Yazarlar
Hüseyin Avni Lifij
0 Eser
Hüseyin Avni Lifij
(d. 1886, Ladik - ö. 1927 İstanbul), Çerkez asıllı Türk ressam.
Sanatçının ailesi 1877–1878 Osmanlı Rus savaşı sırasında Kafkasya'nın Kuban bölgesinden göç ederek önce Samsun'a yerleşmiş bir ailedir. [1] Avni Lifij, tıpkı Namık İsmail ve Şevket Dağ gibi Çerkez kökenli bir Türk ressamıdır. Lifij, Çerkez Adige dilinde beyaz tenli anlamına gelmektedir ve Hüseyin Avni’nin ait olduğu Çerkez soyundan bir kol adı olmaktadır. [2]
H.Avni Lifij, Samsun'un Lâdik ilçesine bağlı Karaaptalsultan köyünde doğdu. İlköğrenimini Fatihte, Aşıkpaşa mahallesindeki mahalle okulunda yapmış, bu okulda resim ve müzik dersleri ile daha çok ilgilenmiştir. 1896–1898. Orta öğrenime Nadir Beyin Şehzadebaşındaki "Numune-i Terakki Mektebi”nde başlar lakin bu okulda iken ağır biçimde hastalanması dolayısıyla ailesi onu iki yıl boyunca okula yollamamıştır. Fakat bu yıllar içinde İskender Ferit Bey’den Fransızca dersleri alır. 1898–1900 -..................
Hüseyin Ayan
1 Eser
PROF.DR. HÜSEYİN AYAN ( D. 1927 Bulgaristan’da Şumnu, Ö.
Rusça, Fransızca, Farsça, Arapça, Bulgarca bilen, Seyyit Nesimi Divanı ile Hurşidnâme’yi şerh eden Akademisyen ve dekan.
1927’de Bulgaristan’da Şumnu’ya bağlı Akdere köyünde doğdu. 1939’da Akdere Köyü Türk İlkokulunu, 1942’de Şumnu Medrese-i Aliyye Ortaokulunu, 1946’da Şumnu Mekteb-i Nüvvâb Lisesini bitirdi. Aynı yıl Akdere'nin Aşağı Mahalle ilkokulunda öğretmenliğe başladı.[1]
9 Eylül 1944 ‘de Sovyetler Birliği Bulgaristan’ı işgal etti. Türkler, Türkiye’ye göç etme yolları aramaya başlamış Türk asıllı aydınlar Bulgar güvenlik güçleri tarafından takibe alınmıştı. 16 Haziran 1947’de. “Bulgaristan’daki Türkleri Türkiye’ye göç etmeye teşvikle suçlanarak tutuklanıp [2]öğretmenlikten atıldı. [3]
1948 de, Burgaz ilinin Kazan ilçesine bağlı Yenice Balkan Köyü’nde öğretmenliğe tayin edildi ama akabinde askere çağrılmıştı. Askerlik günlerini maden ocaklarında köprü yapımları ve tuğla ocaklarında geçiren Hüseyin Ayan ‘Trudovak köleliği’ [4]adını verdiği bu hizmetini 1950 de tamamlayıp tekrar öğretmen olur.
1951 yılında yapılan Türkiye’ye göç ettirilen Türkler arasında Türkiye’ye göç eder. Adana’nın Ceyhan ilçesi Mustafabeyli köyüne yerleşirler. Tapu ve Kadastro teşkilatında yevmiyeli bir işte çalışırken Toprak ve İskân İşleri Genel Müdürlüğü’nün giriş sınavını kazanıp, Ha
Hüseyin Bilişik
1 Eser
Hüseyin Bilişik,
Hüseyin Bilişik, 1923-2004
“Neyim varsa resimlerimdedir. Neler katmak istediysem yaşama, neler aldıysam yaşamdan hazlar, tadlar, sevgiler hepsi resimlerimdedir.”
HAYATI
1923 yılında İzmir’de doğdu.
İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nü bitirmiştir. 1964-74 yıllarında Türk Ressamlar Cemiyeti, 1967-70 arasında, Güzel Sanatlar Federasyonu başkanlığı görevini sürdürmüştür. 1967 den itibaren yurt içindeki ve yurt dışındaki karma resim sergilerine katılmaya başladı. [1] 1975’te Görsel Sanatlar Derneğinin kurulmasında çaba göstermiştir. Hüseyin Bilişik, resim çalışmalarının yanında organizatörlük ve yayıncılık da yaptı. Sanat Çevresi adlı bir dergi çıkartan ressamın yabancı dil öğrenimi ile ilgili ve resimlerini toparladığı bazı yayınları da vardır.[2] Bazı filmlerin afişlerini de hazırlayan ressam [3] Sanatçı 2004 yılında vefat etmiştir...........
Hüseyin Bozalganlı Azerbaycan Aşık
16 Eser
Hüseyn Bozalganlı, 1863 yılında Gazah bölgesinin Bozalganlı köyünde doğmuş ve 1941 yılında burada vefat etmiştir. Asıl adı Hüseyn Cefergulu oğlu Guliyev’dir (Namazov 2004: 176; Namazov 2013: 432). Diğer kaynaklarda, âşığın doğum tarihi 1860 (?) (Akpınar 2001: 493) ve 1864 (Sakaoğlu vd. 1993: 54) olarak verilmektedir. Bozalganlı, 1871-1881 yılları arasında molla mektebinde eğitim almıştır. 1882 yılında kohayı (köy veya kasaba yöneticisi) öldürüp dört yıl Tiflis hapishanesinde yatmıştır...
Hüseyin Cavit
1 Eser
Hüseyin Cavit Nahçıvan -1882, Sibirya 1941,
Hüseyin Cavit (d. 24 Ekim 1882, Nahcivan - ö. 5 Aralık 1941, Magadan) Azerbaycanlı şair ve oyun yazar
1882 yılında Nahcivan’da Şahtahtı köyünde doğdu. İlköğrenimine eski tedrisatla eğitim veren Nahcivan’da bir molla okulu olan medresede başladı[1] Fakat orta eğitimini yeni usul bir okul olan Mekteb-i terbiye adlı okulda tamamladı. (1896-1900).[2]
1900-1904 yıllarında Tebriz’in Talibiye medresesinde eğitimine devam etti. Hüseyin Cavid ilk edebi mahsullerini 1898-1903 yılları arasında, Tebriz’de “Talibiyye” mektebinde öğrenci iken verdi. [3]
Fakat bu yıllarda gözlerinden yakalandığı bir hastalık neticesinde okulu bırakmak zorunda kalmıştı
Tahsiline ara vermek zorunda kaldığı bu yıllarda halı kilim ticareti ile uğraşarak hayatını kazanmak zorunda kalmıştı. [4
Fakat halı ve kilim ticaretinde çok fazla başarı göstermediği için Tebriz'den dönmek ve 1906 yılına kadar Gürcistan’da (Kahetiya'da) yol yapan bir şirkette muhasebecilik yapmak zorunda kalmıştı. Bu yıllarda babası vefat etmiş ve ölmeden evvel Hüseyin Cavit’in İstanbul’da eğitimini tamamlamasını vasiyet etmişti.
Bu vasiyet üzerine ağabeyi Şeyh Muhammed, Hüseyin Cavid'i İstanbul'a tahsilini tamamlaması için gönderdi. [5] İstanbul’a gelen Hüseyin Cavit yüksek tahsilini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde(1906-1910) tamamladı. Hüseyin Cavid’in İstanbul’da eğitim gördüğü yıllarda Türk Aydınları Türkçülük düşünceleri üzerinde yoğunlaşmışlar, Türkçülük ve Milliyetçilik üzerinde tartışmalara ve yayın..................
