Yazarlar
Esat Mahmut Karakurt
4 Eser
Esat Mahmut Karakurt
(1902, İstanbul - 15 Temmuz 1977, İstanbul), Roman ve öykü yazarımız
1902'de İstanbul'da doğan yazarın babası Şurayı Devlet üyesi Urfalı Mahmut Nedim Paşa’dır. [1] İlköğrenimini Kadıköy Sultanisi'nde tamamlayan Karakurt, İstanbul Diş Hekimliği Okulunu (1924) ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi.Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra sıra ile yazarlık, gazetecilik, avukatlık yapmış en sonunda ise Galatasaray Lisesi'nde Türkçe öğretmenliği yapmaya başlamıştır.
İlk yazılarını mütareke yıllarında muhabir olarak çalıştığı Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayınlanan yazar, daha sonraki yıllarda İleri, İkdam, Cumhuriyet, Tasvir, Yeni Sabah gibi gazetelerde özellikle polisiye olayları konu alan röportajlarıyla tanınmaya başlamıştır. Polisiye olayları izleyen bir gazeteci olması onu polisiye öyküler ve romanlar yazmaya sevk edecek ve E. M. Karakurt edebiyatımızda polisiye roman ve öykü türünde önemli bir yazar haline gelecektir. Yazarlığa mütareke yıllarında küçük öyküler yazarak başlayan E. M. Karakurt daha sonra popüler polisiye aşk ve macera romancılığına yönelecektir.
Esat Mahmut Karakurt'un yazdığı yıllarda, milli edebiyat akımı ile toplumcu, sosyal gerçekçi romancılık revaçta olduğu halde Esat Mahmut Karakurt her iki eğilime de ilgi duymamış, aşk, macera, polisiye türü romancılıkta karar kılmıştır. Cumhuriyet ideolojisine uygun aşk ve macera öyküleri yazan Esat Mahmut Karakurt 1926 – 1960 yılları arasında toplam 16 roman yazmıştır. Onun romanları Türk...................
Fazıl Ahmet AYKAÇ
1 Eser
Fazıl Ahmet AYKAÇ
HAYATI
Babası, tasavvufa meraklı bir kişi olan subaylık mutasarrıf yapmış M. Cemal Bey’dir. Babasının farklı yerlerdeki görevleri nedeniyle eğitim hayatı İstanbul’dan Gümüşhane’ye kadar uzanan farklı bölgelerde devam eder. [1] İstanbul da iken Küçük yaşlardan itibaren Arapça ve Farsça öğrenmiş, medrese dersleri görmüş ve hafız olmuştur.
İlköğretimine İstanbul’da Numune-i Terakki okulunda başlar. [2]Fakat babasının görev yerlerinin değişmesi ile liseye kadar tahsil hayatını Anadolu’nun çelşitli yerlerinde devam eder. Gümüşhane Rüştiyesi ile Musul idâdîsi’de dâhil çeşitli yerlerde, çeşitli okullarda öğrenim görmüştür. Çocukluk yıllarında Musul, Gümüşhane ve Trabzon’a kadar uzanan bu gezilerine eserlerinde de bahsedecek anılarında Gümüşhane ve Ziğana ‘ya geniş yer verecektir. [3]...............
Fikret Otyam
1 Eser
Fikret Otyam, (19 Aralık 1926 - Aksaray) Ressam, fotoğrafçı, gazeteci, yazar.
Babası önceleri asker daha sonraları da eczacı olan Vasıf Efendi annesi ise Naciye Hanım’dır. Babası Vasıf Bey Yemen de ve Anadolu’nun kurtuluş yıllarında askerlik yapmış Konya ikinci ordudan emekli olduktan sonra eczacılık yapmaya başlamış, İsmet İnönü’nün silah arkadaşlarındandır. Bu bilgi FARUK BİLDİRİCİ/ Fikret Otyam’la söyleşi “Puzzle Portreler” adlı söyleşisinde kendi ağzından şu şekilde dile gelmiştir. “24 Temmuz 1942, Reisi Cumhur İsmet Paşa, Adana’dan Ankara’ya geçerken öğle yemeğini bizim evde yedi. Yemekte Paşa, “Vasıf, tığ gibi delikanlıydın!” deyince heyecandan donuma işedim. Babam bize yalan söylememişti. İlk kez Paşa’nın fotoğrafını o gün çektim. Nereden, nasıl bilebilirdim ölünceye kadar fotoğraflarını çekeceğimi.”[1]
Sanatçı, kardeşleri de kendisi gibi sanatçı olan bir aileden gelmektedir. Ünlü besteci ve orkestra şefi Nedim Vasıf Otyam ile Nusret Kemal Otyam’ın kardeşidir.................
