecisidir.
Sait Faik Abasıyanık 18 Kasım 1906 Pazar günü [1]Adapazarı'nda dedesi Seyit Efendi’nin Semerciler Mahallesinde bulunan [2]evinde dünyaya gelmişti. Kimi kaynaklar doğum gününü- 18- 22 ve 23 Kasım 1906 olarak göstermiştir. [3] Ailesi doğduğunda ona Mehmet Sait adını vermiş fakat o Mehmet adını atıp babasının adını da adına ekleyerek kendisine Sait Faik adını almıştı.
Sait Faik’in dedesi Seyit Ağa, Adapazarı'nda bir kahve işleten bir adamdı.[4] Babası ise önceleri tahrirat kâtipliği görevinde bulunmuş, Kurtuluş Savaşı yıllarında bir yıl Adapazarı'nda belediye başkanlığı yapmış[5], bu görevi yüzünden İstiklal Madalyası da almıştı. [6], Babası daha sonra kereste ve ceviz kütüğü ticareti yapmış olan Mehmet Faik Bey’di. Bu aile Adapazarı'nda Abasızzadeler, ya da Abasızoğulları [7]olarak anılmaktaydı. Sait Faik’in amcası Ahmet Faik de önce Adapazarı'nda belediye başkanlığı yapmış, daha sonra da Adapazarı milletvekili olan biriydi….
Sâkıb Kâtibzâde Mustafa
1 Eser
İstanbul’da doğdu. Asıl adı Mustafa’dır. [1]
Babası reisülküttap kaleminde kâtip olduğundan “Kâtib-zâde” diye anılmıştır. Dîvân-ı hümayun kalemlerinde yetişti. Hat dersleri de alarak Hâce-zâde Mehmed Efendi’den de hüsn-i hat dersi alarak hattat oldu. [2] Babası gibi reisülküttap kaleminde kâtiplik yaptı. Kâtiplik dışında yazı ve inşası güzel olduğundan divan kâtipliğinde de bulundu. [3]
Dulkadirli Türkmenlerine bağlı Tâcirlü ve diğer aşiretlerin te’dibi ile görevlendirilen Maraş beylerbeyi Mustafa Paşa’nın dîvan kâtipliğini yaptı. Muhtemelen onunla birlikte Maraş’a da gitti. . Eflak ve Boğdan’da da dîvan efendisi olarak bulundu. [4]
İstanbul’da 1129/1716-17 tarihinde vefat etmiştir .(Müstakîmzâde...................
Salah Birsel
4 Eser
Salah Birsel
Salah Birsel
(d. Bandırma 14 Kasım 1919 / ö. İstanbul' 10 Mart 1999) Yazar, şair, devlet memuru
1919'da Balıkesir'in Bandırma ilçesinde doğmuş 1999 yılında İstanbul'da yaşamını yitirmiştir. Babası, üzüm tüccarı Hafız Talat Bey'dir. Yazarın asıl adı Ahmet Selahattin’dir. [1] Tiyatro oyuncusu Jale Birsel onun eşi olmaktadır.
Öğrenimine Saint-Polycarpe Fransız İlkokulu’nda başlamış, Ortaöğrenimini İzmir'de Saint Joseph Fransız Okulunda tamamlar. 1934'te Devlet Bakalorya sınavını kazanarak İzmir Lisesi'ne girer ve İzmir Erkek Lisesi'nden mezun olur. Edebiyat dünyasına dâhil oluşu ortaokul lise yılarına dayanmaktadır. İlk şiiri ( 21. Sayı Aralık) 1937 yılında Gündüz Dergisinde çıkar.[2] 1937'de hukuk öğrenimi için İstanbul Üniversites
Salah Birsel
0 Eser
Salah Birsel (1919-1999)
Başka bir hayat yaşamak istemezdim. Benim yaptığım şey sanata ve edebiyata kendi yaşamımdan fazla değer vermektir."
(d. Bandırma 14 Kasım 1919 / ö. İstanbul' 10 Mart 1999) Yazar, şair, devlet memuru
1919'da Balıkesir'in Bandırma ilçesinde doğmuş 1999 yılında İstanbul'da yaşamını yitirmiştir. Babası, üzüm tüccarı Hafız Talat Bey'dir. Yazarın asıl adı Ahmet Selahattin’dir. [1] Tiyatro oyuncusu Jale Birsel onun eşi olmaktadır.
