Gizli Mektup Name ve Destar ( Ajan mektubu )
İstihbarat faaliyetlerinin, ajanların ve istihbaratları taşınması, getirilip götürülmesi eski devrilerden beri vardır. Eski devirlerde ajanların ulak, sayrı güvercinleri ile haber taşıdıkları veya gizli mektupları çok çeştili yöntemlere taşıdıkları merak edilebilecek bir konudur.
Eski devrin kaynaklarında gizli mektupların feslerin altında taşındığı, feslerin, takkelerin içine gizlendiği dikildiği astarlarının arasına saklandığını, başa sarılan sarıkların ve destarların kıvrımları arasında gizlendiği anlaşılır. Bunlar içinde en ilginç olanın ise tıraş edilmiş bir ajanın kafa derisine dövme yapmak sureti ile kazındığı, daha sonra saçların uzatılarak bu mesajın gizlendiği, saçlar tekrar tras edilerek mesajın okunduğu anlaşılmaktadır. Bu yöntem sayesinde kafasına mesaj kazınmış olan haberci ajan veya ulak dahi mesajın ne olduğunu bilmeden taşımış olmaktadır.
Gönlüm gibi ey nâme gidüb yârda kaldun
Baş üzre yerün var ham-ı destârda kaldun [1] Naili Kadim
Ey mektup! Gönlüm gibi gittin ve sevgilide kaldın. Baş üstünde yerin var, sarığın kıvrımında kaldın.
Naili’nin beytinde de görüldüğü gibi namenin sarık veya destar arasına alması gündelik hayatta da uygulanan bir yöntemdir. Bu durumun hem saygı ifadesi olduğu hem de mektubun kaybolmasına engel olmak amacını da taşıdığı ortaya çıkar.
A.T. Onay’ın eski devre ait metinlerden yola çıkarak verdiği bilgilere göre ajanların kafasının traş edildiği, bu kazınmış kafaya dövme şeklinde iletinin yazıldığı anlaşılır. Ajanın saçları çıkınca bu yazının güzelce gizlenmiş olduğu, ajan haberini götürmesi gereken yere geldiğinde kafasının tekrar traş edilerek mesajın okunduğu, eğer mektubun altında “ iş bu vesikayı yırtınız” diye bir ibare de olursa başı yazılı ajanın da kafasının kesildiğini “ Abbasi halifeleri tarihi “ adlı bir eserden okuduğunu yazmaktadır. [2]
Filmlerde de izlediğimiz gibi limon suyu ile yazılan yazıların kâğıt ateşe tutulunca okunabildiği eski devre ait bildiğimiz haberi gizli iletmek yöntemleri arasındadır.
Güherçile ( potasyum nitrat) ile yazılmış mektupların da bu şekilde okunabildiği, güherçile ile yazı yazılmış kâğıdın ateşe tutulduğunda yazıların sarardığı bilindiğinden bazı mektupların da bu şekilde yazıldığı anlaşılmaktadır.
Şehr-i yârime kuş uçmaz ki edem arz-ı niyâz
Kalmadı nâme resân nakş-ı serimden gayrı Subhizâde Azizi [3]
Bu beyitte şair sevgilisine gizli niyazını arz edecek bir kuş dahi bulamadığından kafasındaki nakışlardan gayri bu haber ulaştıracak bir çare kalmadığını söylüyor.
Bulduk fesinde nüsha-i fusunu biz
Mektub-u fitneyi arayın pür çemendedir. İzzet Molla
İzzet Molla’nın bu beytinde fesin ve takkelerin arasında mektup gizlendiğini, ikinci mısrada ise kadınların saçları arasında mektup taşıdığı anlatılmaktadır.
Giyme dîbâ vü harîr isteme semmûr u vaşak
Tâc u destârı gider bâr-ı girândan el çek Ravzi
Bî-sebeb rengîn degüldür âl-i destârun senün
Âşikâr oldı şafakdan mihr-i ruhsârun senün Semerkândî-i Âmidî Âgâh
KAYNAKÇA
[1] /post/gonlum-gibi-ey-name-gidub-yarda-kaldun/108933
[2] A. T. Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB, s. 239
[3] A. T. Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB, s. 239
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!