Füsun Akatlı
1 Eser
Füsun Akatlı
Füsun Akatlı (d. 1944, İstanbul - ö. 4 Temmuz 2010, İstanbul) eleştirmen, yazar, öğretim üyesi.
Füsun Akatlı’nın annesi gazeteci Bihin Anter, babası ise Memur Nihat Selçuk Akatlı’dır. [1]Rumeli Yanyalı kökeninden gelen, yazar Hilmi Ziya Ülken’in kardeşinin torunu [2]göçmen gelerek İstanbul’a yerleşen büyük dedesi de yazar Lastik Sait olarak tanınan bir ailenin kızıdır. ABİDİN DİNO ’nun eşi Güzin Hanım, Füsun Akatlı’nın annesi Bihin’in kuzenidir. [3]
1962 yılında Ankara Kız Lisesini bitirdikten sonra babasın amcası Hilmi Ziya Ülken’in yönlendirmesi ile Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümüne gitmiştir. Bu bölümden mezun olan Akatlı [4] İzmir Bergamalı Metin Altıok ile Ankara’da iki yakın arkadaş, dost ve sevgili olmuştu. İkisi de Mehmet Ali Aybar’ın Türkiye İşçi Partisi’ne mensuptu. [5] Füsun Akatlı, part.................
Hacı Bayram Veli
2 Eser
Doğum ismi, Numan bin Ahmed, lakabı "Hacı Bayram"dır. 1352 (H. 753) tarihinde Ankara’nın Çubuk çayı üzerinde Zülfadl (Sol-fasol) köyünde doğduğuna dair bilgiler kuvvetlidir. [1]Kaynaklar onun babasının Solfasal köyünde yaşayan bir çiftçi, asıl adının da Numan olduğu hususunda birleşirler.[2] Eski kaynaklarda babasının adı Bin Ahmet, bin Mahmut olarak geçtiğine göre, babasının adının Ahmet, Dedesinin isminin ise Mahmut olduğu görülmektedir. [3]Çubuk suyu kenarında Solfasol köyünde doğduğu ise Lami Çelebi ’nin verdiği bilgilerden alınmıştır.
Doğum tarihi hakkında farklı tarihler ileri sürülse de doğum yılının 1350 ile 1352 olduğu ağırlık kazanmaktadır. Lami Çelebi , Âşıkpaşazade , Bursalı Mehmet Tahir, 16 yy. müelliflerinden Mecidi’nin verdiği bilgilerden 1352 yılında doğduğu, 1429 'de öldüğü kuvvetle muhtemeldir.
Kaynaklar onun küçük yaşta iken ilim tahsiline başladığını Ankara ve Bursa'daki âlimlerin derslerine katılarak, tefsir, hadîs, fıkıh ve zamanın fen ilimlerinde yetiştiğini yazar. Lakin hem Ankara' da, hem de Bursa'daki nasıl eğitim gördüğü bu kaynaklarda çok da bariz değildir. Melike Hâtun Medresesi'nde (Ankara) müderrislik yapmış, pek çok talebe yetiştirmiş olduğu, halk arasında çok sevilip sayılan biri olduğu hususunda bütün kaynaklar birleşir.
Hacı Bayram Veli’nin medrese hocalığı esnasında Somuncu Baba’nın dikkatini çektiği ve Ankara’ya davet edildiği verilen bilgiler arasındadır. Melike Hâtun Medresesi'nde (Ankara) müderrislik yaparken Somuncu Baba, Şeyh Secaüddin adlı müridini Ankara’ya yollamıştır............
Hagop Baronyan
2 Eser
Hagop Baronyan, 1843 yılında Edirne’de fakir bir Ermeni ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelmiş, ilk ve ortaokulu Edirne’deki Ermeni okullarında tamamlamıştı. [1] Edirne de iken bir yıl kadar da Rum okullarında eğitim gördü. [2] Bu sayede Ermenice, Rumca ve Osmanlı Türkçesini iyi düzeyde öğrenmiş oldu
1864 yılında İstanbul'a yerleşmiş [3] İstanbul'daki ilk yıllarında sekreter, aktar, öğretmen olarak çeşitli işlerde çalışmıştı. Çalıştığı çeşitli işlerde Fransızca ve İtalyancayı da kendi kendine öğrenmişti. Bu yıllarda basın ve yayın dünyası ile yakın ilişkiler kurmayı başarmış, gazeteciler, dergiciler ve Ermeni asıllı oyun yazarları ve oyuncuları ile de iletişimini güçlendirmişti. İstanbul'daki Ermeni cemaatleri ile kurduğu bu ilişkiler sayesinde yazarlık hayatına Ermenice basılan çeşitl..............
