Ramazaniyye Nedir Özellikleri
Osmanlıca yazılışı: ramazaniye رمضانيه
Ramazan رمضان Arapça kökenli bir sözcüktür ve "Ramaza" (çok sıcak olma) kökünden gelmektedir. Ramazaniye ise ramazan ayı münasebeti ile yazılan manzume, ramazanın bolluk ve bereketinden söz eden şiir veya kaside bölümü, nesib bölümünde ramazan ayından söz eden kaside, ramazan ayından söz eden ramazan güzellemesi yapan manzume anlamlarına gelmektedir.
Ramazaniye sözcüğünün sözlüklerdeki anlamları: Ramazan ayına dair yazılmış medhiye veya kaside, giriş bölümünde ramazanı konu alan kaside. Ramazana ait. Ramazan hakkında yazılmış manzume, ramazan güzellemesi yapan şiirler anlamlarına gelir.
Ramazaniyeler, ramazan ayı vesilesiyle padişahlara, yüksek rütbeli kişilere ve hâmilerine sundukları çoğu kaside şeklindeki şiirlerdir. Eski edebiyatta ramazan ayı divan şairleri için bir fırsat ayı olarak gözükmüştür. Divan şairleri ramazan ayı münasebetiyle padişahlara, vezirlere, beylerbeylerine ve yüksek düzey memurlara kendilerine sahip çıkan hâmilerine kaside şeklindeki ramazâniyyeler takdim etmişler bu vesile ile onlardan bahşiş, rütbe, tımar, unvan alma beklentilerine girmişlerdir. [1]
Hece vezni ile yazılmış ve söylenmiş olan mani, ilahi ve koşma şeklinde söylenen ramazaniyeler de bulunur. Bu ramazaniyeler halk şairleri tarafından oluşturulabildiği için anonim maniler ve türkülerden de meydana getirilmiştir. Kimi araştırmacıların ramazan münasebeti ile söylenmiş çoğu mani şeklindeki anonim şiirleri topladıkları kitaplara da ramazaniye denilmiştir.
Divan Şiirinde Ramazaniyeler ve İşlenen Konular
Divan edebiyatında Ramazaniyeler, nesip bölümlerinde ramazan ayından söz eden kasideleri ifade eder. Buna rağmen gazel, murabba, mesnevi, ilâhi, tarih, tuyuğ, rubâî ve müfred gibi farklı nazım şekillerinde yazılmış olan ramazaniye konulu şiirler de bulunur.[2] Hatta ramazaniye konulu müstakil mesneviler yazan şairlerde bulunur. Nitekim Nahifi’nin “Fazilet-ül Savm - Zuhru’l- Âhire “ (Orucun Faziletleri ) adında ve 253 beyitten oluşan bir mesnevisi bulunur.
Divan edebiyatında Ramazaniyyeler XV. yüzyıldan itibaren yazılmaya başlanmış ve yaygınlaşmıştır.
Ramazâniyyeler; ramazan ayının dinî yönünü işleyenler veya ramazan ayını folklorik ve kültürel yönleri ile alanlar olmak üzere iki tip olarak ele alınabilir.
Divân şairlerinin ramazan ayı münasebeti ile devlet büyüklerine sundukları tebrik şeklindeki kasideler ramazaniye olarak adlandırılır. Bu kasideler ramazan ayına özel yazılmış olan müstakil kasidelerdir. Bu tip müstakil ramazaniyelerin beyit sayısı genellikle on-yirmi arasında değişmiştir.
Bu kasideler ramazan ayının bereketinden bolluğundan, iftar, sahur, ramazanın feyzi, ramazan ayındaki ibadetlerden, iftar sofraları, kandiller, camilerin ihtişamı, sahura kadar süren muhabbetler, imsak, ramazan ayına mahsus aydınlatılan sokaklar, teravih, mahyalar ve diğer adetlerden bahsedilir. Şair nihayetinde bu ramazaniyesini kime takdim edecek ise o kişi hakkında da övgülerde bulunur, hamisini överek eli açık oluşundan, hamisinin faziletlerinden, cömertliğinden de söz edebilir.
Enderunlu Fâzıl, Sâbit, Nazîm, Edirneli Kâmî, Nedîm, Koca Râgıb Paşa, Şeyh Galib, Enderunlu Vâsıf, Sünbülzâde Vehbî bu türde en başarılı olan şairlerdir. [3]
Ramazaniyeler üzerinde yapılan ciddi incelemeler: Mehmet Emin Ertan: Ramazaniyeler (Yüz İki Matbu Divanın İncelenmesiyle) (lisans tezi, 1975, İÜ Ed.Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü); Divan Edebiyatında Ramazaniyeler Üzerine İncelemeler (doktora tezi, 1995, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü).
