Hacı Bayram-ı Veli Dergahı Ankara 

Âsitâne  ( Büyük Dergah  veya Sevgilinin Eşiği )

Osmanlıca yazılışı âsitâne : آستانه

Sözlük anlamı:    kapı eşiği, kapı dibi, eşik yanı, şeklindedir. Fakat bu kelime, din dışı divan edebiyatında, Tasavvuf edebiyatında daha farklı anlamlar kazanmış,   tam teşekküllü dergâh[1], tekke, kapısının eşiği, sevgilinin kapısının önü hatta İstanbul’u kast eden anlamlar da kazanmıştır.

Eski edebiyatın tasavvuf kolunda şeyhlerin, postnişinlerin oturduğu büyük tekkelere "âsitân" veya anlamdaşı olan "âsitâne" denilmiştir.  Bu nedenle bu kelimenin, yere kapanılacak, yüz sürülecek,  makamın eşiği anlamında kullanıldığı açıktır.  Tasavvuf! Edebiyatında âsitân, himmet umulan, inayet beklenen, şeyhin kapısıdır.

Bu manada kullanıldığında Konya’da Mevlânâ (Mevleviyye), Kırşehir Hacıbektaş’ta Hacı Bektâş-ı Velî (Bektaşiyye), Ankara’da Hacı Bayrâm-ı Velî (Bayrâmiyye), İznik’te Eşrefoğlu Rûmî (Kādiriyye-Eşrefiyye)  ülkemizdeki en önemli Postnişin dergâhları yani âsitâneler olmaktadır.

Yüzüm süre süre dergâha geldim
Erenler meydanı uludur deyü
Günahımı aldım darına durdum
Kusura bakmayan Ali'dir deyü         Şarkışlalı Aşık Veli

Üryan Büryan Vardım Pir Dergâhına
Medet Ya Muhammet Ya Ali Diyerek
Gönül Verdim Gönül Şahlar Şahına
Hünkâr Hacı Bektaş Veli Diyerek                Mahzuni Şerif

Bu manalara gelişinden dolayı payitaht merkezi olması, padişahın oturduğu şehir olması nedenleri ile İstanbul’a da Âsitâne denmiştir

 Divân edebiyatında sevgilinin kapısı, sevgilinin oturduğu veya bulunduğu ev de âsitâne veya  eşiğidir. Âşık bu âsitâna sürüne sürüne gelir, kapıya yüzünü sürer,  kapının önünde gözyaşı döker,  eşiğe erişebilmek için yalvarır.  “Kapısında kul olup sevdiğini köpekleriyle sohbet edebilmek için her şeyini fedaya, orayı gözyaşlarıyla yıkamaya ve orada bir ayak toprağı olmaya hazırdır. Âşık için orası cennet, kıble*, secdegâh, gök, âsuman, arş, yastık ve gül bahçesidir.  [2]

“Mecâzen dünya ve âlem yerini de tutan âsitânın kinâye yoluyla İstanbul yerine kullanıldığı da olmuştur.” [3]

İrdim figân u zâr ile ol âsitâne ben.
Çıkdım figân-ı nâle ile âsumâne ben         (Bâkî) )

Âsitânında scg-i giirgîniyem
Anın iç ün âlemin Şîrîniyem          Divâne Mehmed Çelebi

Düşer dil âsitân-ı dil-bere mey-hâneden soñra
İder bir secde-i İskenderi ammâ neden sonra           Tokatlı Kani

Mahabbet şâhı kim kasrına çarhı âsitân itmiş
Ser-i erbâb-ı dilden pâye pâye nerdübân itmiş           EMRÎ ( D. Edirne?

Asi tane, şiir dünyamızda başkent, Sultanın oturduğu saray manasında da kullanılır.  Bazı defalar sultan ile sevgili tevriyeli ve kinayeli manalarda da kullanılarak hem sevgili hem de hünkâr anlamlarının her ikisine de gelebilecek  şekilde kullanılmıştır. 

İtlerün yâr u enîsüm âsitânun meskenüm
Devletünde şimdi şâhum begligüm vardur benüm   Aşık Çelebi 16 yy

Âsitânuñ bendesi olmak sa‘âdetdür baña
Rüft ü rûbî-i cenâbuñ başka devletdür bana       BEYÂNÎ - Enfî Ahmed Efendi

Âsitânuñdan ki şâhâ katlüme fermân gelür
Gûyiyâ ben haste hâlüñ derdine dermân gelür    Ravzi

Çile Çekmek Şiirlerde Çile

Çile Çille Nedir Çileye Girmek Çile Çıkarmak Çilehane

İtikâf Nedir

 KAYNAKÇA

[1] M. Baha TanmaN, ÂSİTÂNE,DİA ,   cilt: 03; sayfa: 486

[2] İskender Pala - Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, Kapı yayınları, shf  46

[3] İskender Pala - Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, Kapı yayınları, shf  46