Halil Paşa
1 Eser
Halil Paşa
(d. 1857, İstanbul - ö. 1939 İstanbul), askeri ressamlar kuşağından portreleri, İstanbul ve Kahire peyzajları ile tanınmış Türk ressam.
Türk Resminin Askeri Ressamlar kuşağından tanınmış bir ressamdır. Muhtemelen 1857, İstanbul’da doğmuş, 1939 yılı Ağustos ayında ölmüştür. Hoca Ali Rıza ile beraber ÜçüncüAskeri Ressamlar kuşağından olan Halil Paşa, genellikle portreleri, yapmış olduğu İstanbul ve Kahire peyzajları ile tanınır.
Halil Paşa 1852 yılında İstanbul ’un Beylerbeyi semtinde babası Ferit Selim Paşa’nın yalısında doğmuştur. 1939’da yine aynı yalıda vefat eder. Babası Rodos kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası Selim Paşa, Mekteb-i Harbiye’nin kurucuları arasında yer alan tanınmış bir ask...................
Hüseyin Cahit Yalçın
1 Eser
Hüseyin Cahit Yalçın,
d.7 Aralık 1875 - ö.18 Ekim 1957) Servet-i Fünun dönemi edebiyatçısı, II. Meşrutiyet, Atatürk, İsmet İnönü dönemlerinde polemik ve eleştirileri ile dikkat çeken, gazeteci, yazar ve siyaset adamıdır.
İstanbullu bir ailenin oğludur. Babası orta halli bir maliye memuru (Aşar Müdürü) olan Ali Rıza Efendi, [1]annesi ise Fatma Neyyire Hanım’dır.
7 Aralık 1875’te babasının görevi nedeniyle bulundukları Balıkesir’de dünyaya gelmiştir.[2] Ağabeyi ise Hüseyin Suat’tır. Hüseyin Suat da kendisi gibi yazar olmuş Servet-i Funun topluluğunun üyelerinden birisi olmuştur. İlköğrenimini İstanbul’da, ortaöğrenimini Serez Askeri Rüştiye’de tamamlamıştır. Çocukluk günleri ve okuma merakının nasıl geliştiğini otobiyografik bir esri olan “Edebiyat Anıları” adlı eserinde şöyle dile getirmiştir.” Âşık Garip, Kerem Hikâyeleri, Hz. Ali’ nin Savaşları gibi kitaplar benim merakım ve coşkum olmuştur. Ailece okumaya meraklıydık. Babam akşam kahvesini iç...........
Hüseyin Siret
5 Eser
Hüseyin Siret
1872-1959) Şâir. İstanbul’da doğdu.
Hüseyin Siret Özsever, S. Mazhar Bey’in oğludur. Aksaray, Şehzadebaşı civarında Taşmektep’te ve Aksaray’da Medrese-i Hayriye’de iki sene okuduktan sonra kız kardeşinin kayınpederi başmabeyinci Osman Bey’in delâletiyle Mülkiye Mektebi’ne yatılı kaydedildi. Orta kısmı bitirip yüksek kısımda da bir sene bulunduktan sonra zatürreeye tutulduğu için ailesi tarafından okuldan alındırdığından Mülkiye yüksek kısmını bitiremedi. [1]
İyileştiğinde yeniden Mülkiye Mektebi’ne dönmeyip Moda’da Frerler okulunda iki sene Fransızca tahsil etti. [2] Bu mektebi bitirdikten sonra sıralarda hariciye mektupçusu olan Münir Paşa’nın delâletiyle Hariciye Mektubî Kalemi’ne maaşsız olarak işe girdi.
Nafia (Bayındırlık) muhasebecisi Sadi Bey tarafından, ‘150’ kuruş maaşla Nafıa Tercüme Kalemi’nde çalıştı. Bu işe girdiğinde daha 17 yaşındaydı. Fakat siyasete atılmıştı ve Padişah’ın politikalarına muhalefet ediyordu. İttihad Terakki’ye dâhil olan şair meşrutiyetin yeniden tesisi için yoğun faaliyet gösteriyordu. Abdülhamit’in hasmane siyasetine milletin iştirak etmediğini göstermek amacıyla İngiltere Sefiri’ne 70 civarında imzanın bulunduğu bir galibiyet temenni belgesi takdim ettiler. Bu olay üzerine tutuklandı ise de daha sonra affedldi. Daha sonra da 2. Abdülhamit'in siyasetine karşı olduğu için Hısnımansur'a (Adıyaman) tahrirat kâtibi tayin edi.................
