Ramazaniye ve Şiirlerde Ramazan Ayı

 

Osmanlıca yazılışı: Ramazan :  رمضان

Ramazan رمضان Arapça kökenli bir sözcüktür ve  "Ramaza" (çok sıcak olma) kökünden gelmektedir.

Hicrî takvimin başlangıcı miladî takvime göre 23 Temmuz 622'ye denk geldiği için kameri takvime göre şâban ayından sonra, şevval ayından önce gelen kameri takvimin dokuzuncu ayıdır. [1]Ramazan ayı bu sisteme göre dokuzuncu aya girerken hilalin görülmesi ile başlar.  

Kameri takvim, Ay’ın hareketlerine göre düzenlendiği ve kameri takvimde 1 yıl 354 ya da 355 gün sürdüğü için Kamerî aylar; Hicri takvime göre on bir gün önce gelir ve belirli mevsimlerde sabit olmayıp farklı mevsimleri dolaşır. [2] Ramazan ayı kameri takvime göre yılın dokuzuncu ayında Ayın hilal görünümünün ilk görülüşünden itibaren başlar ve 29 veya 30 gün sürmektedir.  ( bkzRAMAZAN AYI VE HİCRİ TAKVİM )

Ramazan Ayı ve Ramazaniyeler

Eski edebiyatta ramazan ayı divan şairleri için de çeşitli vesilelerle bir fırsat ayıdır. Divan şairleri ramazan ayı münasebetiyle padişahlara,  vezirlere, beylerbeylerine, ve yüksek düzey memurlara kendilerine sahip çıkan hâmilerine kaside şeklindeki ramazâniyyeler takdim etmişler bu vesile ile onlardan bahşiş, rütbe, tımar, unvan alma beklentilerine girmişlerdir.  

Ramazaniyeler, ramazan ayının rahmetinden, bereketinden, feyzinden, cennet kapılarının açılıp, şeytanların bağlanmasından,  söz eden manzumelerdir. Ramazan vesilesi ile eserin ithaf edildiği kişilerden de söz edilerek onun hakkında da övgüler dizilir. Ramazaniyenin takdim edildiği kişinin bazı iyi yönleri ve cömertliğinden de bahs edilir.  Ramazaniylerde beyit sayısı genellikle on-yirmi arasında değişmiştir.

Hece vezni ile yazılmış ve söylenmiş olan mani, ilahi,  ve koşma şeklinde söylenen ramazaniyler de bulunur. Bu ramazaniyeler halk şairleri tarafından oluşturulabildiği için anonim maniler ve türkülerden de meydana getirilmiştir.  Ramazâniyyelerde, hilâlin görülmesi,  sahurun veya iftarın top atışı ile ilan edilmesi, kandillerin yanması, ramazan davulcularının ortalığa çıkması, bayram şekerlerinin dağıtılması gibi sosyal hayatla ilgtili folklorik unsurlardan da söz edilmiştir.

Enderunlu Fâzıl, Sâbit, Nazîm, Edirneli Kâmî, Nedîm, Koca Râgıb Paşa, Şeyh Galib, Enderunlu Vâsıf, Sünbülzâde Vehbî, ramazaniye türünde en çok eser veren ve en başarılı olan şairlerdir.

Şiirlerde Ramazan

Dindar şairlere göre ramazan ayı, ibadet ve tâat ayıdır. Sofu şairler bu ayın her bir gününü adeta bir kadir gecesi olarak görmüşler, her gününü ibadetle geçirmişlerdir.   Sufi şairler ve rindler ise bu ayı tevekkülle karşılamışlar onlar da mecburen ramazan ayının gelmesini alkışlamışlardır.  Oruç tutma çağına gelmemiş çocuklar, oruç tutmaya teşvik edilir, orucu tutan çocuğun orucu bir fitreye yakın bir para, veya hediye ile satın alınır, böylece çocuklar oruç tutmaya özendirilirdi ve buna oruç satmak denirdi.

Afyon içen, şaraba düşkün şairlerin dahi ramazan ayını tevekkülle karşıladıkları dikkati çeker. Ramazan mevzulu şiirlerde ramazan aylarında verilen iftar yemekleri,  ramazan ayına mahsus şekerlemelerden, tatlılardan, yiyecek, içecek ve diğer adetlerden de söz edilir.

Yevm-i şek deyü boğaz cengin ederken yâran 

Zâhir oldu âlem-i nusret-i şehr-i ramazân   Edirneli Kâmî

 

Dehen ü destini meyhâre yudu sahbâdan

Kûze-i bâdeyi ibrîk-i vuzû etti heman        Sabir

Sabit bu beytinde ramazan ayının gelmesi ile sarhoşların ellerindeki içki sürahileri abdest ibriğine dönüştürdüklerini ifade ediyor.

 

Cekdim fırak n savmım erdim cemalin ıdine

Ac leblerin meyhanesin ney gibi nalân et beni    Ahmed Paşa

 

Şehr-i mahsus oldu çün şehr-i sıyam

Farzdır anda oruç tutmak tamam.  Nahifi 

 

Boz savm-ı dil-i zârumı gel şâma ne hâcet

Besdür bize ebrû meh-i bayrâma ne hâcet   Sa’id Giray 

 

Gösterme sakın sofrada yer sûfiye yoksa

Dilsîr olamaz tâba pilâv yahni kapandır Enderunlu Vâsıf,

Enderunlu Vâsıf, tekke veya imaret yemekleriyle açılan ramazan sofralarında karnını doyuran açgözlü insanlardan söz eder.

 

Gördükçe hilâl-i feleği gürisne-çeşman

Ser-sofra-i çarh üzre sanır pâre-i nandır  Enderunlu Vâsıf,

Enderunlu Vâsıf, bu beytinde iftar ziyafetlerine giden aç gözlülerin gökyüzündeki ayı sofradaki ramazan pidesine benzettiklerinden söz ediyor.

KAYNAKÇA

 

 [1] /post/dis-kirasi-ramazan-ayinda-deyis-ve-caize-almak/85595

[2] /post/ramazan-ayi-ve-hicri-takvim/136539