Atın Zer Zehep Müzehhep Şiirimizde Altın İle İlgili Konular Mazmunlar

Latince: Aurum

İngilizce : Gold

Arapça:  Zehep,

Farsça : Zer

Saf halinde parlak, hafif kırmızıya çalan sarı renkli, yumuşak bir metaldir. Altın, doğada serbest ve saf halde bulunabilinen, kolay işlenebilinen,  paslanmayan, parlaklığını yitirmeyen,  donuklaşmayan,  kararmayan, deforme olmayan,  ışıltısıyla göz alan,  çok ağır, az miktarda bulunduğu için değerli olan, pürüzsüz bir madendir. Altın her devirde zenginlik ve servet ile işkili olmuş para yerine kullanılmış, ticari meta, süs ve ziynet eşyası olarak görülmüş, en değerli maden olarak bilinmiş bir metaldir.

Arapçada zehep, Farsçada ise zer olarak bilinen altın, şiirimizde en çok mevzu edilen madendir. Altın, zehep veya zer şiirimizde birçok diğer mazmunla birlikte kullanılır.  Altın, zer ve zehep şiirlerimizde zenginlik, servet,  güç, kudret ve iktidar ölçüsü ve süs eşyası olarak anıldığı gibi, altın ile ilgili çeşitli adetleri, gelenekleri, durumları vb ifade edecek şekilde de karşımıza çıkmaktadır.

Altın, zer veya zehep, altın kalp, altın yürek, altın gibi insan, altın sevgili ( zer-ri mahbub) , altın söz , altın gibi çocuk, altın huy olarak işlenmiştir. Çoğu kez de fındık altını ( bir çeşit ziynet altını) [1] tugralı altın, köçek altını, zincirli altın, beşi birlik, lira, altın varak vb. olarak çeşitlenir.

Altın; müzehhep, tezhip, hat, minyatür, tombak, katı sanat dallar ile birlikte de işlenir.  Altından;  tugra, berat, ferman, hat, devlet, hükümdar ve kişilerin servet ölçüsü;  ganimet, hazine, define, tılsım gibi konular ile birlikte de söz edilir.  Düğün, eğlence, hediye, bağış, haraç, paç, köle ticareti gibi mevzularda da altın konusuna değinilir.  Savaşlar, altın için çıkar. Vergiler, haraçlar, rüşvetler altın ile ilgilidir.  Köle, kürk, gemi kerestesi, demir, silâh, misk kokusu, elmas, zümrüt, la’l,  yakut vb altın ile alınıp satılmıştır.   Altından yapılan yüzük, kolye, madalyon, çeşitli, süs eşyaları altın ile birlikte kullanılmıştır.  Eski devrin altın elbiseleri, zırhları, tahtları, sinileri kemerlerinden çok çok söz edilmiştir.

Altın, çok sayıda adet ile ilgili olmaktadır.  Gelinlere altın takmak,  altın saçılar saçmak, güzelleri altınla tartmak, cülus törenlerinde altın dağıtmak, altınları sandıklara doldurmak, bunlardan bazılarıdır.

Bunların yanında eğlencelerde köçek oynatmak,  bel  kıvırıp, gerdan büken köçeklerin altın yalaması, köçeklerin yaladığı altınların alınlarına yapıştırılması  [2] bu altınlara köçek altını denilmesi gibi garip adetlerden de söz edilmiştir.

Alıp  bir buse parlak gerdeninden Fındık altın’ın
O simin- cebbe-i rakkas-ı dil –cuya yapıştırsak    Nu’man Mahir

O Fındık altının parlak gerdanından bir buse alsak da simli cübbeli  gönül çelen rakkasa yapıştırsak

Himmetinle sakiya bir kez kıraydım tövbeyi
İç ederdim  fındık altınıyla birçok fındıkçıyı   Fennî

Ne taze taze günahlar ederdim amma kim
Vebali boynuna olsun bıçaklı altının  ( Nafiz)

Görüldüğü gibi divan şairleri alt ve altın kelimeleri ile oynayarak çeşitli tevriyeler ve kinayeler de yapmışlar, alt ve altın sözcüklerini iki farklı anlama gelecek şekillerde de kullanmışlardır.

Olmam üç beş bin alıştın talibi
Çünkü yoktur böyle ümidin dibi
Şimdilik olsa  bana kâfi gibi

Bir beşi bir yerde gözler gözlerim   Trabzonlu  Zühdi Efendi

Altın sözcüğü değerli kıymetli manası ile altın kalp, altın gibi adam,  mecaz  ve diğer gerçek anlamları ile de sık sık karşımıza çıkmıştır.

Gülşene altun varaklar zeyn idüp bâd-ı hazân
Güyiyâ zer-kûblar dükkânı oldı gülsitân                  
Baki'nin Şiirleri[4]

Yanıp mihır ateşinden kağıd-ı zer oldu hakister
Eser kaldı henüz ateşten anda cabeca amma       Nâdirî

Kâğıd-ı zer gibi gördükte o zerrin kemeri. 
Bildim ol mânı ki var bend-i miyânında berât.       Sünbülzâde Vehbî
[3]


Kaynak


[1] A. Talat Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB Yayınları, İst. 1996, shf 101

[2] A. Talat Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB Yayınları, İst. 1996, shf 101

[3] /post/kagid-i-zer-varak-i-zer-altinli-sayfa/130421