İbrahİm Peçevi
1 Eser
brahim Peçevi veya Peçuyli İbrahim Efendi (1572–1650) Türkmen kökenli Macaristan'da doğmuş Osmanlı tarihçisidir. Macarlarca (vakanüvis) adıyla tanınır. Bosna Alaybeyi Cafer Bey’in oğludur.
Kendisinin ataları hakkında verdiği bilgilere bakılacak olursa bildiği en eski atası Fatih Sultan Mehmet zamanında Bosna’da bir zeamet sahibi olan silahtar Kara Davut’tur. Kara Davut’un Peçevi İbrahim Efendi’nin dedesi olan bir oğlu Cafer Bey de Bosna’da (Tergrişte’de) alaybeyidir. Ailesinin Alaybeyioğulları adıyla tanındığını belirten Bekir Sıtkı Baykal, Saraybosna’da yerleşmiş bu ailenin “Biha” denen bir nahiyesinde meskûn olduklarını kaydetmektedir. [1]
Annesi Ünlü Boşnak ailesi Sokullu'ya (Sokolović) mensup olan ve soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İyi bir öğrenim gördü; Macarca öğrendi. Peçevî İbrahim, ilk tahsiline babasının sancakbeyi bulunduğu Peç’te başladı. On dört yaşında babası ölünce, Budin Beylerbeyi olan Gâzi Ferhad Paşanın yanına giderek orada tahsiline devam etti. Bilâhare Bosna’ya gelerek öğrenimini tamamladı............
İvazpaşazade Atayi Atai Ali Çelebi
9 Eser
Türk şair (öl. Bursa 1437). Murat ll'nin vezirlerinden Hacı ivaz Paşa'nın (öl. 1428) oğludur.
İvaz Paşa, Yıldırım Beyazıt'ın vezirlrinden birisidir. Söylentiye göre II Murat bir kuşku yüzünden İvaz Paşa'nın gözlerine mil çektirmiş oğlu Ali Çelebi de o yüzden saraya yakın olmaktan imtina etmiştir. Bir süre sonra saraya alınmak istenen Atayi babasının başına gelenler yüzünden bunu kabul etmemiş olmasına rağmen II. Murad'a "Güneş" redifli bir kaside yazmış olması üzerinde düşünülecek bir olaydır. Belki de bu kaside babasının gözlerine mil çekilmeden önce yazılmış olmalıdır. Bu hadise üzerinde kuşku perdesi örten diğer bir husus İvazpaşa'nın Yıldırım Beyazıt devrinde de vezir olarak sarayda bulunmuş olmasıdır. [1]
Ali Çelebei'nin Latifi Tezkiresi’nde, Mevlid şairi Süleyman Çelebi'nin kardeşi olduğu yazılıdır. [2]Buna rağmen Latifi'nin verdiği bu bilgi diğer kaynaklar tarafından doğrulanmamıştır. Diğer kaynaklar Ali Çelebi'nin İvaz Paşa'nın oğlu olduğu hususunda birleşmiş gözükmektedir. Ali Çelebi'nin şiirlerinden onun iyi bir eğitim gördüğü anlaşılmaktadır. Şiirlerinde Arapça ve Farsça kelimele.............
Jose Mauro de Vasconcelos
3 Eser
Jose Mauro de Vasconcelos
(Doğumu26 Şubat 1920 Rio de Janeiro- Ölümü 24 Temmuz 1984)
Brezilyalı ünlü yazar Jose Mauro de Vasconcelos, 1920′de Rio de Janeiro yakınlarında, Bangu’da arı Hintli yarı Portekizli bir çocuk olarak dünyaya geldi. Çok yoksul olan ailesi, ona bakabilmesi için Natal kasabasında yaşayan amcasının yanına yollamak zorunda kalmıştı. Orada dokuz yaşındayken Potengi Irmağında yüzmeyi öğrendi. Birçok yüzme yarışmasında dereceler de almış çocukluk yıllarında futbol da oynamıştı. Çocuk yıllarını Şeker Portakalı adlı romanında anlattı.