Hüseyin Çırakman
7 Eser
Âşık Hüseyin Çırakman
Hüseyin Çırakman 1930 yılında Çorum'un Sungurlu ilçesine bağlı Körkü köyünde doğdu. Asıl adı Hüseyin'dir. Babasının adı Bektaş, anasının adı Sultan’dır. Okuma yazmayı köylerinde okul olmadığı için on yaşındayken köyündeki okuma yazma bilen bazı kişilerden öğrendi. Sonraki yıllarda ise dışarıdan sınavlara girerek İlkokulu dışarıdan bitirmeyiş başarmıştır. Köyde çiftçilik yaptı, saz çalmayı öğrendi inşaatlarda çalıştı. Saz çalmayı köyündeki Nesimi isimli bir dededen öğrenmiştir. [1]Ankara'ya yerleşti. Radyoevinde hademelik yaptı, dayanamadı ayrıldı. 1964'te Hacı Bektaş Veli anma gecesinde bulundu. "Hoş geldiniz Erenleri" okudu, beğenildi. 1975'te Hak ozanları Kültür Derneği kurucuları arasında yer aldı. [2]Asıl adı Hüseyin'dir. Şiirlerinde zaman zaman Sefil Çırakman mahlasını da kullanmıştır.
Âşıklık geleneğini ve ilk türküleri babasından öğrendi. Babası Bektaş, usta malı deyişleri çok güzel söylerdi. Ondan aldığı ilhamla 15 yaşında saz çalmayı öğrenmeye başladı ve bir daha elinden sazını hiç bırakmadı. Saz çalıp söylemek onun için bir yaşam biçimi oldu. Usta malı deyişler okuyan babası bağlama çalmayı bilmediğinden, Çırakman yaklaşık 15 yaşında köyündeki Nesimi Caferi ve Cevheri Baba’dan bağlama çalmayı öğrendi. Aynı yaşlarda bir kıza âşık oldu ancak başlık parası nedeniyle bir araya gelmeleri..............
Hüseyin Gezer
1 Eser
Hüseyin Gezer
(1920 - ), Türk heykeltıraş.1920 yılında Mersin, Mut ilçesinin Kıravga Köyü'nde doğdu.
İlkokulu Mut'ta, ortaokulu Silifke'de okuduktan sonra, Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulu'na devam etmeye başladı. Bu yıllarda fakir ve çalışkan bir öğrenci olarak öğretmenlerinin dikkatlerini üzerine çekiyordu. Üstelik bu yıllarda diğer arkadaşları edebiyat ve şiirle meşgulken o ise çamurdan heykeller yapıyordu. Balıkesir Necatibey İlköğretmen Okulu'nda model ve resim dersleri aldı. Yine bu okulda öğrenci iken Abidin Dino okula davet edilmişti. Onun çamurdan heykelciklerini gören Abidin Dino onun heykellerini beğenmişti.[1] (1940). Bu okulunu 1940 yılında dışarıdan bitirerek mezun olmak zorunda kalmıştı.
Mezun olduktan sonra 1940 1941 yılları arasında Karaköse de öğretmenlik yaptı. 1 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra, askerlik hizmetini tamamladı. Askerlik hizmetinin ardından Ankara Gazi Terbiye Enstitüsü Fransızca Bölümü'ne devam etmeye başlamıştı. Ancak heykel çalışmalarına devam ediyordu. Onun çalışımları dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in dikkatini çekmişti. Kend..............
Hüseyin Rahmi Gürpınar
11 Eser
19 Ağustos 1281/1864 tarihinde İstanbul'da Ayaspaşa semtinde doğdu. Babası Aydın ili doğumlu Hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa, annesi ise Safranbolu kökenli Safrancılar Kethüdası Hacı Ahmet Efendi’nin oğlu İbrahim Efendi’nin kızı Ayşe Sıdıka Hanım’dır.[1]
Hüseyin Rahmi, daha üç yaşında iken annesini kaybetmiş Ananesinin ölümü üzerine, Girit'te görevde bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula Girit’te iken başladı, ancak babasının evlenmesi üzerine altı yaşında tekrar anneannesinin yanına gönderilmişti. Bu nedenle Aksaray’da Yâkubağa mahallesinde yaşayan anneannesiyle teyzesinin konağında[2] büyümeye ve tahsil hayatını da burada sürdürmeye başlamıştı.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın hayatı, romanları , edebi kişiliği etkilediği şairler, yazarlar, işlediği konular, Türk edebiyatındaki yeri, eserlerinden alıntılar, anekdotlar, için aşağıdaki ilgili başlıklara tıklayınız
Hüseyin Suat Yalçın
1 Eser
Hüseyin Suat Yalçın
(İstanbul, 1867 - İstanbul, 1942) Türk yazarıdır.