Öğrenimine Saint-Polycarpe Fransız İlkokulu’nda başlamış, Ortaöğrenimini İzmir'de Saint Joseph Fransız Okulunda tamamlar. 1934'te Devlet Bakalorya sınavını kazanarak İzmir Lisesi'ne girer ve İzmir Erkek Lisesi'nden mezun olur. Edebiyat dünyasına dâhil oluşu ortaokul lise yılarına dayanmaktadır. İlk şiiri ( 21. Sayı Aralık) 1937 yılında Gündüz Dergisinde çıkar.[2] 1937'de hukuk öğrenimi için İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girmiştir. Öğrenimine devam ederken Sümerbank'ta memurluk yapmaya başlar, fakat kısa bir süre sonr
Salih Zeki Aktay
1 Eser
Salih Zeki Aktay
( d. 1896, Şarkîkaraağaç, Isparta, Türkiye –ö. 1971, İstanbul)
Şair, Yazar, Öğretmen, Kütüphaneci
1896 yılında Isparta’nın Şarkikaraağaç kasabasında doğdu. Salih Zeki’nin babası Mehmet Hilmi, Ağalar ailesinden Salih Ağa’nın oğlu ve Ahmet Rüştü’nün torunudur. [1] Annesi ise Hadimîlerden Mehmet Said’in kızıdır
İlköğrenimini Şarkikaraağaçta’ta okumuştur. Ortaöğrenimini ise Konya İdadisinde tamamlar. (1914). Konya Lisesinde tarih dersinde Yunan Tarihine ilgi duymuş, Yunan tarihine ve mitolojisine sevgisi bu şekilde başlamıştır. [2] “Lisedeki ilk tarih dersinde Yunan tarihi işlenir. Dersi anlatan kişi –aynı zamanda okulda velisi olan – halasının oğlu Şükrü SİNDEL’dir. “ [3] Salih Zeki’nin Yunan tarihine ve mitlerine olan ilgisi işte böyle başlamıştır.
Lise yıllarında Yunan kültürünü anlamak için Fransızca öğrenmiş 1914 yılında liseden mezun olmuştur. Fransızcayı öğrenmesi onun pek çok çeviri yapmasına da vesile olacaktır.
Askerliğini I. Dünya Savaşı’nda Harbiye Nezaretinde yapar. Afyon Ticaret Lisesinde müdür olarak göreve başlar. Daha sonra İstanbul’a yerleşen Salih Zeki’nin kız kardeşi Nuriye istemediği bir evlilikten hamile kaldığı için intihar eder ve Nuriye, Salih Zeki’nin kolları arasında can verir. Bu olaydan sonra annesine ve hayata küsmeye başlar. [4]
Salih Zeki, İstanbul’da Kadıköy, Kabataş, Bezm-i Âlem Kız Lisesinde öğretmenlik yapar. 1925 yılında Muadile Hanım’la evlenir. Bu evliliğinden bir kız sa.............
Samed Behrengi
3 Eser
Samed Behrengi ( 24 Haziran 1939, Tebriz - 31 Ağustos 1967, Aras Nehri), Güney Azerbaycan Türkü, öğretmen, masal derlemecisi ve öykü yazarıdır.
“Bir gün ister istemez ölümle karşılaşacağım; bu önemli değil. Önemli olan benim yaşamamın veya ölümümün başkalarının yaşamını nasıl etkileyeceği..”
İranlı azeri yazar (Tebriz 1939 - Aras 1968). 1939'da İran Azerbaycan'ı Tebriz kentinde Çerendab mahallesinde dünyaya gelen Babasının adı İzzet, annesinin adı Sâra olan bir Azerbaycan Türkü’dür. İlkokulu bitirdikten sonra Tebriz'deki "Debîristân-i Terbiyet" ve "Dânişserâ-yi âlî" adlı öğretmen okullarında okumuş İlkokul öğretmenidir.
İran’ın birçok köyünde dolaşa dolaşa öğretmenlik yaparken Tebriz Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde gece derslerine de devam etmiş, Azeri halk edebiyatını inceleyerek derlemeler yapmıştır. Alegorik masal ve öyküler yazmış, derlediği halk edebiyatı ürünlerini kendi kalemi ile düzenlemiştir. Güney Azerbaycan’daki halk masallarını toplayarak Azerî Türkçesi ve Farsça yeniden kaleme almıştır.