Liseyi Natal’de bitirdikten sonra iki yıl tıp öğrenimi gördü. Öğrenimini yarıda bırakıp Rio de Janeiro’ya dönmek zorunda kalmıştı. Rio’da boks ile ilgilendi. Hafif sıklet boks antrenörlüğü yapmış ressam olmaya da uğraşmış, muz taşımış, balıkçılık da yapmıştı. Yazar; heykeltıraşlara modellik, hamallık, gece kulüplerinde garsonluk gibi çok çeşitli işlerde çalışarak kazanmaya uğraştı. Bu deneyimleri ise onun yazarlığına büyük katkılar sağlamıştı.
En sonunda Rio de Janeiro'dan Recife'ye taşınan Mauro Vasconcos, burada ilk okul öğretmeni olmayı başarmıştı.
Çok çeşitli işlerde çok çeşitli deneyimler kazanan yazar 1940 yıllarına doğru yazarlık hayatına adım attı. İlk kitabı ‘Yaban Muzu’ 1940′ta yayımlandı.1945′te yayımlanan ‘Beyaz Toprak’ adlı romanı çok beğenildi. Daha sonra ‘Evden Uzakta’ (1949) , ‘Sular Çekilince’ (1931) , ‘Kırmızı Arara’ (1953) ve ‘Ateş Çizgisi’ (1955) romanlarını yazdı. ‘Kayığım Rosinha’ (1961) ile ününün doruğuna çıktı. Özgün adı” Meu Pé de Laranja Lima ) olan ‘Şeker Portakalı’ (1968) adlı romanı ile şöhreti yakaladı. Brezilya, Minas Gerais bölgesinde fakir bir ailenin beş yaşındaki oğlu Zeze’nin izlenimlerini, hayallerini, çocukluk yıllarını konu edinen bu Şeker Portakalı roman aslında yazarın kendi biyografisiydi. Yazar “Bu kitabı yirmi yıl yüreğinde saklamış ama 12 günde ..“ yazmıştı. 1968'de yayımlanan Şeker Portakalı, birkaç ay geçmeden 217.000 kopya satılmayı başarmış büyük bir şöhret de kazanan yazar, bu romanın gördüğü büyük ilgi sonrasında Zeze’nin serüvenlerini ‘Güneşi Uyandıralım’ (1974) ve ‘Delifışek’ (1963) adlı romanları ile sürdürmeyi başarmıştı. Sinema oyuncusu da olan yazar, rol aldığı filmlerle ödüller de kazanmıştı fakat ünlü yazar 1988′de ölmüştür. .........
Kul Nesîmî
1 Eser
17 Asırda Anadolu`da yaşamış tekke şairi. Alevi-Bektaşi inançlarını dile getirdiği şiirleriyle tanınır. Yaşadığı yer ile doğum ölüm yılları ve tarihleri konusunda bilgi yok. Şiirleri Hurufilik, Caferilik ve Haydariliğe olan ilgisini yansıtır. Şiirlerinde hem hece hem aruz ölçüsünü başarıyla kullandı. Nefesleri Bektaşi ve Aleviler arasında çok tutulur. Bazıları günümüze kadar ulaşmıştır. Azeri asıllı Hurufi şair Nesimi ile uzunca sür süre karıştırıldı. Ama ikisinin ayrı şairler olduğunu ilk kez Cahit Öztelli ortaya çıkardı (Pir Sultan`ın Dostları–1984). 17. yüzyılda yaşamış nefesleriyle ünlü tekke şairi Kul Nesimi’nin asıl adı Ali'dir. Alevi-Bektaşi inançlarını dile getirdiği şiirleriyle tanınır. Mahlasını 14.yüzyılda yaşamış Hurufi şair Seyyid Nesîmî'ye olan sevgisi dolayısıyla aldığı ileri sürülmektedir. Saz elde, keçe külah başında, dere tepe, köy kasaba dolaşmış bir derviştir. Nerede yaşadığı konusunda yeterli ve kesin bilgiler yoktur. Hakkında bütün bilinen 1668'de sağ olduğu Bektaşiliğe bağlandığıdır. Osmanlı- Safevi (İran) dinsel ve siyasal mücadelelerinde Safevi (İran) yanlısı bir tutum takınması ve bunu şiirlerinde dile getirmesi nedeniyle kovuşturmalara uğradığı ve öldürüldüğü sanılmaktadır: Bazı şiirlerinde ham sofuları eleştirir. Özellikle heceyle söylediği şiirleri özgün ve yalın bir dil taşır. Nefesleri, Aleviler ve Bektaşiler arasında çok benimsenmiş, bazıları ezgileriyle günümüze değin ulaşmıştır. Bugüne değin Kul Nesimi'nin şiirlerinden pek azı ele geçmiş, onlar da Bağdatlı Nesimi'nin sanılmıştı. Hece ile yazılanları bi