Serveti Fünun Topluluğunun önemli esircilerinden olan HÜSEYİN CAHİT YALÇIN ’ın ağabeysidir. [1] Babası orta halli maliyede şar müdürü olarak çalışan Ali Rıza Bey[2], annesi ise Fatma Neyyire Hanım’dır.
Hüseyin Suat Yalçın, ilkokul öğrenimini Molla Gurânî Mahalle Mektebinde daha sonra, Balıkesir İptidai Mektebi, Beyazıt Rüştiyesi, Drama Sancağı Rüştiyesinde okumuştu. [3]
Yükseköğrenimini tıbbiye de yapan şair Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye’ yi 1886′da bitirerek doktor oldu. [4]Tıbbiye'yi bitirdikten (1886) sonra (1886), üç yıl Midillide çalıştı ve İstanbul’da bir müddet hekimlik yaptı. 1893 te Uzmanlık eğitimi için Paris’e gitti. Bu görevini Paris’te tamamlayarak çocuk hastalıkları konusunda ihtisas yaptı. (1893-1895). [5]
Hüseyi Suat Yalçın, Paris dönüşünden sonra İstanbul 10. Belediye Dairesi hekimliği yapmaya başladı ve Kadıköy Onuncu Belediye Dairesi Doktorluğuna atandı. Muallim Naci’nin yönettiği Tercüman’ı Hakikat gazetesinde eski tarz şiirleri yayımlanamaya başladı. Bu şiirlerinde divan şiirinin etkileri altındaydı. Bu yıllarda arkadaşı Cenap Şahabeddin’in davetiyle Servet-i Fünun dergisinde yazılar yazmaya başlayarak Servet-i Fünun topluluğuna katıldı. Küçük kardeş HÜSEYİN CAHİT YALÇIN ’ da bu topluluğa gir................
Hüseyin Zekâi Paşa
1 Eser
Hüseyin Zekâi Paşa
( d. 1860 Üsküdar ö. 1919) Osmanlı dönemi Türk ressam, Asker ressam
Türkiye’de batılı anlayışta çalışan ilk ressamlardan biridir.[1] Hoca Ali Rıza ve Şeker Ahmet Paşa[2]gibi Hüseyin Zekai Paşa da Üsküdar'da dünyaya gelmiştir. Harbiye'de okuduğu sırada, çocukluk arkadaşı Hoca Ali Rıza'yla dostluklarını pekiştirmiş olmaları dikkat çekicidir. İki gencin Harbiye'deki resim derslerine olan ilgileri, dost sohbetleri ile pekişmiş olmalıdır. İlköğrenimini tamamladıktan sonra Kuleli Askeri İdadisi’ne girdi. Aralarında Hoca Ali Rıza’nın da bulunduğu birkaç öğrenci arkadaşıyla birlikte özel bir resim atölyesi kurulması için okul yönetimine başvurdu. Bu atölyede Ressam Osman Nuri Paşa , Şeker Ahmet Paşa ve Süleyman Seyyit ’in öğrencisi oldu. Mezun olduktan sonra Mekteb-i Harbiye’ye girdi. Orada öğrenciyken yaptığı, Boğaziçi’ndeki donanma gecelerinden birini canlandıran resmi, Abdülhamid tarafından beğenilmişti. [3]1883 yılında mezun olduktan sonra teğmen rütbesiyle Şeker Ahmet Paşa’nın yanına hünkâr yaverliğine getirildi. Bu sırada Şeker Ahmet Paşa, Mekteb-i Harbiye ‘de albay rütbesi ile resim öğretmenliği yapıyor...............