Yazarın en kıymetli eserlerinden birisi olan Küçük Kara Balık bir masal kitabı olmanın ötesinde, adalet, eşitlik, sorgulama ve direnme gibi temaları işlemekteki başarısı ile dikkat çekmiş; bu temalar siyasi açıdan endişe verici bulunduğu için, İran'da halen okunması yasaklı kitaplar listesindedir. Daha ilginç olanı ise Küçük Kara Balık adlı romanın 12 Eylül Darbesi ile Türkiye'de yasaklanmış olmasıdır.
Küçük Kara Balık, adlı eseri yanı sıra “Bir Şeftali Bin Şeftali” adlı eseri de dünyanın birçok diline çevrilmiş, alegorik bir yöntemle Şahlığa ve baskıcı idarelere, diktatörlüğe muhalif bir tutum gösterdiği için ülkesinde dışlanmış ancak 6. Bratislava ve Bolonga Dünya Çocuk Kitapları Fuarlarında ödül almış bir yazardır.
Eserlerinde toplumsal ve siyasi eleştiriye ağırlık vermesi nedeniyle İran gizli polisi Savak tarafından izlenmiş, Şah Rıza Pehlevi döneminde sakıncalı bir yazar olarak görülmüştür. 29 yaşında iken Aras ırmağında boğularak öldürülmesi nedeni ile Şahlık idaresinin İstihbarat örgütü Savak sorumlu tutulmuştur.
1967 yılında ve henüz 29 yaşında iken öldürülen, çok genç yaşında ölmesine rağmen çok sayıda eser bırakan, çok büyük bir gelecek vaat eden Behrengi’nin öldürülmesi hem Güney Azerbaycan, hem de Türk dünyası için çok büyük bir kayıp olmuştur. Samed Behrengi’nin mezarı Güney Azerbaycan Türklerinin yoğun olarak yaşadığı Tebriz'dedir.
ESERLERİ
Bir Vardı Bir Yoktu
Bir Şeftali Bin Şeftali
Küçük Kara Balık
Yıldız ve konuşan Bebek
Yıldız'ın Kargaları
Pancarcı Çocuk
Kel Güvercinci
Ulduz ve Kargalar
Bir Günlük Düş ve Gerçek
Köroğlu Geliyor
Püsküllü Deve
Sevgi Masalı
Bir Aşk Masalı
Ah Masalı
İnatçı kediler
Beyaz diş
Samet Ağaoğlu
1 Eser
Samet Ağaoğlu,
Samet Ağaoğlu, (d. 1909, Bakü - ö. 6 Ağustos 1982, İstanbul), Türk yazar, hikâyeci romancı ve siyasetçi.
Azerbaycan'dan Türkiye'ye göç eden bir ailenin evladı olan Ağaoğlu beş çocuklu ailenin dördüncü çocuğu olarak 1909 ‘da Karabağ’da doğdu. Babası Ahmet Ağaoğlu, Azerbaycan’dan Avrupa’ya giderek tahsil görmüş[1] ,[2] Karabağ’ lı bir yazardır. Yazarın babası Ahmet Ağaoğlu; küçükken Farsça, Arapça ve Rusçayı öğrenmiş, Liseden sonra önce Petersburg’a, sonrasında Paris’e giderek yurtdışında hukuk tahsili görmüş, Meşrutiyet ve Cumhuriyet devirlerinin ünlü siyasetçisi Türkçü ve Turancı Atatürk’e bağlı bir milli mücadeleci olmuştu.
Annesi ise dindar okuma yazma bilen Sitare Hanım’dır. [3] Samet Ağaoğlu bir yazısında anne ve babasından şu şekilde söz eder. “ Annemin okuyup yazmaktan başka tahsili yoktu. Fakat eski, asil bir Azerî ailesinin maddî, manevî zenginliği içinde inkişaf eden ince zekâsının, hassas ruhunun yarattığı romantik mizacı, bir halk adamı olan babamın hırçın, asabî, müsamahasız zekâ ve karakteri ile durmadan çarpıştı. Bu zekâ ve karakterin kaba taraflarını silerek Ağaoğlu ailesinin toplum içindeki yerini almasına en büyük yardımı yaptı. Babamın düşmanları bile bu kadının karşısında kinlerini, hasetlerini unutmak, hiç değilse göstermemek mecburiyetini duydular.” [4] Samet Ağaoğlu’nun kardeşleri Süreyya, Tezer, Abdurrahman ve Gültekin’dir. Beşir adlı bir kardeşi ise Samet Ağaoğlu henüz iki yaşında bile değilken ölmüştür...........................