M. Sunullah Arısoy
1 Eser
M. Sunullah Arısoy
(d. 25 Mart 1925 / ö. 19 Aralık 1989) Şair, Yazar, Yayıncı, devlet memuru
1925 yılında İstanbul Şile’de doğdu, 1988’de yaşamını yitirdi. Babası subay olduğu için babasının görev yerleri nedeniyle çocukluk yılları doğu illerinde geçti. Babası subay olduğu için Anadolu ve halkının hayatını yakından görmek fırsatını buldu. İlkokulu Diyarbakır Süleyman Nazif İlkokulunda okudu ve ilkokulu burada bitirdi (1935). Ortaokulun ilk sınıfını Balıkesir'de, ikinci sınıfını Bursa'da okudu. [1][2] İstanbul Üsküdar I. Ortaokulundan (1939) sonra Haydarpaşa Lisesine girdi Haydarpaşa Lisesi'nin 2. Sınıfından ailesel nedenlerle ayrılmak zorunda kalarak, öğrenimini yarım bıraktı. Liseyi bitirmeden çalışmak zorunda kaldı. [3
Liseyi sonradan tamamlayarak 1942'de Balıkesir'de "İktisat Vekâleti Garp Linyitleri Mıntıkası İş Mükellefiyeti Takip Müdürlüğü'nde" "daktilo" olarak çalışmaya başladı. Müdürlüğün Tavşanlı'ya taşınması üzerine oraya gitti. Oradan Soma'ya atandı.1946 yılında askere gitti. Askerlik dönüşü, eski görevine atanması yapıldı. Tavşanlı'ya bağlı Kızılçukur Köyü'ne öğretmen vekili olarak atandı. (1948-49 )
M. Turhan Tan
1 Eser
M. Turhan Tan
(d. Diyarbakır 1886 – ö. İstanbul 25 Aralık 1939): Tarihi roman yazarı, milletvekili, gazeteci, öğretmen, kâtip, kaymakam, mutasarrıf.
Turhan Tan, Sivaslı Alâeddin Paşalar ailesine mensuptur. I. Abdülhamid'in kızı Hibetullah Sultan'la evlenen Alâeddin Paşa'nın torunlarından Sivas eşrafı Ahmet Fethi Bey'in oğludur. Büyükbabası, Alâeddin Paşa'nın soyundan gelen Celâl Paşa'dır. Babası Alâeddin Paşa, Selman Paşa'nın oğludur ve Sultan III. Mustafa’nın kızlarından Hatice Sultan’ın eşi Küçük Seyit Ahmet Paşa’nın oğlu olup I. Abdülhamit’in kızı Hibetullah Sultan’ın eşi olmaktadır. Annesi ise Nuriye Hanım’dır.
M.Turhan Tan’ın Asıl adı Mehmet Samih Fethi’dir. M. Turhan Tan ise oğlunun adıdır. Yazar bu ad ile yazmış olduğu tarihi romanları ile tanınmıştır. Turhan Tan babasının görevi nedeni ile bulundukları Diyarbakır’da 1885 (1886?) [1] dünyaya gelmiştir. Liseyi Gümülcine'de ve İstanbul Vefa İdadisinde okumuş, babasından ve özel hocalardan Arapça ve Farsça öğrenmiştir. Babası ölünce döndüğü Sivas'tan hukuk okumak üzere 1902'de İstanbul'a gider. Küçük çalışmalar yaptığı bu yıllarda döneminin genç kuşak şair ve yazarlarıyla arkadaşlık yapmış fakat İstibdat idaresinin katı tutumu nede.................
Mercimek Ahmet
1 Eser
Mercimek Ahmet, 15. Yy da yaşamış olan ve edebiyatımızda ilk mesnevi yazarlarından biridir. Farsça'dan yapmış olduğu Kabusname adlı eseri ile tanınmış olan Mercimek Ahmet’in hayatı hakkında yeterli bilgi bulunmaz. Buna mukabil, eserinde baba adının İlyas olduğunu belirtmiş, II. Murat’ın yakın çevresinde bulunduğuna dair işaretler de vermiştir.
