Eski dilde Farsça kökeni olan ser سر baş- kafa- kelle anlamındadır. Çeşme چشمه ise yine Farsça kökenli olup Türkçeye de geçmiş olan, günümüzdeki bildiğimiz pınar veya çeşme anlamında Farsça sözcüklerden müteşekkil bir terkiptir. Bu nedenle ser- çeşme sözcüğünün akla ilk gelen anlamı çeşme başı veya pınar başı anlamıdır.
Ancak ser-çeşme sözcüğü eski Türk devletlerinde” komutan”, “askerlerin komutanı”,” ordu komutanı “, başbuğ”, kumandan daha yakın zamanlarda ise zabıta memuru [1]gibi manalara gelen “subaşı” kelimesinin karşılığı olarak da kullanılmıştır. Oysaki Türkçede ordu komutanı, askerlerin komutanı, erlerin komutanı, kumandan anlamında kullanılan subaşı sözcüğünün Farsçadaki tam karşılığı “ser- gerde” sözcüğü olmaktadır.
Sü veya su eski Türkçe ’de “asker, ordu” anlamındadır ve bu anlamı ile Orhon yazıtlarında da geçmiştir. Eski Türkçede subaşı kelimesinin yerine su beği de denmiştir. “Karahanlılar’da orduyu sevk ve idare işine ‘sü başlamak’ (Dîvânü lugāti’t-Türk Tercümesi, III, 292) denilirdi ki “kumandan” manasındaki subaşı tabiri buradan gelmektedir. [2]
Subaşı sözcüğü Osmanlılarda da yukarıda izah edildiği şekilde kumandan, ordu komutanı daha yakın zamanlarda ise zabıta memuru veya zabitan başı anlamlarında da kullanılmıştır. Hatta subaşı sözcüğü Osmanlılarda yüksek rütbeli komutan manasında askeri bir unvan hatta askeri rütbe olarak kullanılmış, Osmanlılarda subaşı rütbesindeki komutanlara ser-çeşme de denmiştir. Subaşı unvanı Osmanlıların ilk zamanlarında “şehir muhafızı “ anlamındaki bir rütbe olmuştur. Osmanlılar bir şehir fethedilince şehre bir kadı kale komutanı yani dizdar ve bir de subaşı tayin etmişlerdir.
Divan şairleri ve belgelerde kumandan anlamına gelen subaşı unvanı yerine bazen ser-çeşme tabirini de kullanmışlardır. Eski metinleri tercüme edenler bu anlam ayrımını bilemediklerinden kumandan veya zabıta memuru anlamına gelecek şekilde kullanılan ser- çeşme sözcüğünü pınar başı anlamına gelecek şekilde de tercüme etmişleredir.
Subaşı sözcüğü zabıta memuru veya zabıta kumandanı anlamında eski dildeki diğer karşılığı yani anlamdaşı ise şahne veya muhtesiptir. ( bkz Muhtesip İhtisâb Şehremini Nedir Şiirlerde Şahne)
“Muhtesip veya hisbe teşkilatı büyük yerleşim yerlerindeki ahalinin şer’î emir ve yasaklara uymasını sağlamakla görevli, çarşı ve pazar gibi ticari yerleri denetlemekle yetkili, bazı ticari davalara bakabilen, amme davalarına da belediye görevlisi, zabıta memuru, ihtisap ağasıdır.”[3]
Divan şairleri ser-çeşme sözcüğü ile anlam oyunlarına başvurmuşlar, hem gözyaşı, hem pınar başı, hem de komutan veya zabıta anlamlarını kast edecek şekillerde kullanmışlardır.
Cûy-ı çemen-i bağ değil rind-i baharın
İşretgehini basmak için gitti subaşı
Bu beyitte subaşı sözcüğü içki içilen yerleri denetleyen zabıta, anlamında kullanılmış, yani eş anlamı ile şahne kastedilmiştir.
Giryemi ol dem ki ehl-i aşka âyin ettiler
Dide-i giryanımı ser-çeşme tayin ettiler Nevres
Nevres bu beyitte gözyaşlarını akan bir çeşmeye, âşıkların ayin durur gibi ağlaştığı akan sulara hem de kanlı gözyaşlarının kumandanı anlamlarında kullanmıştır.
Dil diler kuyunu gülzâr-ı cinân olduğıyçün
Meyl- eder lâ’line ser- çeşme-i cân olduğuyçün Sipahi [4]
Yevm-i şekk sohbetine şire sıkarken yârân.
Sık boğaz etti basıp şahne-i şehr-i ramazan. Sabit
Şahne-i hâk-i Necefdür dil-i zâruñ mededi
Kat‘-ı ümmîd idelüm şahne vü şâhdan gayrı Tokatlı Kani
Degme kırsun şîşe-i rindânı kâfir muhtesib
Bir gice anıñ da çatlar başına âhır kabak (Nevres-i Kadîm
KAYNAKÇA
[1] Ahmet Talat Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB, 1996, s. 433
[2] MÜCTEBA İLGÜREL, https://islamansiklopedisi.org.tr/subasi
[3] /post/muhtesip-ihtisab-sehremini-nedir-siirlerde-sahne/116303
[4] Ahmet Talat Onay, Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, MEB, 1996, s. 433
Yorumlar 0
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!