Sami Yetik
1 Eser
Sami Yetik
(d. 1878 İstanbul ö. 1945 Türk Ressam
Sami Yetik 1878’de İstanbul ‘a doğdu. Babası Asmaaltı Tüccarlarından Hacı Raşift Efendi’dir.[1]
İlköğrenimini Şehzadebaşı Taş Mektep’te tamamladı. Çiçek Pazarı Rüştiyesi’nden sonra, Mülkiye İdadi’sinden, Kuleli Askeri İdadi’si (Kuleli Askeri Lisesi)’ne geçti. Resme olan ilgisi Kuleli Askeri İdadi’sine gelene kadar beğeni düzeyinde iken; Kuleli Askeri Lisesi’nde, arkadaşı Mehmet Ali Laga’nın tutku derecesinde resimler yapması üzerine o da resim yapma yönünde motive oldu. O dönemde Kuleli Askeri Lisesinde öğretmenlik yapan Osman Nuri Paşa, onun resim konusundaki yeteneğini fark etmiş ve onu ressamlık konusunda teşvik etmişti. [2] Hocasının bu teşviki ise onun motivasyonunu arttırdı. Böylece Kuleli’den sonra 1896 yılında girdiği Harbiye Mektebi’nde Hoca Ali Rıza ’nın öğrencisi oldu.[3]1898’deki Harbiye mezuniyetinden sonraki dönemd..............
Sâmiha Ayverdi
3 Eser
Sâmiha Ayverdi
Sâmiha Ayverdi (d. 25 Kasım 1905, İstanbul - ö. 22 Mart 1993, İstanbul), mütefekkir ve mutasavvıf kadın yazarımız.
Roman, hikâye, hatıra, makale ve inceleme türünde eserler veren Rufailik tarikatı şeyhi Kenan Rufai’nin öğrencisi ve müridi olan kadın yazarımızdır.
Piyade Kaymakamı (Yarbay) İsmail Hakkı Bey ile Fatma Meliha Hanım’ın kızı olarak 1905 yılında Dünya’ya gelmişti. Annesinin soyu türbesi Macaristan’da kalan Gül Baba’ya, babasının soyu ise Ramazanoğlularına dayanır. ( Kırzıoğlu, Banıçiçek (1990). Sâmiha Ayverdi: Hayatı - Eserleri. Yayımlanmamış Doktora Tezi. Erzurum: Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı./ DOÇ. DR. MEHMET SAMSAKÇI, http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/ayverdi-samih). Sâmiha Ayverdi, mimar ve tarihçi yazar Ekrem Hakkı Ayverdi'nin kız kardeşidir. “İlk tahsilini aile çevresi içerisinde yapmış, Anneannesi Hâlet Hanım, onun şifahi kültür ve tarih şuuru kazanmasında, Dedesi ise ciddiyet, dürüstlük, az konuşma gibi değerler noktasında ona örnek olmuştur. Evleri de devrin seçkin bilim ve sanat adamlarının gelip gittiği bir yerdir. Bu ortamın da onun yetişmesinde tesiri olduğu muhakkaktır. “ .....
Samim Kocagöz
5 Eser
Samim Kocagöz ( d.13 Şubat 1916'da Aydın'ın Söke, ö.5 Eylül 1993'te İzmir ) Sosyal gerçekçi roman ve öykü yazarı, öğretmen.
Asıl adı Hasan Samim Kocagöz'dür. Babası tarafından ataları, İstanbul'dan Söke'ye Sancak Beyi İlyasoğlu'nun yanına müsellim olarak gönderilen üç kardeşten Kocagözlü olarak anılan Mehmet Efendi’den gelmektedir. Samim Kocagöz’ün dedesi Çakırcalı Ahmet Ağa, babası ise dedesinin en büyük oğlu Şükrü Bey’dir (1887-1954). Samim Kocagöz'ün annesi Vahide Hanım ise (1901-1964), şair NEDİM ’in çağdaşı ve devrinin şairler sultanı Osmanzâde Taip’e dayanan İzmir eşraflarından Osmanzadeler sülalesine dayanır [1]]
13 Şubat 1916'da Aydın'ın Söke ilçesinde doğan Samim Kocagöz, Vahide Hanım ve Şükrü Kocagöz çiftinin beş çocuğundan biri [2] Ferzan ve Halil Kocagöz’ün ağabeyleridir.[3] Samim Kocagöz, Ferzan Gürel ve Halil Kocagöz, edebiyat dünyamızda isim yapmış üç değerli kalemdir. Sanatsever bir aileden gelen Kocagözler pek çok yazar şair ve ressam yetiştirmiştir. Ressam Ziya Gürel, Samim Kocagöz’ü.......................