Mercimek Ahmet’in hayatına dair en önemli kanıt yazmış olduğu Kabusname çevirisi olduğu gibi eserini tamamladığı 1432 yılını not almış olmasıdır. [1]Kitabında yer alan notlara göre de eserini H.835/1432'de tamamlamıştır. Buna göre Mercimek Ahmet’in doğum ve ölüm yılları bilinmese de 14. Yy ın sonlarına doğru veya 15. Yy ın ilk başlarında doğduğu 1432 yılından sonra da öldüğü söylenebilir.
Mercimek Ahmed, Kâbûs-nâme’nin önsözünde babasının adının İlyâs olduğunu “Filibe yolunda iken hizmetine gittiği II. Murâd’ın elinde Kâbûs-nâme’yi gördüğünü, sultanın bu Farsça kitabın mevcut Türkçe çevirisini açık ve anlaşılır bulmadığı için yeniden çevrilmesini istediğini, “ben yapayım” deyince de kendisini reddetmediğini ..........
Muallim Naci
7 Eser
Muallim Naci (1850-1893)
Tanzimat devrinde, daha çok eski şiirin taraftarı olarak ün salmasına rağmen Batılı tarzda da başarılı örnekler vermiş olan tek şahsiyet, Muallim Naci’dir
Muallim Naci,1850'de İstanbul'da doğdu. 13 Nisan 1893'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Dilin sadeleşmesini savunan Tanzimat Dönemi'nin önemli şair, gazeteci ve yazarlarından biridir.
Annesi, 1829 Türk-Rus Savaşı sırasında Varna’dan göç ederek İstanbul’a yerleşen Fatma Zehra Hanım’dır. Babası ise ufak bir dükkânda saraçlık eden Ali Bey’dir.[1] Şair Ailesinin üçüncü çocuğu olarak 1850 yılında dünyaya gelmiştir. [2] Tahsiline Fevziye Mektebi’nde [3] başlayan şair kardeşiyle birlikte din bilgileri öğrenip ve Kur’an-ı Kerim’i ezberler.
Asıl adı Ömer olan şairin babası Ali Bey daha yedi yaşındayken 1857’de vefat etmiş, şair yetim kalmıştır. Dayısı Varna’da kalaycılık yapan Ahmet Ağa, annesi, şair ve k.................
Murat Çobanoğlu
19 Eser
( D. 1940, Koçköy- Kars-Ö. 26 Mart 2005, Ankara)
Murat Çobanoğlu 1940'ta Kars'ın Kars’ın Kaleiçi, ( İstasyon) mahallesinde doğmuş olan âşık ve halk hikâyesi anlatıcısıdır. Nüfus kayıtlarına göre 1940 doğumludur. Fakat âşık 14 yaşındayken şiire başladığını on dört yaşındayken bade içtiğini ve 1951 yılında türküler söylemeye başladığını defalarca dile getirmiştir. Şu halde şairin doğum tarihi 1937 yılı olmalıdır. Büyük ihtimalle nüfusa üç yıl sonra geçirilmiş olduğundan nüfustaki doğumu 1940 gösterilmektedir.
HAYATI
Kars merkezde doğan şair Kars merkezindeki Kaleiçi mahallesinde doğup İstasyon mahallesinde yaşamış olsa bile dedesinin mezarının bulunduğu Koç Köyü’nü kendi köyü olarak kabul etmektedir. [1]
Şairin aslı yörede Terekeme olarak adlandırılan Karapapak Türkleridir. Karapapaklar, Rus ihtilalından Kafkaslar ve Azerbaycan’dan Türkiye’ye gelen bir Türk topluluğudur. Murat Çobanoğlu‘nun baba tarafı Çobanlar denilen bir sülaledir. [2]Çobanoğlu’nun annesi Lala (La'li) hanımdır. Şairin babası ise Âşık Şenlik'in çıraklarından biri âşık olan ve yörenin tanınmış halk ozanlarından Âşık Gülistan'dır. Babası Âşık Gülistan’dır. Dedesi Arpaçay'ın Koçköyü’nden olup 1920'de Kars'a yerleşmiştir.[3]
Çobanoğlu’nun âşık olmasında babası Âşık Gülistan’ın çok büyük bir rolü vardır. Babası Âşık Gülistan aynı zamanda onun akranı ve yakın arkadaşı olan Şeref Taşlıova ‘nın da ustasıdır. [4]Kars’ta ilkokulunu da bitirir.