İbn Kemal Kemalpaşazade
9 Eser
Yavuz'un çok saygı duyduğu âlim, Kanuni'nin meşhur şeyhülislâmı ve divan şairimizdir.
Asıl adı Şemseddîn Ahmed Çelebi’dir. Babası Şücâüddîn Süleyman Bey, dedesi Fâtih devri âlimlerinden Kemâl Paşa’dır. [1]Dedesinn tanınmış biri olmasından ve devrin gelenekleri sebebi ile Kemâl Paşazâde veya İbn-i Kemâl olarak adlandırılmıştır. Ahmet Şemseddin'in ailesi Tokatlı’dır. Annesi, İbn-i Küpeli’nin kızı Yusuf Sinaneddin’in yeğenidir.[2] İbn-i Kemâl, 1468 senesinde Edirne’de doğdu
Babası âlimler, ana tarafı ilmiye sınıfına mensup olan Kemâl Paşazâde, hem bir asker hem de iyi bir ilim adamı olarak yetiştirildi. Anne ve baba tarafından devrin en ileri eğitim alan ailelerinden birisine mensup olması nedeniyle çocukluğunda ileri bir eğitim aldı. Arapça ve Farsçayı ana dili kadar iyi öğrenmiştir. Ahmet Şemseddin, geçliğinde babası gibi sipahi askeri idi ve II. Bayezid döneminde birçok savaşlarda bulundu. O, bilim adamlarının emirlere bile üstün tutulduğunu görerek genç iken mesleğini değiştirip eğitimini ilerletmişti.
İbn-i Kemâl, Molla Lütfî, Kestelli ismiyle meşhur Muslihuddîn Mustafa Efendi, Hâtibzâde Muhyiddîn Mehmed Efendi ve Muarrifzâde Sinânüddîn gibi zamanın meşhur âlimlerinden ilim ……
İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci
0 Eser
İbn-ür Refik Ahmet Nuri Sekizinci
(d. 1874, İstanbul - ö. 6 Mart 1935, Ankara). Tiyatro oyuncusu, oyun yazarı ve spor adamıdır.
Asıl adı İbn-ür Refik Ahmet Nuri’dir. Dedesi fes nâzırı Süleyman Paşa, babası ise Osmanlı dönemi sorgu hâkimi (müstantik) Mehmed Refik Bey’dir.[1] Bu nedenle İbnürrefik Ahmed Nuri adı ile bilinmiştir. 1874 yılında, İstanbul'da Üsküdar'ın Ayazma mahallesinde doğan, yazarın soyadı kanunu çılmasından sonra Sekizinci soyadını almasının nedeni, Alfred Savoir'ın La Huitième Femme de Barbe-Bleu (Mavi Sakalın Sekizinci Karısı) adlı oyunundan uyarladığı Sekizinci (1922) adlı tiyatro eserinin en tanınmış eseri olması nedeni iledir. Cumhuriyetin ilanından sonra soyadı kanunu çıkınca en sevdiği oyunu olan Sekizinci adlı oyunun adını kendisine soyadı olarak kabul etmiştir
Yazar, ilk orta ve ortaokulu İstanbul’da Doğancılar Sıbyan Mektebinde ve Üsküdar’da Rüstem Paşa Mekteb-i İptidaisinde tamamladı. [2] Lise eğitimi için bir süre Paşakapısı Askerî Rüştiyesine devam ettikten sonra 1881'de Mekteb-i Sultani yani Galatasaray Lisesi'ne b....................
İbrahim Abdülkadir Meriçboyu
1 Eser
İbrahim Abdülkadir Meriçboyu
A.Kadir veya tam adıyla İbrahim Abdülkadir Meriçboyu (d. 1917, İstanbul - ö. 1 Mart 1985, İstanbul) 1940 kuşağı toplumcu şairleri arasında yer alan Türk şairidir. Çeviri çalışmalarıyla dünya şiirinin Türk Edebiyatında tanınmasına da katkıda bulunmuştur.