Samipaşazade Sezai
3 Eser
Samipaşazade Sezai
Dedesi Halveti şeyhlerinden müderris ve şair Elhac Ahmet Necip Efendi’dir. Ailesi ilmiye sınıfına dâhil olmakla beraber askerlikten de uzaklaşmamış 3.Ahmet devrinde ordu ile Mora’ ya giden, Tripoliçe’de tekke kuran bir ailedir. [1]Dedesi Mora isyanları sırasında üç oğlu ile birlikte ordunun içinde bulunmuş, Tripoliçe’de esir düşmüş, Dede Ahmet Necip Efendi’ de şehit edilmiştir. Babası Tanzimat devrinin tanınmış devlet adamlarından Abdurrahman Sami Paşa,
Bu olay sonrasında ailenin tüm mallarına ve varlıklarına da el konulur. Ailenin geçimini evlerindeki Rum hizmetçi üstelenmiş dışarıda çalışarak açlıktan ölmemelerini de bu hizmetçi sağlamıştır. Üstelik bu Rum asıllı hizmetçi İngiliz konsolosluğundan izin alarak ailenin Mısır’a göçmeleri için büyük bir gayret sarf etmiştir.....
Samuel Beckett
1 Eser
Samuel Beckett
Tam adı Samuel Barclay Beckett’tir. (d. 13 Nisan 1906; Foxrock, Dublin - ö. 22 Aralık 1989, Paris), İrlandalı yazar, oyun yazarı, eleştirmen ve şair.
3 Nisan 1906'da, Dublin’in bir banliyösü olan Foxrock'ta büyük bir evde inşaat eksperi bir babayla onu bir Protestan olarak yetiştiren dindar bir annenin oğlu olarak doğdu. Portora Kraliyet Okuluna devam etti. Dublin'deki Trinity College'de öğrendiği İtalyanca ve Latinceye ek olarak Fransızca okudu.Ayrıca iyi düzeyde İngilizce biliyordu.
Belfast’ta bir okulda ders vermeye başladı. Daha sonra 1928'de Paris, Yüksek Öğretmen Okulu’nda (Ecole Normale Superieure) İngilizce dersleri verdi.
Paris'te iken hemşerisi James Joyce ile tanıştı. Onunla tanışması ile edebiyat hayatına adım atacak ömür boyu onunla arkadaş kalacaktı. Paris’te Joyce’un çevresine katıldı. Yayımlanan ilk çalışması ise yakın dostu James Joyce üzerine bir denemeydi. Bu arada Whoroscope' adlı bir şiiriyle ödül kazandı.
1930’da Fransızca dersleri vermek için İrlanda’ya gitti. Ancak orada kalamayıp bir yıl sonra istifa etti. Londra, Fransa, Almanya ve İtalya’ya gezi yaptı. Bu gezisi süresince rast gele işlerde çalışıp gezisini sürdürmeye çalışmış, ruhsal sorunlar yaşadığı için bir klinikte iki yıl tedavi de görmüştü. Bu y
1937'de Paris'e yaşamaya karar verdi. İlk romanını Murphy'yi yazdı ve 1938’de yayıncılara yolladı. Toplamda, 42 yayıncı bu romanı geri çevirdi.
II. Dünya Savaşı’nda, Paris, Alman işgaline uğrayınca İrlandalı olduğu için paris’tge kalabildi. Ancak 1942 yılına, Fransız direnişçilerinin yanında yer aldı. Bu yıllarda daha sonra evleneceği, Suzanne Dechevaux-Dumesnil’le tanıştı. Dâhil olduğu direnişçi grup Gestapo’nun takibine alınınca güneye doğru kaçmak zorunda kaldı. Savaş bitene kadar tarlalarda çalıştı. 1945’te İrlanda’ya gitti. Kızılhaç Örgütü’nde gönüllü yazılarak yeniden Fransa’ya geldi. 1945 kışında Paris’e yerleşti. Savaştan sonra Paris'e döndü ve Suzanne Dechevaux-Dumesnil'le ile evlendi.