İlk bağlama derslerini Çıldırlı Aşık Şenlik’in çırağı olan babası, yörenin usta Âşıklarından Âşık Gülistan Çoban’dan alır. Âşıklık geleneğini babasından öğrenmiş ve babasının çıraklığını yaparak Âşık Şenlik Âşıklık kolu dairesinde yetişen bir halk ozanı olmuştur. Babasının eli altında yetişen Murat Çobanoğlu’14 yaşlarında türkü söylemeye başlar. Çobanoğlu, kendi şiirlerinin yanı sıra usta malı eserleri de söyleyen Serencam adı verilen türkülü hikâyeler de anlatan, usta malı türküler de okuyan başarılı bir ozandır.
Mustafa Armağan
0 Eser
Mustafa Armağan
Doğum 24 Nisan 1961 (54 yaşında)Cizre
Mustafa Armağan (d. 24 Şubat 1961, Cizre), Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti yakın tarihi konusunda eserlerle tanınan araştırmacı yazar.
Urfalı bir anne-babanın çocuğu olarak 24 Şubat 1961 tarihinde, Cizre'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. [1]Çocukluğunun bir kısmını Gaziantep’te Şehreküstü semtinde geçirdi. [2]
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümünden mezun oldu. Mezun olduktan sonra yayınevlerinde editör olarak çalışmaya başladı. 1995-1996 arasında “İzlenim Dergisinin” yayın yönetmenliğini Yaptı. Sosyal Bilimler Ansiklopedisi (Risale Yayınları, 4 cilt) ve Osmanlı Ansiklopedisi (Ağaç Yayıncılık, 7 cilt) adlı çalışmalarının yayın koordinatörlüklerinde bulundu. M. M. Şerif'in 4 ciltlik İslam Düşüncesi Tarihi adlı derlemesi (İnsan Yayınları, 1990-91) adlı eserini yayına hazırladı.
İlk telif eseri olan Gelenek (1992), Gelenek ve Modernlik Arasında (1995), Şehir Asla Unutmaz (1996) ve Bursa Şehrengizi (1998) adlı eserlerinden sonra çok sayıda inceleme, tarih, derleme ve çeviri eser yayımlandı. 1995 yılından itibaren Zaman gazetesinde yazıları çıkmaya başladı.
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfında yayın bölümü yöneticisi olarak görev yaptı. Mehtap TV'de Tarih Aynası adında bir program sunuculuğu hizmetlerinde bulunmaya devam etti. 2007 Mart ayında M. Fatih Öztarsu ve Hüseyin Işık'ın ekibine konsept danışmanı olarak TÜRTAB.........................
Mustafa Necati Sepetçioğlu
2 Eser
Mustafa Necati Sepetçioğlu Hayatı Edebi Kişiliği
(d. Tokat, Zile 1932 / ö. 8 Temmuz 2006) Romancı, hikâyeci, oyun yazarı, memur.
1932 yılında Tokat'ın Zile ilçesinin Kislik Mahallesinde doğdu. Yazarın babası bir ara Zile Belediyesi Rüsumat Dairesi amirliği yapmış, ticaretle de uğraşmış olan tahsilli bir kişi olan Abdurrahman Sepetçioğlu’dur. (1900-1974 ) [1] Annesi ise Cemile Hanım’dır. Yazar, Zile eşrafından orta hâlli bu ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelmiştir.
Yazarın baba tarafından dedesi ( ö. 1944) Hacı Hafız Mustafa Efendi, İstanbul’da medrese eğitimini görmüş, askerliği süresince Mekke’de, Mekke Şerifi’nin oğluna çeşitli dersler vermiş; müftülük görevinde bulunmuş; âlim, arif ve şair bir zattır. ( DR. SELAMİ ALAN, http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/sepetcioglu-mustafa-necati) Baba tarafından büyük dedelerinden birisi sepet ördüğü için bu aile Zile halkı tarafından “sepetçiler” lakabıyla bilinmekte olduğundan Soyadı Kanunu ile birlikte “Sepetçioğlu” soyadını kullanmaya başlamıştır. (Argunşah, 2007: 18).
Yazıları ve eserlerinde “Ahmet Cemil, Bir Zileli, Ergene Pars, Ergun Kaftancı, Me Ne Se, Velihan Bahadır” takma adlarını da kullanmış olan Sepetçioğlu’nun nüfus kayıtlarındaki gerçek adı ise Hacı Necati’dir. İlk ve ortaokulu Zile'de okumuş (1947 ) Zile Ortaokulu’nda Türkçe öğretmeninin yönlendirmesiyle edebiyata ilgi duymuş ve lise yıllarında yazı hayatına başlamıştır. [2]