Asıl adı İbrahim Abdülkadir Meriçboyu olan ve yazılarında” Abdülkadir İbrahim”,” Ali Karasu” takma adlarını da kullanan şair 1917'de İstanbul'da doğdu. Babasını ve annesini çok küçük yaşlarda kaybetmişti. Bu nedenle çocukluk yıllarında bir yandan tahsilini yaparken diğer yandan da sepetçilik, kahveci çıraklığı, seyyar satıcılık gibi işlerde çalışmak zorunda kaldı.
İbrahim Alaaddin Gövsa
5 Eser
(d. 1889, İstanbul, Türkiye) - (ö. 29 Ekim 1949, Ankara, ) Milli Edebiyat ve Cumhuriyet dönemi biyografi, antoloji ve sözlük çalışımları ile de tanınan Türk şairi.
1889 senesinde İstanbul’da doğdu. Babası Filipe’den gelen Küçük Filibeli diye tanınan Abdullah Efendi’nin oğlu Trabzon Vilayet Mektubi Kaleminde çalışan bir memur olan Asım Bey’dir. Babası Mustafa Asım Bey, Arapçayı çok iyi bilen Farsça ve Fransızcaya vâkıf, devrin dergi ve gazetelerinde yayımlanan aydın bir insandır. Asım Bey, Fransızcadan Fenelon'un Telemak adlı eserini ile Farsçadan ise Pend-i Attar da tercümesini yapmıştır
Abdullah Efendinin kardeşi ve babasının amcası olan Halil Fevzi Efendi ise Anadolu ve Rumeli de Kazaskerlik de yapmış olan Filibeli Hoca diye bilinen ünlü bir isimdir.
Annesi ise Yemen’de şehit düşen Erzurumlu Osman Paşa’nın kızı Fatma Behice Hanım’dır.
İlköğrenimine İstanbul’da Kemeraltı, Çengelköy ve bir özel okul olan Şemsül-Maarif özel okulunda başlar. Orta öğrenimini Vefa ve Trabzon idadîlerinde tamamlar. [1] Okul yılla...................
İbrahim Aslanoğlu
1 Eser
İBRAHİM ASLANOĞLU (1920 - 1995) Foklorcu ve araştırmacı
1920 yılında Tokat’ta doğdu. İlk ve ortaokulu Tokat’ta okudu. Daha sonra Sivas Öğretmen Okuluna devam etti. 1942 yılında Ankara’da yayınlanan Millet Dergisi’ndeki ilk yazısı çıktı. 1944 yılında Sıvas İlk Öğretmen Okulu’ndan mezun oldu. Siirt Pervari ve Bahçesaray ‘da öğretmenlik yaptı. [1] Askerlik görevini yaptıktan sonra 1947 de Sivas’ın Divriği ilçesinde öğretmen olarak göreve başladı. [2]
1940 lı yılarda Sivas Halkevi faaliyetlerine katılmaya başlayan İbrahim Aslanoğlu’nun yazıları, VEHBİ CEM AŞKUN ’un 1944 yılında çıkarmaya başladığı Yayla Dergisinde yazıları çıkmaya başlamıştı. Divriği ilçesinde öğretmen iken Halk Edebiyatı ve folklor araştırmalarına yöneldi. 1963’te Sivas Merkez Çiçekli İlkokulu, 1965’te Gazi Osman Paşa İlkokulu’nda görevine devam etti. [3]