Dingin bir hayata kavuşunca yazarlık hayatındaki en verimli yılarlı başlamıştı. Godot'yu Beklerken , Waiting for Godot), adlı en tanınmış eserini 1949 yılında Fransızca yazmış ve eser ilk kez 1953'te Paris'de sahnelenmişti.
Beckett, absürd tiyatronun ünlenen ilk oyun yazarları arasındaydı ve 1969'da Nobel'e değer görülmüştü. Ancak törene katılmayı reddetmiş ve söylentilere göre, verilen paranın çoğuyla mücadeleci sanatçıları desteklemişti. Beckett 26 Aralık 1989'da Fransa'da ölene kadar yazmaya devam etti.
Sarah Jio
4 Eser
Sarah Jio (d. 18 Şubat 1978), Amerikalı gazeteci ve yazar.
Çocukluğunu Washington’da geçirmiştir. Western Washington Üniversitesi İletişim Fakültesi, Gazetecilik bölümü mezunudur.
Çocukluk çağında yazarlığa merak saran yazar, Üniversiteden sonra Glamour dergisinin başyazarlarından birisi olmuştur. Gazetecilik bölümü mezunu olan Sarah Jio’nun gazetelerde ve dergilerde; yemek, beslenme, sağlık, eğlence, seyahat, kilo verme, alışveriş, psikoloji, bebek ve çocuk bakımı üzerine yüzlerce makalesi yayımlanmıştır...............
Sarhoş Abdi
1 Eser
Sarhoş Abdi (d. ? - ö. 1605 veya 1621), Türk divan şairi, Hümayun kâtibi ve nişancı defter emini Sarhoş lakabı ile anılan Abdi’nin doğum tarihi belli değildir. Ölüm Tarihi hakkında da kaynaklar farklı bilgiler vermişlerdir. Ne zaman doğduğunu ve nasıl yetiştiği hakkında kaynaklardan sızan bir bilgi yok gibidir.
Divan-ı Hümayun kâtipliği, nişancılık (1594) ve defter eminliği (1601) yaptı. Sadrazam Sinan Paşa'nın Avusturya seferine katıldı. Yanık kalesinin ikinci kez alınmasıyla sonuçlanan bu seferi Zafernâme-i Kal'al-i Üstüvar (Yanıkkale Fetihnâmesi) adlı mesnevisinde anlattı. Fetihname- Gazavatname türündeki bu eseri hem Yanıkkale'nin fethini (1593-1594) anlatmış olduğu gibi hem de padişaha sunduğu Arzuhal'de de şahit olduğu veya işttiği dönemin yolsuzluklarını dile getirdi. [1].................
Sarıca Kemal
7 Eser
Sarıca Kemal
( d. Bergama, ?, Ölümü, Edirne, Hasköy 1475)
15 yy da yaşamış olduğu bilinmekle beraber ne zaman doğduğu bilinmemektedir. Kayıtlara göre Bergamalı olarak gösterilmekte olduğundan Bergama da doğmuş olması kuvvetle muhtemeldir. Bunlara mukabil hiç bir kaynakta doğum ve ölüm tarihleri konusunda verilmiş kesin bir bilgi yoktur. İyi bir eğitim aldığı Arapça ve Farsçayı iyi, düzeyde bildiği eserlerinden anlaşılmaktadır. Bu bulgulardan yola çıkarak çocukluk döneminde iyi bir eğitim aldığı söylenebilmektedir. Sarıca lakabının yüzünün sarılığından dolayı dendiği belirilmektedir.[1] Bazı kaynaklara göre Hasköy de müderrisken vefaat ettiği bilgisini vermektedir
(XV. yüzyıl): Şair. Bergamalıdır. Fatih Sultan Mehmed'in sadrazamlarından Mahmud Paşa, tarafından kölelerini ve iç oğlanlarını okutması için öğretmen olarak tayin ile taltif edilmiştir. Sarıca Kemal'in Mahmut Paşa'ya yazmış olduğunu bildiğimiz mersiyelerinden de yola çıkarak onun da bu iyiliği hiç bir zaman unutmadığı belli olmaktadır.[2