Siroz Kadısı ve Kadı Ahlaksızlığı  

Şu anda Yunanistan sınırları içinde kalan Serez (Yunanca  Serres Serrhae), Türkçe Siroz ve daha çok Serez diye bilinmektedir.  Serez veya Siroz, Selanik yakınlarında daha ziyade kiliseleri ve manastırları ile dikkati çeken bir yerdir.

Serez, Osmanlılara barış yoluyla teslim olduğu için Hıristiyan nüfusa dokunulmamış,  kiliseler camiye çevrilmemiş ve Müslümanlar da sur içinde yerleştirilmemiştir.  Osmanlıların son dönemlerinde Balkanların en önemli yerlerinden birisi olan Siroz, Simavna Kadısı Şeyh Bedrettin ’in idam edildiği yerdir. Ömer Seyfettin’in Beyaz Laleadlı öyküsü de Ömer Seyfettin’in Serez’deki askeri görevleri sırasında yaşadığı anılardan oluşmuştur.  Siroz ve Selanik ittihatçıların merkezi olmuş,  I. Dünya Savaşından sonra Yunanistan sınırları içinde kalmıştır

 

Siroz Kadısı Tabiri

Osmanlı devrinden beri “ Onun yediği haltı Serez Kadısı yemez” , “onun işlediği haltı Siroz Kadısı yapmaz “deyimleri bulunur. Bu tabir hırsızın hırsızlıkları, dedikoduculara,  ülkeyi felakete sürükleyen kötü idarecilere, politikacılara,  düşük kadınlara, katillere veya tecavüzcülere karşı söylenir.

Siroz veya Serez kadısının haltları konusu Serez Kadı’sının dinin, kanunların ve ahlakın kurallarına aldırmadan hükümler vermesi,  ahlaken düşkünlüğü konulu bir hikâyeye dayanır. Bu tabir ise işte bu öyküye dayalı olarak oluşmuştur.

Siroz kadısı tabiri son dönem divan şairlerinin şiirlerinde de kinayeli, imalı şekilde geçer.

Şeyh bir bal yedi kim Kadı- i Siroz yemez

Ehl-i keyfe şekeri kıldı şu günlerde haram  Şeyh Galip

Bu şiirde şekerin kemik tozu ile beyazlatıldığını duyan bazı kişilerin şeker yemediğine işaret edilmektedir.  Esrar içenler (ehl-i keyf)  ise esrardan sonra şeker yemezlerse tahammül edemezler konusuna ima yapılmıştır.  Şeyh Galip, şiirde  “bal yedi” derken  ( pislik yedi ) , esrar içtikten sonra şeker yemedi bal yedi gibi iki ayrı imada bulunmuştur.  

Biz çekip habbe-i yek rûze içün çille-i gam

Gayrılar kadı-i Siroz olalar tafra Keşân    Sünbülzade Vehbi

Biz bir günlük yiyecek için gam çekelim, onlar da gitsin Siroz kadısı gibi tafralara girip yiyip içsinler.

Bir bok yedi şair-i gidi kapdı yine mansıp  

Siroz’dan yeni olmuş idi munfasıl amma

Târihi tam oldı bu imzâ-i mu’anven

Kıssıs-i manastır kocaman Vehb-i Papa     Adanalı Sururi

Sururi, bir ara Siroz’da kadı olan Sünbülzade Vehbi’nin kâhyası olmuştu. Bu şiirde Sururi, Sünbülzade’nin Siroz’a kadılığından azl edilmesinden söz eder. Şiirin izahı şu şekildedir.

Şair-i gidi ( Pezevenk şair, yani Sünbüzade ) Siroz Kadılığından azl edildi ama yine bir bok yemiş olmalı ki hemen memuriyet kaptı.  İmzasının üstündeki  “manastır papazı Vehbi “ sözü ise ebced hesabı ile tam bu tarihe denk düştü.

Bir günde o kelbin bu kazadan yediğim hep

Bir ayda yese hazm edemez kadı-i Siroz  Adanalı Sururi