Fener Ev El ve Sokak Fenerleri

Elektriğin olmadığı eski devrilerde  sokaklar fenerlerle aydınlatılır,  geceleri sokağa çıkan insanlar ellerinde fener, meşale veya çıralarla gezerlerdi. Eski devirlerde çok çeşitli şekillerde yapılmış, çok türlü çeşit fenerler yapılmıştı. Eski devre ait kaynaklardan öğrenildiğine göre   yakın dönemlerde petrol türevi şeylerle yanan sokak fenerleri vardı. Daha da eskiye gidildiğinde  sokakların aydınlatılamadığı, ancak bazı konak veya köşklerin  bazı yerlerinde kandiller yakılır köşk, konak veya sarayların bazı yerleri nispeten aydınlatılabilir, fakat sokaklar ve caddeler tamamen karanlıkta kalırdı. Fakat  ramazan, kandil ve miraç geceleri gibi gecelerde bazı  camilerin etraflarının, bazı yolların ve özel yerlerin fenerler, çarkıfelekler, kandiller ve meşalelerle donatılarak aydınlatıldığı da bilinen hususlardır. Bu tip yerlere  sıra sıra d, rengârenk fener ve kandillerin dizildiği, selâtin camilerin minareleri arasına mahyalar dikildiği  bilinen adetlerdir.  Fakat bu özel günlerin dışında yollar ve sokaklar karanlıktı

 Dadaoğlu’nun çok büyük ihtimalle Payas Ayanı Küçükalioğlu Dede Bey’in idam edilmesi ve Payas Karbeyaz’daki  konağının 1865 yılında yıkılması  üzerine [1]söylediği  şu koşma  eski devirlerdeki bu durumu çok güzel betimlemektedir. ( bkz Çukurova Gavurdağları ve Amik Ovasındaki Türkmen Aşiretleri )

Sabahaca kandilleri yanardı
Soytarılar fırıl fırıl dönerdi
Ha deyince beş yüz atlı binerdi
Sana inip konan beyler nic'oldu

Feneri de deli gönül feneri
Atları da dolanıyor kenarı
Sana derim Küçük Ali öreni
Sana inip konan beyler nic'oldu    Dadaloğlu [2]

Eski devrilerde sokaklar karanlık olduğu için geceleri bir yerden bir yere  gidenler fener, çıra veya meşale taşımak zorundaydı.   Böylelikle  geceleri “ hayırlı ile hayırsızı seçmek “ mümkün oluyordu.  A. T. Onay’ın ifadesi ile geceleri kadınlar bir yerden bir yere giderken çıra taşıyorlar ve bu durum sık sık yangın çıkmasına da neden oluyordu.  Eski devrilerde erkeklerin fener taşıdıkları üç mumlu kadı fenerlerinin de çok meşhur olduğunu yine A. T. Onay’dan  haber almaktayız.  Gece bekçilerinin ve aseslerin de fenerle dolaştıkları  yine bilinen konulardır.

Eski devrin bu özellikleri şiirimizde de mevzu edilmiştir.

Mâh sanma kasd- kuy-ı yâr ile pîr-i sipihr
Nim şeb çıkmış şitâb ile böyle elde fenar            Nesip [3]

Ten ayâlünle fenâr oldı yanar döne döne
Ak-i pâyuna yüzün sürmek içün.                        Mihri Hatun

Fenâr-ı  izz ü câhı eyleyüp anbar-ı nûr-ı şevk.    Tokatlı Kani

Şikem-i râhibe göre bu fenâr.
Aşk-ı mağbûba mübtelâ ancak       Arayıcızâde Ferdî Hüseyin

Elde işkenbe fenâr arkada zenbîl-i sahûr.
Gece faslında şikem-hârelerindir seyrân.          Sabit

Kaynakça

[1] Şahamettin Kuzucular, Çukurova Gâvurdağı Tarihi ve Türkmenler, /post/cukurova-gavurdagi-tarihi-ve-turkmenleri/137385

[2] Şahamettin Kuzucular, Dadaloğlu'nun Hayatı Hakkında Tespitler, /post/dadaloglu-nun-hayati-hakkinda-tespitler/76023

[3] A. T. Onay, Eski Edebiyatta mazmunlar, MEB Yayınları, 1996- shf, 230