30 Ekim 1964’te Tümgener......................
İbrahim Çallı
1 Eser
İbrahim Çallı Hayatı
( d.13 Temmuz 1882, Çal, Denizli - ö. 22 Mayıs 1960 İstanbul ) Türk ressam,
Rüştiyeyi doğum yeri eski adı Demirciköy olan ve o yıllarda İzmir’e bağlı bulunan Çal kasabasında dünyaya geldi Babası kasabanın ileri gelenlerinden Osman Efendi’dir. Çal’da, Mülki İdadi'sini ise İzmir’de bitirdi. Bir söyleşinde o günlerini şu şekilde anlatır. “Çal’da doğdum. İlkokulu orada okudum. Bir Rum kunduracısı vardı mahallemizde, pabuçlarımı ona pençelettirirdim. Dükkanın duvarlarında ‘Köroğlu-Ayvaz’ resimleri olmasa delik ayakkabılarla sürterdim ya!… İşte o resimler beni çekerdİ” Babasının ve ailesinin önerdiği hiçbir işe bakmıyor, berberde vb gördüğü resimlere benzer resimleri duvarlara vb çizmekten başka bir şey yapmıyordu. Ailesine kesin kararını bildirmişti. İstanbul’a gidip ressam olacaktı. Ablası en sonunda onun herhangi bir işte başarılı olamayacağını anlamış, babasından Çallı’ya düşen araziyi satarak Çallı’nın kemerinin içine doksan beş altın koyarak onu İstanbul’a askeri okullarda eğitim görmesi için yollamıştı..........
İbrahim Çallı
0 Eser
İbrahim Çallı Hayatı
( d.13 Temmuz 1882, Çal, Denizli - ö. 22 Mayıs 1960 İstanbul ) Türk ressam,
Rüştiyeyi doğum yeri eski adı Demirciköy olan ve o yıllarda İzmir’e bağlı bulunan Çal kasabasında dünyaya geldi Babası kasabanın ileri gelenlerinden Osman Efendi’dir. Çal’da, Mülki İdadi'sini ise İzmir’de bitirdi. Bir söyleşinde o günlerini şu şekilde anlatır. “Çal’da doğdum. İlkokulu orada okudum. Bir Rum kunduracısı vardı mahallemizde, pabuçlarımı ona pençelettirirdim. Dükkanın duvarlarında ‘Köroğlu-Ayvaz’ resimleri olmasa delik ayakkabılarla sürterdim ya!… İşte o resimler beni çekerdİ” Babasının ve ailesinin önerdiği hiçbir işe bakmıyor, berberde vb gördüğü resimlere benzer resimleri duvarlara vb çizmekten başka bir şey yapmıyordu. Ailesine kesin kararını bildirmişti. İstanbul’a gidip ressam olacaktı. Ablası en sonunda onun herhangi bir işte başarılı olamayacağını anlamış, babasından Çallı’ya düşen araziyi satarak Çallı’nın kemerinin içine doksan beş altın koyarak onu İstanbul’a askeri okullarda eğitim görmesi için yollamıştı..........
İbrahim Tennuri
7 Eser
İbrahim Tennuri
( Doğumu Amasya veya Sivas’ın Tennur köyü - Ölümü 1482 Kayseri )
15.yüzyıl tasavvufçularından, Âşık takma adıyla şiirler yazmıştır, Sivas'ta doğmuş, 1482`de Kayseri'de vefat etmiştir.
XV’ inci yüzyılda Kayseri'de yaşamış mutasavvıf, şair, ilim ve hikmet sahibi bir zattır. Ailesine "Sarrafzadeler" denilen İbrahim Tennuri'nin, kuyumculuk sarraflıkla uğraşan babası Hüseyin Efendi’dir. [1]Kayseri’de kendi ismi ile tanınan bir mahalle kurulmuş ve kendisi de cami, çeşme gibi hayır müesseseleri yaptırmış olduğundan Kayserili olarak bilinir.[2]
Şeyh İbrahim Tennuri Sivas'ta doğmuştur. Çalışma hayatının hemen hemen tamamı Kayseri’de geçtiği için Kayserili diye bilinmektedir. Müderris ve mutasavvıftır. Yalnız Kayseri’nin değil, aynı zamanda Osmanlının da çok tanınmış bir şahsiyetidir. [3]