Bağteten sâbit olup gurre firâşında imâm
Hâb içün yatmış iken etdi terâvîhe kıyâm
Baş kaldırmadılar öğleye dek uyhudan
Yevm-i şek zevkına hazırlanan ahbâb-ı kirâ
Serdi-i fasl-ı bahâr etmiş iken tab’a eser
Ataş-ı rûze ana kıldı mükâfat tamâm
Şu soğuk günlere bir pâre ısındırdı bizi
Bir gün evvel erişip geldi hele mâh-ı siyâm
5 Pâsbân verdi kudûmiyle cevâb eyleyene
Ramazan geldi mi âyâ diyerek istifhâm
Çeşm-i Zerkâ-yı Yemâmeyle mi bakdı bilmem
Nazar-ı şâhide ahsentü zihî dikkat-i tâm
Bilemem ben de şâhidde mi takvimde mi
Hele bir kizb var ortada budur sıdk-ı kelâm
Ehl-i keyfin birisi der ki behey sultânım
Aydın ay bellü hesâb olmadı şa’bân tamâm
Bir iki meblağ-ı berş ile urup öldürecek
Geldiler eylediler böyle cihânı sersâm
10 Olacak oldu hemân çâre ne şimden sonra
Edelim hükm-i kazâ destine teslîm-i zimâm
Şevkımız şimdi ana düşdi ki in-şâ’allah
Ola sıhhatle selâmetle meh-i rûze tamâm
Kıla erbâb-ı dili âb-ı hayâta sîr-âb
Erişüp Hızr gibi âh mübârek bayrâm
İbtidâ ıyd gün icrâ-yı merâsimle geçüp
Gecesi dahı olup maslahat-ı hâb tamâm
Çün ikinci gün ola böylece ahd eylemişdim
Yine sabr eyleyim ol gün ne direng ü ârâm
15 Çekdirüp pek seheri doğruca Sa’d-âbâda
Tutayım zinde iken cennet-i a’lâda makâm
Varayım hâk-i tarab-nâkine yüzler süreyim
Bir gün olsun alayım bâri felekden bir kâm
Havzdan kevser-i pâkîzeyi nûş eyleyeyin
Kasrdan bûy-ı cinânı edeyim iştişmâm
Iyd ola fasl-ı bahâr ola da Sa’d-âbâdın
Zevkını eylemeyim sıhhat olur bana harâm
Hurrem-âbâda varınca gideyim zevrak ile
Bî-kusûr eyliyeyim seyr-i kusûru itmâm
20 Bir münâsibce refîk ile girersek kayığa
Şevk ile kullanırız gayri bizimdir eyyâm
Sonra havzın öte yanına çıkup zevrakdan
Bir dıraht altına ferş eyliyeyim bir ihrâm
Keç edüp gûşe-i destârımı rindâne geçüp
Oturup eyliyeyim bir iki sâ’at ârâm
Sonra alup elime ney-şekker kilk-i teri
Olayım vasf-ı cihân-dâver ile şîrîn-kâm
Ya’ni hem-nâm-ı şeref-zâ-yı Halîl İbrâhim
Ki cihan buldu anun lütfu ile ziynet-i tâm
25 Âsmân-pâye hümâ-sâye vezir-i a’zâm
Sâhib-i seyf ü kalem mâlik-i nakz u ibrâm
Seyfidir barıka-i hırmen-i âşûb u fiten
Kalemi ebr-i bahâr-ı çemenistân-ı merâm
Add eder beççe-i sîmurgı şikâr-ı lâgar
Hırmenin saha-i tedbirde neşt etdiği dâm
Çarhdan pençe-i hurşîd adını mahvetdi
Pençe buyruldusunun şeş cihete saldığı nâm
Olsa ger bâd semûm-ı sahatından pertâb
Ser-i bed-hâhına tâ haşr yağardı samsâm
30 Olsa ger nâmiye feyz-i nazarından sîr-âb
Çeşm-i âhû bitirir bağda nahl-i bâdâm
Çarhı kim himmet-i vâlâsı temâşâya çıkar
Tâ varır fark-ı sımak üzre eder darb-ı hıyâm
Ahd-i lütfunda kemâl ehline göstermede çarh
Sûret-i mihr ü vefâyı felek-i âyîne-fâm
Hoşdur erbâb-ı dilin serleri mânende-i hum
Sâfdır sîneleri şevk ile mânende-i câm
Şöyledir şöhret-i ihsânı ki şimdi etfâl
İbtidâ lütfunu vasf ile eder vasf-ı kelâm
35 Dîdesi dehşet ile hîrelenir çün huffâş
Peyker-i hançerinin görse dırahşın Behrâm
Âsaf-ı Cem-menîşâ dâver-i gerdun-kadrâ
Ey ki devrin sebeb-i tevbe-i çarh-ı hod-kâm
Sensin ol cûd-ı müşahhas ki zuhurunla senin
Buldu tûmâr-ı neseb-nâme-i himmet encâm
Derinin beste-kemer çâkeridir heft ahter
Şem’inin sûhte pervanesidir nüh ecrâm
İşte geldi der-i iclâline rû-mâl ederek
Ramazâniyye kasideyle Nedîm-i nâ-kâm
Ger kusûru var ise ‘avf kıl ey kân-ı kerem
Tâzedir nazmı eğer olsa da bî-reng ü nizâm
Hoş gelir tab’a hususa ramazân ayında
Bâve-i nev ne kadar olsa da nâ-puhte vü ham
Hak Te’âlâ ede ikbâl ü celâlin efzûn
Emrine râm ola dâ’im felek-i bî-ârâm
Gece gündüz geçe âsâyiş ile evkâtın
Her şebin kadr senin her günün olsun bayrâm [4] (Macit 1997: 43-46)
KAYNAKÇA
[1] /post/kaside-ozellikleri-turleri-bolumleri-konulari-ornekler/75566
[2] MUSTAFA İSMET UZUN, https://islamansiklopedisi.org.tr/ramazaniyye--edebiyat
[3] /post/ramazanname-nedir-ramazaniye-ornekleri/136702
[4] HULUSİ EREN – SOSYAL HAYATA BAKAN YÖNÜYLE NEDÎM’İN RAMAZÂNİYYESİ ÜZERİNE BİR İNCELEME 151
HİKMET - Akademik Edebiyat Dergisi Yıl 5, SAYI 10, BAHAR 2019
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!