İbrahim TENNURİ’nin doğum tarihi ve yeri konusunda çelişkili bilgiler vardır. Kimi kaynaklar onu Amasya'lı olduğunu ifade etseler de kimi kaynaklara göre İbrahim Tennuri, Sivas ili Tennur köyünde dünyaya gelmiştir. Kendisinin Tennuri mahlasını almasının bir sebebi köyünün adından dolayıdır. [4] Bir başka sebep ise “Tennur yani tandır” kelimesi ile vücudunun sıcaklığının zaman zaman çok yükselmesi ya da kendisinin sıcaklığı arttığında aksine bir davranışla tandıra girdiğinin rivayet edilmesi, hatta kabızlık hastalığına yakalananları tandır veya sıcak sac üzerinde oturtarak iyileştirdiği konusu ile ile ilgilidir. [5]
Rivayet edildiğine göre, “ Fatih'in Hocası Akşemseddin (15 yy) hayatta iken Kayseriyye’ de irşatla meşgul bulunan Şeyh İbrahim Tennuri, şiddetli kabız hastalığına tutulmuş, bundan şifa bulmayı başaramayınca yönünü¸ Akşemseddin (15 yy) 'e çevirip, Onunla mülakata gitti. Giderken bir gece rüyasında Ak Şemseddin’i görür. Şeyh Ak Şemseddin, İbrahim’e sıcak bir tandır üzerine oturup terlemesini emretti. Ertesi gün Şeyh İbrahim emre uyarak, bir tandır üzerine oturdu ve baştan ayağa tere kapıldı. Pekliği açıldı ve bu vartadan kurtuldu. “ [6]
İbrahim Zeki Burdurlu
1 Eser
(d. 1922 Burdur/ ö. 27 Temmuz 1984 İzmir ) Şair, yazar, folklor araştırmacısı ve öğretmen
İbrahim Zeki Burdurlu , Burdur’da doğdu. Baba adı Nuri Öcal, annesi ise Hatice Öcal’dır. Nuri ve Hatice Öcal ailesinin üç erkek çocuğun en küçük olanıdır. Asıl soyadı Öcal olduğu halde Edebî hayatında Burdurlu olduğunu vurgulamak için olsa gerek Burdurlu soy ismini kullandı. Yoksul bir ailenin çocuğuydu. Çocukluk yılları zor şartlar altında geçmişti.
İlkokulu ve ortaokulu Burdur’da okuduktan sonra İstanbul Erkek Öğretmen Okulundan mezun oldu. Öğretmen olarak mezun olduktan sonra 1940 yılında ve Ceyhan’ın Mustafabeyli köyünde öğretmenlik yaptı. Bir yıl sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne girdi. [1]
Eski adı Gazi Terbiye Enstitüsü olan bu okulun Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden 1948 yılında mezun oldu. Böylece lise öğretmeni olarak görev yapmaya başladı. Lise öğretmeni olarak Ankara Atatürk Lisesi'nde Türkçe öğretmenliği yaptı.[2] Daha sonra asıl görev yeri olan Sivas’a gitti. Sivas’t................
İhsan Özsoy
1 Eser
İHSAN ÖZSOY BEY
1867'de İstanbul 'da doğdu. 1944'te İstanbul'da öldü.
Sanayii Nefise Mektebi Âli’si Heykel Şubesi'nin ilk öğrencilerindendir. Bir rastlantı sonucu ve Osman Hamdi Bey' 'in aracılığıyla bu okula girdi. ( Okulun çevresinde gezinirken, müdür Osman Hamdi Bey'le karşılaşmış ve okula girmek isteyip istemediği yolundaki bir soruya olumlu yanıt verince, Heykel Bölümü'nün başında bulunan Osgan Yervant Efendi' nin atölyesine kaydını yaptırmıştı [1] Sanayi-i Nefise Mektebi'nin ilk heykel hocası olan Oskan Efendi'nin öğrencisi oldu. [2] İhsan Özsoy, bu okulda 9 yıl öğrenim gördü. Okula 1883'te girmiş, 1891 yılında birincilikle mezun olmuştu. Bu başarısının ödülü olarak 1891 yılında heykel alanında uzmanlık eğitimi için Paris'e gönderildi. Bir süre Jan Baptist Gustave Deloye'un atölyesinde çalıştı.[3] Bu atölyede bir müddet çalıştıktan sonra Ecole Deus Beux-Art
atölyesinde çalışmaya başlayacaktı. Orada...............